|
Şikayeti
seviyoruz
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği için bu
sene sonunda verilecek tarih kararıyla ilgi çalışmaları
her geçen gün artarken, Türkiye’ de tabii olarak Almanya
gündeminde ciddi bir yer işgal ediyor. Televizyon, radyo
ve gazete gibi kitle haberleşme araçlarında, Türkiye
ve son günlerdeki Avrupa’da ’’Başörtü yasagı’’
ile ilgili haberler, yorumlar, görüntülere rastlıyoruz.
Buralardaki Türkiye ve İslam resmi çoğunlukla
maalesef doğru olmuyor. Haberlere, yorumlara veya görüntülere
bunu yapanların ideolojilerinin belirlediğine şahit
oluyoruz. Oysaki, medyacılığın olmazsa
olmazı, objektifliktir. Konu Türkiye olunca
Alman medyasında bu ölçü kolayca gözardı
edilebiliyor. Tabii ki yazık ve ayıp.
Kimseden Türkiye’ye veya İslam’a güzelleme
haberleri, yorumları veya görüntüleri bekliyor değiliz.
Hadiselerin çarpıtılmadan olduğu gibi
verilmesini beklemek hakkımız olsa gerek. Peki
Alman medyası neden Türkiye’yi ve İslam’ı
fırsatta hırpalamayı adeta kendine zevk edinmiştir
dersiniz? (Türk medyasının Türkiye resmi ayrı
bir yazı konusu) Aynı medya Almanya Türkleri ile
ilgili haberlerinde aynı metodu kullanmıyor mu? El
cevap: Kullanıyor. Peki bütün bu çarpıtmalar karşısında
ne yapıyoruz? Heeeç! Ama iş şikayete geldimi
mangalda kül bırakmıyoruz. Ağlamayı çok
seviyoruz. Oysaki ağlamayla çözülmüş bir tek
mesele olmadığının da farkındayız.
Çözüm veya yanlışlıkların giderilmesi için
tepki koymamız gerektiğini de bilmiyorda değiliz.
Fakat burada, verilmesi gereken tepkiyi hep başkalarından
beklemek gibi adeta genetik bir özelliğimiz var. Hemen
hemen hepimiz, ’’Bu yanlışa birileri mutlaka
tepki verir’’ diye bekleyince bir bakıyorsunuz,
herkes birbirinden beklediği için kimseden ses soluk çıkmamış.
Bu alışkanlık bizim fert, birey olup olmamayı
istememizle alakalı. Gelişmiş milletlerin
halkları birey olma şuuruna ulaşmış
olan fertlerden meydana gelir. Bizde ise birey olma talepleri,
sosyal, siyasi, politik,ırki veya dini motiflerle hep örtülü
bir şekilde kibarca törpülenir. Tabi şuurlu
bireyleri idare etmek öyle sanıldığı
kadar da kolay değildir. Bütün bu planlı proğramlı
etkenler, bizlerin üreten yerine verildiği kadar tüketenler
olarak, tepkisiz kalmamızı besliyor.
Alman medyasında bizle ilgili yanlışlara
tepkilerden başlayıp nereye gelip dayandık. Dürüst
ve samimi davranırsak, tavır göstermeyi başkalarından bekleme alışkanlığımız
zahmetsiz olduğundan hoşumuza gidiyor. Aksi durum sözkonusu
olsaydı böyle bir alışkanlığı
devam ettirmezdik. Lafın özü: Tercih yine bizim önümüzde.
Kolaycılığı bırakıp, birey olmak
için ayağa kalkıp, biraz zahmeti göze alıp
haksızlıklara karşı, yanlışlara
karşı tavrımızı demokratik bir şekilde
ortaya koyabiliriz. Bu bizim bunu isteyip istemememize bağlı.
Yani çözümde, çözümsüzlükte biz fertlere bağlı.
Bunun dışındaki anlatılanlar ne olursa
olsun hepsi tevildir. Yani, kendimizi haklı çıkarmak
için manevralardır. Kendi meselelerini takip etmeyi başkalarına
havale etmek ve bu yapılmayınca şikayetlerde
bulunmanın haklı bir yanı olabilir mi?
Uğranılan haksızlıklar, adaletsizlikler,
bunların muhatabları bedel ödemeye hazır birey
olup bunlara itiraz edinceye, tavır koyuncaya kadar hep
devam edip gidecektir… Artık kolaycılığı
bırakıp, biraz zahmete talip ve bedel ödemeye hazır
olmanın zamanı gelmiş olmalıdır diye
düşünürüz. Ya, sizler?...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Şikayeti
seviyoruz
Bekleyip,
göreceğiz!
Değişen
Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı
arasında
Gurbet
ve devlet
Menfaat
karşılığı susmak
Sevmeme
hakkını kullanmak
Temizlikçi
Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan
yakınan kazıkcı!
İzin,
zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın
Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz
gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün
modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları
da oyuna getirirlermiş
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
Oylarımıza
sahip çıkalım
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|