|
BİR SES Muhsin
Ceylan
|
|
|
mceylan99@yahoo.de
|
Kin
vaizleri /Hassprediger
Genelde
Almanya’daki 3,5 milyon müslümanı, özelde de Almanya
Türkleri’ni hedefleyen ’’uyum’’ adı altında
tartışma, itham ve suçlamaların sosyal barış
açısından ülke insanlarının yararına
olmadığını anlamak için allameyi cihan
olmaya gerek yok. Seçim arefelerinde veya ekonomik şartlar
kötüleştiğinde, Türklerin şahsında göçmenler
istismar edilerek, popülist politikaların malzemesi yapılması
bize yabancı değil. Son günlerde Alman kamuoyunda
tartışılan mevzular, istisnai durumların
genelleştirilerek, iyi niyet uyarısından öte,
demokratik düşünce tarzı ve azınlıklara
tanınan anayasal hakları yok saymaya yönelik
kulvara giriş gibi duruyor. Zaman tünelinde kalmış
Helmut Schmidt gibi her partiden politikacılarla
medyadaki fikirdaşlarının yaptıkları,
Almanya’daki müslümanları topyekün karalamaktan başka
birşey değildir. Ülke aklı selim insanlarının
butür saçmalıklara karşı tepki vermesi
beklenirken, bunun sadece yabancı asıllılardan
gelmesinin iki manası var. Ya bu insanlarda sosyal
demokrat partili (SPD) Helmut Schmidt gibi düşünüyorlar
ve bu açıklamadan ziyedesiyle memnunlar ya da, bu açıklamanın
saçmalığını onun yaşına
veriyorlar. Her iki halde de aklı selim insanların
mutlaka ses vermeleri gerekiyordu. Ama vermediler. Bu da ülke
selameti açısından çok tehlikeli bir tutum.
Son eyalet ve mahalli seçimlerde ırkçı, yabancı
düşmanı siyasi partilerin gösterdikleri başarılara
karşı tedbir alması gerekenlerin, ’’uyum’’
“asimilasyon” ve “Hakim-öncü-üst kültür/Leitkultur”
dayatmaları ırkçıların değirmenine
su taşımaktan başka birşey değildir.
Ülkedeki başka din ve milliyetlere mensup azınlıklara
tanınan kültürel kimliğin müslümanlara çok görülmek
istenmesinin sinyallerinin SPD gibi bir partinin ideologlarından
gelmesi sadece çifte standartla izah edilebilir. Bunu insan
temel hak ve özgürlükleriyle nasıl bağdaştıracağız?
Yoksa konu müslümanlar olunca bu hak ve hürriyetlerin
bir önemi yok mu? Burada, Almanlardan övgü alacağız
diye istenilen her duruşu vermeye dünden hazır çatı
örgütlerimiz (!) ve lobicilerimize(!) saygılarımızı
iletiriz. Beyler tepkisizliğinizin sebebi, sizlere akıtılan
para hortumlarının kesilmesinden midir? Yoksa aşağılanmak
ve dışlanmaktan haz alma hastalığına
mı yakalandınız?
Eski SPD’li başbakanlardan Helmut Schmidt, "60'lı
yıllarda farklı kültürlere mensup misafir işçileri
ülkeye getirmemiz hataydı" buyurmuşlar. Sayın
Schmidt yaşının 85’e dayanmasından olsa
gerek ki, bu tür çıkışları zaman zaman
yapıyor. Sayın Schmidt, sahi siz bu ülkede başbakanlık
yapmış bir insan olarak göçmenlerin gerçek uyumu
için siz ne yaptınız? Mesela ben, sizin ülkeye
gelmelerinin hata olduğunu söylediğiniz insanların
çocuklarından biriyim. Eğer kendinize çok güveniyorsanız
ve iddialarınızın ayakalarının yere
bastığına inanıyorsanız istediğiniz
zemin ve zamanda kamuya açık bir tartışma proğramına
buyrun hodri meydan. Ne de olsa eski Başbakansınız
dolayısıyla, medyada da dostlarınız mevcut.
Bizim için tek şart; proğramın canlı
olmasıdır. Yeri ve zamanı farketmez.
Göç konusunda esas problem, Almanya’nın bir göçmen
ülkesi olduğunun kabul edilmek istenmemesidir. Çok kültürlü
hayat inkâr edildiği müddetçe “göçmen”
meselesine objektif yaklaşım mümkün olmayacak, kin
ve düşmanlığı besleyen tartışmaların
ardı arkası kesilmeyecektir. Bunun baş
sorumluları da politikacılardır. ’’Çok kültürlülük,
çeşitli hayat tarzlarına saygı gösteren özgürlük
ve çeşitlilik idealleri demektir'' ifadesini duyunca
delilere dönen toplumun önündeki simaların sayısı
tahminlerin çok ilerisinde Almanya’da. Bazıları açıktan,
bazıları da gizliden göç ve göçmen düşmanı.
Ülkedeki 3.5 milyon Müslüman, 3. büyük din grubunu oluşturuyor.
Her 5 evlilikten 1'i bir yabancıyla yapılıyor.
Okullardaki çocukların yüzde 20'sini göçmen çocukları
oluşturuyor. Bütün bunlar, çok kültürlülüğünün
isbatıdır. Politikacıların bu sosyal vakayı
inkarları, gerçeği değiştirmez. Zaman tünelinde
kalan politikacıların anlayamadıkları da
bu.
Hıristiyan Birlikçilerin Alman vatandaşlığına
geçişte anayasa üzerine yemin etmeleri talebi, onların
toplumun ne kadar uzağında olduğunu gösteriyor.
Alman vatandaşlığına geçilirken anayasanın
kabul edildiğine dair belge imzalınıyor.
Anayasa üzerine yemin teklifi ancak yılın fıkrası
olabilir. Bunun uyumla ne alakası var? Ayrıca bilmam
kaç defa anayasa üzerine yemin edip başbakan olan
Helmut Kohl’un, anayasayı kaç defa çiğnediğini
(yoksa, deldiğini mi demek lazım?) hatırlatmaya
gerek var mı!
Muhafazakarı, liberali ve solcusuyla ’’uyum’’u
tartışan politikacılar yaygarayı bırakıp,
’’Hayır ben uyum istemiyorum!’’ diye gördükleri
varsa onu göstersinler. Oy avcılıkları sırıtıyor
bu beylerin. ’’Almanya'da çok kültürlü hayata yer yoktur!'’
diyen aklı evveller, dürüst davranıp, farklı
kültürlere kapalı olduklarını beyan etsinler
önce. Farklı kültürlere kapalı olan biri, göçmenlerden
Alman üst/hakim/öncü kültürüne teslim olmalarını
nasıl isteyebilir?. Hem bu Alman üst/hakim/öncü kültürü
ne demeye geliyoo?
Unutmayın, bugün itilip kakılmak istenen Almaya Türkeleri,
yarım asırdır bu ülkenin kalkınmasında
en ağır bedeli ödemiş, bünyesinde teröre ve
teröriste müsamaha göstermemiş, Solingen’de Möln’de
yakılıp öldürülürken, camileri, iş yerleri
kundaklanırken toplum barış ve huzuru
zedelenmesin diye acısını içine gömmüş,
taşkınlıklara meydan vermemiş insanlardır.
Bu aklıselim davranışlarının karşılığı
bugünkü kindar yaklaşımlar olmamalıydı.
Bunun adı nankörlükden de öte, çoğunluğun
azınlığı boğmak istemesinin
sinyalleridir. Bu, Almanya Türklerine karşı yerli
toplumu tahrik etmenin, kışkırtmanın
“kin vaazcılığı”nın ta kendisi
olduğunu başta Sayın Schmidt olmak üzere Sayın
Schily, Sayın Beckstein, Sayın Merkel, Sayın
Stoiber, Sayın Bosbach, Sayın Meyer, Sayın Rüttgers
ve Sayın Gloss’ a hatırlatırız...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Kin
vaizleri /Hassprediger
Erbakan
ve partisine psikolog değerlendirmesi
Lobi,
hizmet ve proje efendileri
Temennim,
haksız çıkmak!
Şikayeti
seviyoruz
Bekleyip,
göreceğiz!
Değişen
Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı
arasında
Gurbet
ve devlet
Menfaat
karşılığı susmak
Sevmeme
hakkını kullanmak
Temizlikçi
Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan
yakınan kazıkcı!
İzin,
zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın
Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz
gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün
modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları
da oyuna getirirlermiş
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
Oylarımıza
sahip çıkalım
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|