|
21.yüzyıl
Faşizmi
Bir daha iddia ediyorum: Batı fikren bitmiştir!
Geride bıraktığımız son üç yüzyılda olduğu gibi, kitlelerin
arkasından sürükleneceği, üniversite gençliğini, aydınları
cezbedecek düşünce üretemiyor, ideoloji ihracatı yapamıyor
artık. Batı, fikren ve zikren tıkanmıştır!
Üstün ırka dayalı faşizmi, nasyonal sosyalizmi milyonlarca
insanın akan kanlarında boğuldu. Sosyalizm-komünizm
diktatörlüğü ne iddia edildiği gibi ezilen halklara eşitlik,
refah ve demokrasi getirdi, ne de düşman ilan ettiği
kapitalizmle boy ölçüşebildi. Fakat bunların ötesinde,
faşizmden ve kapitalist-emperyalizmden pek de farkı olmadı.
Hülasa, geri kalmış ve az gelişmiş ülkeler geride
bıraktığımız yüzyılda bir taraftan Rusya öncülüğündeki
komünizmden, diğer tarafta A.B.D öncülüğündeki kapitalizmden
ağzı yanmış, hâyâl kırıklığına uğramış olarak kaldığı yerden
toparlanmaya çalışıyorlar.
Dünyanın, tek süper güç olarak Amerika’nın vicdansızlığına
terk edilmesinden sonra, dünyadaki enerji kaynaklarının
%70’ini topraklarında bulunduran müslüman ülkelerin başında
kızılca kıyametler koparılmaktadır.
Bilindiği gibi Batı aydını ilk etellektüel savaşını kiliseye
yani dine baş kaldırarak başlatmıştı. Dikkat edilirse, Batı
kaynaklı düşünce sistemlerinin bir kısmında din, ya
tamamıyla reddedilmiş veya kısmen, göstermelik ya da
aslından saptırılarak muamele görmüştür. Hadiseye bu
çerçevede bakıldığında, Batılı düşünce sistemlerine ve buna
bağlı olarak hayat tarzında dinin yok denecek kadar bir
ehmmiyeti olduğu göze çarpar.
İslâm âlemine baktığımızda; bilhassa kömünizmin çökmesiyle
birlikte müslümanlarda sanki din yeniden keşfedilmiş gibi
bir gelişme dikkatimizi çeker. Batı’dan ithal ettiğimiz
ideolojilerle birlikte idollar da birer birer yıkıldı. İslâm
ise hayat vermeye, fikir dünyamızda yeni filizlenmelere,
karanlıklara nur gibi doğmaya ve mücadele direncimizi
artırmaya devam ediyor.
İsrail’in havadan yağdırdığı bombalarla Lübnanlı bir ailenin
hemen hemen bütün fertlerinin katledildiği cenaze törenini
televizyonda seyrederken, daha cenazeler toprağa verilmek
üzereyken tekrar bombaların patlamaya başladığı sırada,
mezar başındakilerin “Allahuekber!” nidaları dikkatimi
çekmişti. Bir zamanların “Şarkın Parisi” Beyrut’un
İsrail-Amerika’nın bu kaçıncı bombalayışıydı... Allah’ından
başka dayanacak, yardıma çağıracak dostu kalmayan bu
insanlar, başka ne diyebilirdi?.. Herhalde, “Bush-ekber”
demeleri beklenemezdi.
Asırlardan beri fikren hadımlaştırılmış müslümana bunu bile
çok gördüler: Vay sen miydin “Allahuekber” diyen; öyleyse
sen de.... Bu cümlenin devamını siz getirirken, müslüman
kimlikli insanlara Batı terminolojisinde yakıştırılan ne
kadar menfi kavram varsa hepsini ilave edebilirsiniz. Bu
yazının kaleme alındığın günün ertesi bir Alman radyosuyla
telefon söyleşimiz olacak. Konu: İslam ve Terör.
İngiltere’de “İslamcı Teröristler” uçaklara eylem
planlıyormuş, (gazeteci taktiğiyle) bunun hesabı bizden
sorulacak. Peki, iyi bir hıristiyan olduğunu iddia eden
Bush’a, Irak’ta, Filistin’de ve en son olarak Lübnan’da
akıttığı ve akıttırdığı kanların hesabını hıristiyanlar
niçin sormuyorlar?.. Bush’un zulmünü tasvip etmeğen
hıristiyanlar bundan sorumlu olmadıklarına göre, masum
insanlara yönelik (müslüman motifli) terör eylemlerini de
hiçbir zaman tasvip etmeyen müslümanlar niçin bundan sorumlu
tutulur? Bunu hangi vicdan ve mantık ölçüleriyle
bağdaştırmak mümkün?.. (vereceğim cevaplarda aynı
görüşlerimi tekrarlayacağımdan emin olabilirsiniz).
Sindirilmiş müslüman kendini ifade etmekten aciz, korkak ve
basiretten yoksundur. Amerika’nın her türlü âleni desteğiyle
İsrail, Ortadoğu’da kelimelerle tarifte aciz kaldığım bir
katliam gerçekleştirirken, ikiyüzlü Batı’nın iğrenç
tutumuyla, utanç veren Müslüman-Doğu’nun tutumu vicdan
sahibi her insan için insanlık adına yüzkarasıdır.
Batı, eskiden önce ideolojisini bize ihraç eder veya biz
ithal ederdik, daha sonra da kültür hayatımızdan beşerî,
iktisadî ve askerî düzenimize kadar bütün kalıcı
unsurlarıyla sömürü düzenini kurardı. Şimdilerde ise fikrî
sermayesini tüketmiş Batı daha da zorbalaşarak azgınlaştı.
Çünkü, bilhassa son yüzyılda kan, gözyaşı ve sömürüden başka
Batı’dan birşey görmeyen halk yığınları uyanmaya başladı.
Eskiden belli bir ideolojik grup “Amerika defol!” derken,
bugün sıradan halk yığınları koro halinde haykırıyor:
Amerika defol!...
Onlar, “defol“dedikçe Amerika ve yandaşları daha çok
azgınlaşıyor ve vurdukça vuruyor, vurduruyor... Nazi
Almanyası Yahudileri kırmakla emeline ulaşamadığı gibi,
İsrail de müttefiki Amerika’yla birlikte Filistin ve Lübnan
halkını kırmakla emeline ulaşmayacaktır.
Filistin-Afganistan-Irak-Lübnan savaşı Amerika’nın nezdinde
Batı’nın (şimdilik) manen tükenişinin göstergesidir. Şayet
müslüman ülkeler, enerji kaynaklarını sömürgeci ve
işgalcilere peşkeş çekmeden kendi halklarının refahı ve
yanıbaşlarındaki sefil ve perişan müslümanların yararı için
değerlendirirlerse, zaten gerileme sürecine girmiş Batı
kapitalizmi yakın bir zaman içinde madden de çökmeğe
başlayacaktır.
Bush’un düştüğü seviyesizliğe düşmemek için, bütün
hıristiyanları zan altında bırakacak “Hıristiyan Faşistler”
tabirini kullanmak istemiyorum. Fakat, bir hakikat var ki;
A.B.D.’nin şu andaki Başkanı Bush, 21. yüzyılın en büyük
postmodern (hıristiyan) faşistidir. Kendi itirafıyla bu
savaş, İslam’a karşı verdiği çok kapsamlı bir Haçlı
zihniyetli hükümranlık savaşıdır. Amerika bu savaşı
nihayetinde kaybetmeye mahkûmdur çünkü, zulüm hiçbir zaman
payidar olmadı.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|