|
BİR SES Muhsin
Ceylan
|
|
|
mceylan99@yahoo.de
|
Berlin, Ankara’dan çekinir mi?
İlgilenenlerimizin duyduğu, Yurt Dışındaki Türklerden
Sorumlu Devlet Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi
Stratejik Araştırmalar Merkezi (HÜSAM) göçü enine boyuna
konuşmak için 21-23 Mayıs 2009 da bir sempozyum düzenledi.
15 ülkeye 3 bin 500 davetiyenin çıkarıldığı yaklaşık 400
kişinin katıldığı bu uluslar arası sempozyumda, Türklerin
yaklaşık 50 yıllık yurtdışına göçü değerlendirilip,
kazançlar, kayıplar, problemler ile geleceğe yönelik çözüm
yolları, beklenti ve stratejiler konuşuldu, tartışıldı.
Çözüm odaklı sempozyumda, taraflara problemlerin çözümüne
katkıda bulunmak ana ve tek hedefti.
’’Yurtdışındaki Türkler’’: 50’ inci yılında Göç ve Uyum
Sempozyumu’’na 15 ülkeden 150'ye yakın “uzman” katıldı.
Sempozyumda gözler, Almanya'dan da en yüksek düzeyde davet
edilen politikacıları aradı. Ama bu arayış boşunaydı. Her
ağzını açtığında uyumdan bahseden Alman davetlilerden (Türk
asıllı politikacıları kasdetmiyoruz) kimsecikler yoktu bu
tarihinde bir ilk olan göç sempozyumunda.
650 bini seçmen 900 bine yakını Alman vatandaşı olan 3
milyon Türk kökenli insanın yaşadığı Almanya’dan neden üst
düzey bir politikacı bu sempozyuma katılmadı dersiniz? 3 gün
süren sempozyumun bir gününde Ankara’da bulunmak çok mu
zordu? Federal Hükümet Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı
Prof. Dr. Maria Böhmer'in bu sempozyuma katılmayışıyla
ilgili inandırıcı bir cevap borcu olduğunu menfaatlerimiz
kesilebilir endişesiyle başka sorabilen olmadığı için, biz
buradan soralım:
Evet, Sayın Bakan Bayan Böhmer, bu sempozyuma neden
katılmadınız? Uyumla ilgili en çok konuşan ve koşturan
(sonuçlarından bağımsız olarak) siz olmanıza rağmen bu
sempozyumda kısada olsa görünmek çok mu zordu? Tarafların
birinci derece sorumlularından olan Yurtdışındaki Türklerden
Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Çelik ile Devlet Bakanı ve AB
görüşmeleri Başmüzakerecisi Egemen Bağış'ın yanında açılışa
katılıp iki kelam da sizin etmeniz neden imkansız dı?
Yoksa, buralarda bizlere anlattıklarınıza, sempozyumda
uzmanların ve işin içinden gelenlerin vereceği cevaplarla
yüzünüze ayna tutulmasından mı korktunuz? Davetiyelerin
aylar önce göderilmesine rağmen göçmen ve yerliler arasında
var olan problemlerin nasıl aşılabileceğinin konuşulup
tartışıldığı bu sempozyuma federal düzeyden bir tek Alman
sorumlunun katılmamasını Almanya’ya nasıl yakıştırdınız
Sayın Bakan? Yoksa bu sempozyumun tarafların bir samimiyet
imtihanı olacağından mı çekindiniz Sayın Böhmer?
Belirttiğimiz gibi, lütfederseniz cevabınızı bekliyoruz...
Devlet eski bakanı Prof. Dr. Mustafa Said Yazıcıoğlu
döneminde kararlaştırılıp uygulaması yeni bakan Faruk
Çelik’e nasip olan sempozyumun ana başlıkları ise şunlardı:
Entegrasyon-Uyum, Göçmenler ve Eğitim: Anadil, Genel ve
Mesleki Eğitim, Din Öğretimi Haklarını Kullanamayan ya da
Hakları Kullandrılmayan Göçmenler, Göçmenlikten Gelen
Kazanımlar, Göçmenler ve Ekonomi, Yurtdışındaki Göçmenlerin
Türkiye’ye Katkıları, Yurtdışındaki Göçmenlerin Bulundukları
Ülkelere Katkıları, Göç-Uyum ve Medya’nın Rolü, Göçmenlere
Yönelik Ayrımcılık Politikaları, Göçmenler ve Siyaset,
Türkiye’nin Göçmen ve Entegrasyon Politikaları, Türkiye"nin
Göçmenlere Yönelik Hizmetleri, Çifte Vatandaşlık,
Islamofobi, Göçmen Kadınlar, Göçmenler ve Sivil Toplum
Örgütleri, AB-Türkiye İlişkileri Çerçevesinde Türk
Göçmenler.
150 civarındaki tebliğci arasında gazeteciden akademisyene,
siyasetçiden eğitimciye, Ankara veya Berlin’in mali destekle
kol kanat gerip hayatta tuttuğu dernek temsilcilerine kadar
çok geniş bir yelpaze oluşturulması dikkat çeken sempozyum,
zamanında basın kuruluşları ve sosyal, kültürel çalışmalar
yapan derneklerin düzenledikleri ’’Yurtdışı İşçi Sorunları
Kurultayları’’nı hatırlattı. Umarız 1980’li yılların
ortasına kadar damgasını vuran bu kurultayların etkisi,
başlangıç olan bu yeni sempozyumlarla yakalanabilir.
Türklerin Avrupa’ya göçünün 1961 yılında başladığını
bilmeyen yok. O zaman 48. yılda 50. yıl programı
düzenlenmesi Ankara’daki bakanlıklar arasındaki rekabetten
yani, ’’biz ilgileniyoruz’’ dan kaynaklanıyor olmasın
sakın. Böyle bir rekabetin, zahmete değil rahmete yani, daha
etkin bir hizmet yarışına vesile olmasını ümidediyoruz.
Yukarıda belirttiğimiz sempozyumda masaya yatırılan
konuların Ankara ve muhatap diğer Avrupa ülke hükümetleri
üzerinde tesirinin ne olup olmayacağını zamanla hep beraber
göreceğiz. Ayrıca söylenenler unutulmazsa, sempozyumdaki
tebliğler yıl sonuna kadar kitaplaştırılacak ve hizmete
sunulacak. Bu önemli etkinliğin gerek Türkiye’de gerek se
Avrupa’da medyada ciddi yer bulmamasını bizler merak
ediyoruz, ya sizler...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Zirveden
görünenler ve bir istifa
Nesneleştirilen
Öznelerden biri Marco…
Delilleri
kendi varsayımları olan uyumcular!
Öfke’ye
öfkelenmemek kolay mı?
Berlin’e
hayali bir soru
Kin
vaizleri /Hassprediger
Erbakan
ve partisine psikolog değerlendirmesi
Lobi,
hizmet ve proje efendileri
Temennim,
haksız çıkmak!
Şikayeti
seviyoruz
Bekleyip,
göreceğiz!
Değişen
Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı
arasında
Gurbet
ve devlet
Menfaat
karşılığı susmak
Sevmeme
hakkını kullanmak
Temizlikçi
Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan
yakınan kazıkcı!
İzin,
zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın
Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz
gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün
modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları
da oyuna getirirlermiş
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
Oylarımıza
sahip çıkalım
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|