|
Oylarımıza
sahip çıkalım
Sizlerde
mutlaka farkındasınızdır; Almanya´da 22
Eylül´de yapılacak genel seçim sath-ı mahline
girildi. Anamuhalefet Hıristiyan Birlik Partileri
(CDU-CSU)´nun, başbakan adaylarını
belirlemelerinin (!?) ardından iktidar ve muhalefet arasındaki
her adım bundan sonra genel seçimlere yönelik artık.
Federal Meclis´te yapılan oturumlardaki konuşmalara
baktığımızda, bunu daha net görüyoruz.
Birlikçilerin Federal Başbakan adayı Bavyera Başbakanı
Edmund Stoiber, çok sivri çıkışlarıyla
tanınan bir sima. CSU´nun da genel başkanı
olan Stoiber´in göç ve göçmenlerle ilgili açık ve
gizli düşüncelerini (Biz göçmenler tarafından çok
iyi biliniyor) önümüzdeki aylarda bizzat kendi ağzından
daha net öğreneceğiz. CDU-CSU, bu konuda nedense
hep ikinci üçüncü dereceden parti idarecilerini, politikacılarını
konuşturmayı yeğliyor. Bu da, gerek diğer
partiler gerekse göçmenler tarafından gelen tepkilerin
anında parti tepesi olarak az zayatla savma ince
politikasının ürünü olsa gerek.
Seçim kulvarına girilirde Türk asıllı Alman
vatandaşı Türklerle Almanya Türkleri unutulur mu?
Tabii ki hayır. İktidar büyük ortağı
Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve anamuhalefet Hıristiyan
Birlik Partileri (CDU-CSU), partileri içindeki "özel"
yerleri olan Türk asıllıları sahneye sürdüler
bile. Yeşiller´den Avrupa Parlemontusuna seçilen ve
daha sonra da parti yönetimiyle anlaşmazlığa
!?) düştüğü gerekçesiyle partisinden istifa edip
SPD´ye katılan Ozan Ceyhun, "Başbakanımız
Schröder" sloganıyla bir aksiyon başlattıklarının
müjdesini (!) verdi. Mali giderlerinin de yine Almanya´daki
Türk çevrelerinden sponsorlar tarafından karşılanacağı
belirtilen, kamuoyunun yakından tanıdığı
bu SPD´li 10 simanın başlattığı
kampanyada en fazla dikkati çeken simalardan biri, Türkiye
Araştırmaları Merkezi (TAM) Direktörü Prof.
Faruk Şen. TAM´ın Almanya Türklerinin parti
tercihleriyle ilgili araştırma (?) ve sonuçlarının
açıklamalarında, SPD´nin hep birinci sırada
olduğunun sırrı böylelikle çözülmüş
oldu. Bizde hep, Almanya Türkleri, SPD´nin arka bahçesi mi
diye merak ediyorduk. Son gelişmelerden öğrendik
ki, işin içinde nice ince işler varmış.
Son anket sonuçlarına göre yüzde 5´lik baraj
problemiyle başı dertte olan federal hükümet küçük
ortağı Birlik 90/Yeşiller´in göç ve göçmen
politikalarının eskiye kıyasla daha da genişleyerek
sürdüğü görülüyor. Fakat bu partiden milletvekili
adaylığı listelerinde yer alanların
nedense hep belirli bir kesimden olması ve bu simaların
Almanya Türkleriyle fazla ilişkisinin bulunmaması bütün
zorlamalara rağmen gözden kaçmıyor. Ama burada Yeşiller´in
bir hakkını teslim etmek lazım ki, o da en
fazla göçmen asıllı adayları listelerinde yer
veren tek parti.
Başına Hagen´deki gibi bir kaza gelmeden kurtulan
26 yaşındaki Bülent Arslan´da, CDU´nun ilk defa
eyalet milletvekili listesinden milletvekili adayı gösterdiği
göçmen oldu. Onu Berlin´den partidaşı Emine
Demirbüken izliyor. CDU bünyesinde çalışmalar
yapan Türk-Alman Forumu Başkanlığını
da yürüten Bülent Arslan, Hagen´de yaşadığı,
"Parti tabanımızın Müslüman bir adayı
seçmesi kolay değil" dışlanmasından
sonra, NRW- CDU
Başkanı Jürgen Rüttgers´in özel (!) desteğiyle
eyalet listesine girebildi. İnsanın sağda veya
solda olmasının önemli olmadığından
bahseden Bülent Arslan, politikada esas önemli olanın
muhteva olduğunu savunuyor. Partisinin genel siyaset ve
entegrasyon politikasına bakılmasını
isteyen Arslan, partisinin göç komisyonundan sitayişle
bahsedip, Türkler ve Müslümanlarla ilgili önemli aşamalar
kaydedildiğinden bahasediyor. SPD´nin atağına
karşı kendilerinin de boş durmadıklarını
söyleyen Arslan camileri, dernekleri ziyaret edecekleri müjdesini
(!) veriyor. Kendilerini Türklere çok iyi bir şekilde
anlatabileceklerini söyleyen Arslan, "Çünkü Anadolu
insanının büyük çoğunluğu muhafazakar
yapılıdır. Meselelerimizi anlatabildiğimizde
bizi tercih edeceğini inanıyorum" diyor. Ne ince hesap ama değil mi? Bu yaklaşımın
isabetli olup olmadığını ise seçim sonuçları
gösterecek. Her kim sallayıp ortaya attıysa,
Almanya´da 700 bin Türk asıllı seçmen yok.
1972/2000 yılları arasında Alman vatandaşlığına
geçenlerin toplam sayısı resmi açıklamalara göre,
424 bin 513. Bu sayıya çoluk çocuklarda dahil. Yeni
vatandaşlık kanunundan sonra verilen sözlere rağmen
Türk vatandaşlığına dönüş kapısı
tamamen kapanınca, Almanya Türkleri arasındaki
vatandaşlığa müracaatların bıçak
gibi kesildiği ise herkesin malumu. Hadi iyimser bir
yaklaşımla, 2001 bir 2002 yıllarında da
1999 yılındaki gibi 100´er bin Türk asıllı
daha Alman uyruğuna geçmiş olsun. Yine yapılan
açıklamadaki seçmenlerle ilgili rakamlara ulaşılamıyor.
Yani, 700 bin Türk asıllı seçmen sayısı
üfleme, sallama. Bu rakamın gerçek olduğundan
hareket etsek bile, kim diyor ki, her Türk asıllı
seçime gider ve aynı partiye oy verir diye. Evet, Türklerin
politikada ağırlık kazanacağından
bahsedenler, ilk üflemelere başladılar bile. Bu
gelişmeler, hani şu son zamanlarda bahsedilen ve
ihraç edilmesinden dem vurulan "Türk modeli"
varya, onun politikadaki formatı olsa gerek. Neyse,
partilerin girişimlerinden anlaşılan; genel seçimlerin
yapılacağı 22 Eylül´e kadar derneklerimiz
camilerimiz, partilerine bakılmaksızın,
milletvekili adayları tarafından epeyce şenlendirileceğe
benziyor... Ne diyelim, bütün bunlar, biz Almanya Türklerine
hayırlı olsun....
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|