|
Günümüzün
modası, değişmek ve dönüşmek!
"Günah işliyorsunuz, futbol gavur icadı"
diyenler protokolde artık.
Türk gazetelerinin son sayfadan okunmaya başlandığını
biliriz. Bu da vatandaşın, son zamanların en
aktüel konusu futboldan başka birşeyle ciddi olarak
ilgilenmediğinin en açık göstergesi. Futbolun günlük
hayatına gir(e)meyipte konuşma mevzuu yapmayan yok
gibidir. Biz de modaya uyup, futbolu yazı mevzuu edelim
dedik. Belki bazılarınız, Galatasaray´ın
şampiyonluğundan veya Fenerbahçeliler tarafından
ortaya atılan "şaibe" iddialarıyla uğraşacağımızı
düşünüyorsa yanılıyor. Her ne kadar
Fenerliler çekemeselerde, GS´yi tebrik ederken, bahsetmek
istediğimizin, yavaştan sezonu kapatan buralardaki
amatör Türk futbol takımları olduğunu
belirtelim. Almanya Türkleri´nin kendilerine göre kurdukları
derneklerin hemen hemen hepsinin birer futbol takımı
olduğu malum. Son birkaç yıldır "özel
emirle", cami derneklerimizde artık futbolla yakından
ilgileniyor ve bunun sonucu olarak da, kendi takımlarını
kurmuş vaziyetteler. Hatta bir çok cami lokalinde en son
teknik donanımlı ve ucuz olsun diye dernek üzerine
değil de, şahışlar üzerine kayıtlı
maç yayınlarını gösteren cihazları da görmek
mümkün. Bir zamanlar futbolla ilgilenenleri ve oynayanları
"Günah işliyorsunuz, futbol gavur icadı."
diyenler bile bugün, lokallerinde en ön sırada yani;
protokolde (üyelerine örnek olmak içindir herhalde) oturup
maç seyrediyorlar. İnsan bu manzaraları gördükçe,
kendi kendine, futbol günah olmaktan çıktı da
bizim mi haberimiz yok, yoksa futbola günah diyenlerin
kendileri mi değişti diye sormadan da edemiyor.
Elektronik çağında, böyle değişim ve dönüşümlerin
normal süreç olduğunu söyleyenleriniz olabilir. Onun için
biz, bu mevzuya şimdilik sadece dokunup başka bir
yazıya bırakıyoruz.
Konumuz bu olmadığından geçiyoruz...
Almanya´da
ciddi manada bir uyum tartışması var. Ve
politikacılar her türlü meşru imkanı uyum için
kullanmaktan yana. Bunun içinde ağırlıklı
olarak futbolu "Spor birleştiriyor, bütünleştiriyor,
kaynaştırıyor" sloganıyla Federal
Aile, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından
oldukça caf caflı kampanyalar bile yapıldı. Örnek
olsun diye, Cumhurbaşkanı Johannes Rau bile çocuklarla
top oynamak için sahaya indi. Sporda insanların bir
araya geldikleri doğru. Fakat futbol maçlarına baktığımızda
ise bunun hiçde söylenildiği gibi olmadığı
görülüyor. Sahaya çıkan takımlardan adı
yabancı olan, genelde maça mağlup başlıyor.
Böyle şey olurmu diyenleriniz çıkacaktır
elbette. Evet, takımlardan biri Alman ise yabancı
takımın işi gerçekten çok zor. Birde iki
yabancı takım sahaya çıkıyorsa ve bunların
arasında Türk-Yunan gibi "milli" bir kavga
varsa, o zaman seyredin siz sahadaki cümbüşü. Adam
gibi futbolunu oynayan takımlarımız, kulüplerimiz
de yok değil. Fakat bunlar denizde damla.
Spor mahkemelerine intikal eden olaylı maçların
duruşmalarında yaşananlar ise en sakin insanı
bile delirtmek için yetip de artıyor. Birincisi yabancı (!) bir takımsınız.
Adınız bile yabancı. Karar
vermesi beklenilenler sizi dinleme zahmetinde bile bulunmuyor.
Hele hele hakem sizinle ilgili çok azda olsa menfi bir rapor
tutmuş ise hiç mi hiç şansınız yok.
Futbolcular arasında bu mahkemelere "Nazi dönemi
mahkemeleri" yakıştırması yapılıyor.
Genelde emanet sahalarda antreman yapmak ve maça çıkmak
zorunda bırakılan Türklerin başında
bulundukları futbol kulüplerinin işleri tahmin
edildiğinden de zor. Hele hele birde şampiyonluğa
falan oynuyorsanız o zaman Allah yardımcınız
olsun. Mağduriyetin her çeşidinin görüldüğü,
dışlama ve ırkçılığın
fiilen yaşandığı yerlerde nasıl birleşme,
bütünleşme ve kaynaşma olur bizler merak ediyoruz
doğrusu. Bileğinin hakkıyla maçı kazanan
göçmen futbol takımlarının masa başlarında
nasıl mağlup ilan edildiklerini, puanlarının
nasıl silindiğini ancak yaşayanlar bilir. Türklerin
yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdeki
futbol takımlarının idarecilerine sorarsanız,
anlatılacaklara sizlerde şaşıracaksınız.
Kamuoyunun yeterince gündemine taşınamayan bu
problemle ilgili olarak herşeyden önce, futbolu spor için
oynadığımızı başta kendimiz
inanmak ve bunu hayata geçirmek mecburiyetindeyiz. Sakin olup
futbolumuzu oynayıp, maçtan galip ayrılmanın
sahadaki tek işimiz olduğunu asla unutmamalıyız.
Daha sonra, spor kamuyounda etkili bir lobi oluşturulması
elzem. Kulüpler, bulundukları yerlerden mahalli, eyalet
ve federal düzeyden politikacıları gelişme ve
yaşananlarla ilgili mümkün mertebe objektif
bilgilendirmeleri mutlaka gerçekleştirmeli. "Bizi
desteklemezler. Mutlaka Alman tarafını tutarlar"
yaklaşımı, erken havlu atmak olduğu gibi,
mağduriyetlerin bilmem kaç yıl daha geçsede yaşanmaya
devam etmesine doğrudan razı olmak demektir. Evet,
spor sahalarında göçmenler aleyhine yaşanan hertürlü
olay, uygulamaların çözümleri her konuda olduğu
gibi yine bizim kendimizde yatıyor. Bugün göçmenlerin
karşı karşıya bırakıldığı
üzücü farklı uygulamalar, ne zaman kendi
meselelerimizin takipçisi olmaya başladık o zaman
çözülmeye başlayacak. Gerisi, kendi kendimizi
avuttuğumuz masaldan başka birşey değil...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Günümüzün
modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları
da oyuna getirirlermiş
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
Oylarımıza
sahip çıkalım
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|