|
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Almanya başta olmak üzere yurtdışındaki işadamlarımız
ve bunların sahip oldukları toplam ekonomik güç,
dilimizden düşürmediğimiz ve hatta hava atmak için
her fırsatta dile getirdiğimiz bir konu. Almanya´ya göçün 40. yılında vatandaşlarımızın
problemleri azalacağı yerde giderek artıyor. Bu
problem artışlarından ticaretle uğraşan
Türklerinde nasiplenmemesi mümkün mü? Tabii ki değil.
Ne hikmetse, IMF´ye el açmayı alışkanlık
haline getirmiş Ankara, Türkiye´ye milyarlarca Mark değerinde
döviz getirebilecek insanların problemleriyle ciddi
manada ilgilenmiyor. Türkiye´ye girecek döviz, belki arzu
edilen şekil veya oranda halka ulaşmayacaktır
ama her halükarda, ülkeye girecektir. Bahsettiğimiz
konu; Türkiye´den kuru veya yaş gıda ithalatçılığı
yapan isadamlarımızın karşı karşıya
oldukları meselelerdir. Onları dinlerken, vardığımız
sonuç; Türkiye´nin ilgisizliği sonucu Alman pazarı
bugün başkalarının elinde. Çernobil radyasyon
olayının ardından Alman pazarından çekilen
Türk çayı, yerini Sultana, Mevlana, Tunçay gibi
markalarla paketlenip Türk çayı diye satılan Sri
Lanka ve Seylan’dan ithal edilen çaya bırakmış.
Bu pazara tekrar girmek için Türk Hükümetlerinden ciddi
bir girişim olmayınca Türkiye, bu pazarda artık
yok.
İş sadece çayla kalsa iyi. Almanya'da Türkçe
etiketli yediğimiz birçok ürünün Türkiye´yle
uzaktan yakından lakası olmadığını
birçoğumuz bilmiyor. Sadece sektörde uğraşanlar
veya onlarla bu konuları konuşanlar bundan haberdar.
Şimdi şaşırmayın:
Bizlerin Türkiye´den diye yediğimiz zeytinler
Fas, Yunanistan veya İspanya´dan. Mercimek, kurufasulye
ve nohut Amerika´dan. Helva ya Yunanistan´dan ya da Lübnan´dan.
Türk üzümü diye alıp masalarımıza koyduğumuz
kuru üzüm bile Arjantin´den. Bütün bunların temel
sebebi ise, Gümrük
Birliği anlaşması çerçevesinde tarım ürünlerine
uygulanan kota ile yüksek vergi. Bu sektördeki yaklaşık
24 milyar Mark´lık cironun sadece ve sadece bir milyarının
Türkiye'yi ilgilendiriyormuş. Ankara'nın ufuksuzluğu
ve yanlışlardaki ısrarları yüzünden Türkiye'ye
girecek olan döviz ne yazık ki başka ülkelerin
kasalarına giriyor. Türkiye ise, IMF´nin memurlarına
gece gündüz yardım için yakıp yalvar iknaya çalışıyor.
Dünyada böyle idare edilen başka ikinci bir ülke var mı
acaba?
Peynir, yoğurt, süt, ayran, kaymak, tavuk, et, pastırma,
salam ve sucukla helal kesim gibi konuları başka bir
yazıda fırsat olursa temas etmek üzere geçip,
Almanya´da Türk rakı meselesine geliyoruz. Almanya´da
Türk rakısı olayı 1980´li yılların
ortasından beri hep tartışılan bir olay.
Aachen yakınlarında bir ara faaliyete geçen Tekal´la
Almanya´da satılan Türk rakısı üzerinde hep
siyasi oyunlar döndüğü konuşuluyordu. Almanya´da
satılan Türk rakısı son yıllarda
Hamburg’daki Tekel Temsilciliği üzerinden yapılıyordu.
Bu temsilcilik Ankara´dan gelen emirle lağvedildi. Son
karar, Salkım Hanımın Taneleri polemiğiyle
uğraşan Tekel'den sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz
Karakoyunlu'nun imzasını taşıyor.
Türk rakısını bundan sonra Almanya´da ne
Tekel ne de başka bir Türk firması pazarlayacak. Bu
işi, Tekel’in Almanya’daki başbayiliğinin
verildiği BORCO adlı bir Alman firması yapacak.
Tekel´in temsilciliği Tekal döneminde de olduğu
gibi bu çevrelerdeki masabaşı konuşmalarda
arkasında kimi ANAP’lıların olduğu ileri
sürülen, bu Alman firmasına verildi. Türk Gıda Ürünleri
İhracatçılar Birliği (TÜRKİMPORT),
Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren Türk
gıda üreticilerini, toptancılarını ve
ithalatçılarını biraraya getiren bir teşkilat.
Tekel temsilciliğinin lağvından sonra bu
temsilcilik için ciddi mücadele verdi, veriyor. Hatta bu iş
için 5 milyon Mark sermayeli bir şirketin kurulma aşamasının
sonuna bile gelmişler. TÜRKİMPORTçular, Tekel'den
sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'ya yaptıkları
başvuruda, Tekel ürünlerinin dağıtımının
kendilerine verilmesini istemiş. Onların tüm bu
girişimlerine diğer birçok konularda olduğu
gibi Ankara´dan bir cevap verilmemiş. Ankara´nın
haklı birçok isteklerde sağırlığını
bu konuda da sürdürmesi, son gelişmelerden oldukça
rahatsız olan Türkimportçuları ciddi manada kırmış.
Tekel´in yeni temsilcisi bu Alman şirketi, Tekel’in
mallarını eskiye kıyasla daha ucuza alıp
daha pahalıya piyasaya veriyormuş. Birde düzenli dağıtım
da yapılmıyormuş. TÜRKİMPORTçular, bu işin
böyle gitmesi halinde diğer kalemlerde olduğu gibi
bu pazara da Türk yerine Yunan rakısının veya
diğer alternatiflerin gireceğine kesin gözle bakıyorlar.
Ayrıca, ortalıkta, karar mekanizmalarının
başında bulunan bazılarının çıkarları
ve rantları uğruna rakıda yıllık 60
milyon Mark´lık pazarın Almanlara hediye edildiği
iddiaları dolaşıyor.
Türkiye'den gelen gıda maddeleriyle ilgili bu gelişmeler
sizleri de bizler gibi şaşırttı değil
mi? Türk malı diye masa veya sofralarımıza
koyduğumuz gıda maddeleri nerelerden geliyormuş
meğer.Bu yazıyla niyetimiz; ne sermaye tazılığı
ne de rakı reklamı. Karar mekanizmalarının
başında bulunan bazılarının çıkarları
ve rantları uğruna ülke ve milletin imkanlarını
ellere peşkeş çekenleri görün istedik, o kadar....
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|