·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


21.yüzyıl Faşizmi

Bir daha iddia ediyorum: Batı fikren bitmiştir! Geride bıraktığımız son üç yüzyılda olduğu gibi, kitlelerin arkasından sürükleneceği, üniversite gençliğini, aydınları cezbedecek düşünce üretemiyor, ideoloji ihracatı yapamıyor artık. Batı, fikren ve zikren tıkanmıştır!

Üstün ırka dayalı faşizmi, nasyonal sosyalizmi milyonlarca insanın akan kanlarında boğuldu. Sosyalizm-komünizm diktatörlüğü ne iddia edildiği gibi ezilen halklara eşitlik, refah ve demokrasi getirdi, ne de düşman ilan ettiği kapitalizmle boy ölçüşebildi. Fakat bunların ötesinde, faşizmden ve kapitalist-emperyalizmden pek de farkı olmadı.

Hülasa, geri kalmış ve az gelişmiş ülkeler geride bıraktığımız yüzyılda bir taraftan Rusya öncülüğündeki komünizmden, diğer tarafta A.B.D öncülüğündeki kapitalizmden ağzı yanmış, hâyâl kırıklığına uğramış olarak kaldığı yerden toparlanmaya çalışıyorlar.

Dünyanın, tek süper güç olarak Amerika’nın vicdansızlığına terk edilmesinden sonra, dünyadaki enerji kaynaklarının %70’ini topraklarında bulunduran müslüman ülkelerin başında kızılca kıyametler koparılmaktadır.

Bilindiği gibi Batı aydını ilk etellektüel savaşını kiliseye yani dine baş kaldırarak başlatmıştı. Dikkat edilirse, Batı kaynaklı düşünce sistemlerinin bir kısmında din, ya tamamıyla reddedilmiş veya kısmen, göstermelik ya da aslından saptırılarak muamele görmüştür. Hadiseye bu çerçevede bakıldığında, Batılı düşünce sistemlerine ve buna bağlı olarak hayat tarzında dinin yok denecek kadar bir ehmmiyeti olduğu göze çarpar.

İslâm âlemine baktığımızda; bilhassa kömünizmin çökmesiyle birlikte müslümanlarda sanki din yeniden keşfedilmiş gibi bir gelişme dikkatimizi çeker. Batı’dan ithal ettiğimiz ideolojilerle birlikte idollar da birer birer yıkıldı. İslâm ise hayat vermeye, fikir dünyamızda yeni filizlenmelere, karanlıklara nur gibi doğmaya ve mücadele direncimizi artırmaya devam ediyor.

İsrail’in havadan yağdırdığı bombalarla Lübnanlı bir ailenin hemen hemen bütün fertlerinin katledildiği cenaze törenini televizyonda seyrederken, daha cenazeler toprağa verilmek üzereyken tekrar bombaların patlamaya başladığı sırada, mezar başındakilerin “Allahuekber!” nidaları dikkatimi çekmişti. Bir zamanların “Şarkın Parisi” Beyrut’un İsrail-Amerika’nın bu kaçıncı bombalayışıydı... Allah’ından başka dayanacak, yardıma çağıracak dostu kalmayan bu insanlar, başka ne diyebilirdi?.. Herhalde, “Bush-ekber” demeleri beklenemezdi.

Asırlardan beri fikren hadımlaştırılmış müslümana bunu bile çok gördüler: Vay sen miydin “Allahuekber” diyen; öyleyse sen de....  Bu cümlenin devamını siz getirirken, müslüman kimlikli insanlara Batı terminolojisinde yakıştırılan ne kadar menfi kavram varsa hepsini ilave edebilirsiniz. Bu yazının kaleme alındığın günün ertesi bir Alman radyosuyla telefon söyleşimiz olacak. Konu: İslam ve Terör. İngiltere’de “İslamcı Teröristler” uçaklara eylem planlıyormuş, (gazeteci taktiğiyle) bunun hesabı bizden sorulacak. Peki, iyi bir hıristiyan olduğunu iddia eden Bush’a, Irak’ta, Filistin’de ve en son olarak Lübnan’da akıttığı ve akıttırdığı kanların hesabını hıristiyanlar niçin sormuyorlar?.. Bush’un zulmünü tasvip etmeğen hıristiyanlar bundan sorumlu olmadıklarına göre, masum insanlara yönelik (müslüman motifli) terör eylemlerini de hiçbir zaman tasvip etmeyen müslümanlar niçin bundan sorumlu tutulur? Bunu hangi vicdan ve mantık ölçüleriyle bağdaştırmak mümkün?.. (vereceğim cevaplarda aynı görüşlerimi tekrarlayacağımdan emin olabilirsiniz).

Sindirilmiş müslüman kendini ifade etmekten aciz, korkak ve basiretten yoksundur. Amerika’nın her türlü âleni desteğiyle İsrail, Ortadoğu’da kelimelerle tarifte aciz kaldığım bir katliam gerçekleştirirken,  ikiyüzlü Batı’nın iğrenç tutumuyla, utanç veren Müslüman-Doğu’nun tutumu vicdan sahibi her insan için insanlık adına yüzkarasıdır.

Batı, eskiden önce ideolojisini bize ihraç eder veya biz ithal ederdik, daha sonra da kültür hayatımızdan beşerî, iktisadî ve askerî düzenimize kadar bütün kalıcı unsurlarıyla sömürü düzenini kurardı. Şimdilerde ise fikrî sermayesini tüketmiş Batı daha da zorbalaşarak azgınlaştı. Çünkü, bilhassa son yüzyılda kan, gözyaşı ve sömürüden başka Batı’dan birşey görmeyen halk yığınları uyanmaya başladı. Eskiden belli bir ideolojik grup “Amerika defol!” derken, bugün sıradan halk yığınları koro halinde haykırıyor: Amerika defol!...

Onlar, “defol“dedikçe Amerika ve yandaşları daha çok azgınlaşıyor ve vurdukça vuruyor, vurduruyor...  Nazi Almanyası Yahudileri kırmakla emeline ulaşamadığı  gibi, İsrail de müttefiki Amerika’yla birlikte Filistin ve Lübnan halkını kırmakla emeline ulaşmayacaktır. Filistin-Afganistan-Irak-Lübnan savaşı Amerika’nın nezdinde Batı’nın (şimdilik) manen tükenişinin göstergesidir. Şayet müslüman ülkeler, enerji kaynaklarını sömürgeci ve işgalcilere peşkeş çekmeden kendi halklarının refahı ve yanıbaşlarındaki sefil ve perişan müslümanların yararı için değerlendirirlerse, zaten gerileme sürecine girmiş Batı kapitalizmi yakın bir zaman içinde madden de çökmeğe başlayacaktır.

Bush’un düştüğü seviyesizliğe düşmemek için, bütün hıristiyanları zan altında bırakacak “Hıristiyan Faşistler” tabirini kullanmak istemiyorum. Fakat, bir hakikat var ki; A.B.D.’nin şu andaki Başkanı Bush, 21. yüzyılın en büyük postmodern (hıristiyan) faşistidir. Kendi itirafıyla bu savaş, İslam’a karşı verdiği çok kapsamlı bir Haçlı zihniyetli hükümranlık savaşıdır. Amerika bu savaşı nihayetinde kaybetmeye mahkûmdur çünkü, zulüm hiçbir zaman payidar olmadı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
21.yüzyıl Faşizmi
Hayrettin Çakmak
Kabuk Bağlatılmayan Zırvalar
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Yılmaz Kuzucu
Tatille yenilenmek
Nuran Yelkenci
Mutfaktaki İsraf
İbrahim Selamet
Filistin
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Nasıl bir cumhurbaşkanı
Fikret Ekin
Yine İnsan
M. Ali Aladağ
Sadece Ölü Balıklar mı?
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Osman Seçmez
Avrupa Birliği  Türkiye ilişkilerinde farklı perspektivler
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Yakup Yurt
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç