|
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
22 Mart´ta
Federal Eyaletler Meclisi´nde yapılan oylama sonucunda
Almanya´nın göç ülkesi olduğu resmen kabul
edildi.Böylece, 7,3 milyon yabancı asıllı da
yeni bir kanuna kavuşmuştu. Almanya´nın
bir göç ülkesi haline getirilmek istenmesine asla izin
vermeyeceklerini her platformda avazları çıktığı
kadar bağıran anamuhalefet Hıristiyan Birlik
Partileri (CDU-CSU), oylamada beklenildiği gibi red oyu
kullandı. Anamuhalefet olarak kendilerinin kurdukları
Göç Komisyonu raporuyla yüzde yetmiş, yüzde seksen örtüşen
yeni kanun tasarısına karşı çıkmanın
sebebini bir türlü izah edemeyen Birlikçiler, şimdi de
oylamanın anayasaya uygun olmadığı gerekçesiyle
Cumhurbaşkanı Johannes Rau´ya "Bunu imzalama!
Aksi halde Anayasa Mahkemesine gideriz" tehdidini
savuruyorlar.
Tarihinde ilk defa bir göç kanunu çıkaran Almanya,
tartışmalıda olsa bu gelişmeyle, "Almanya
göç ülkesi değildir" şeklindeki sosjopolitik
inkara bir nokta koymuş oldu. Yeni Göç Kanunu´na baktığımızda,
Almanya´dan Kanada, Amerika veya Avustralya gibi halkları
göçmenlerden oluşan göçmen ülkesi olmayı
beklemek gerçekçi olmaz. Nitekim, Cumhurbaşkanı´nın
imzalamak için epeyce incelettireceği tahmin edilen yeni
kanun, her ne kadar Kırmızı-Yeşil
koalisyon hükümeti tarafından çıkarılmış
olsa da, ana iskeletini anamuhalefetin göçe bakışı
belirliyor. Yani, bu kanun Almanya´ya mesleklerinde uzmanların
dışında kolay bir göçü öngörmüyor. Bunun
sebebi ise, hemen hemen her ülkedeki muhafazakarların
yaptığı gibi, Alman muhafazakarlarının
da, globalleşen dünyada, içtimai gelişmeleri tanımama
direnmesi. Yeni kanun, bazı allı pullu açıklamaların
aksine, bundan önceki sulandırılmış
vatandaşlık kanunu gibi burada yaşayanlara
ciddi bir getiriye sahip değil. Baksanıza, Birlik
partilerinin isteği üzerine aile birleşimi çerçevesinde
çocukların Almanya´ya gelebilme yaşları bile
12´ye indirildi.
Yeni kanun tartışmalarına bakıldığında,
22 Eylül genel seçimlerine kadar bu konu devamlı gündemde
kalacak ve anamuhalefet Birlikçiler, bu konuyu seçim ana
malzemesi yapacaklar. Yani, sosyoekonomik çalkantıların
korkuya ittiği insanların korkuları oya çevirmeye
denenecek. Oysaki Almanya, her Avrupa ülkesi gibi yaşlanıyor
ve buna bağlı olarak da küçülüyor. Göç alması mecburi. Muhafazakarlar, içtimai
gerçeklerin eninde sonunda kendi kurallarını kabul
etirmesini ellerinden geldiği kadar geçiktirmeye çalışırken,
rasyonel politikalar yerine hislere konuşup, politik
hayattaki ömürlerini suni döllemelerle biraz daha
uzatmaktan başka birşey yapmıyorlar. Korkuları,
göç alınması halinde mevcut kimliğin ve kültürün
bozulması. Nüfusu devamlı ihtiyarlayan ve azalan ülkede,
ortak değerleri tabiiki yaşayanlar oluşturacaktır.
Bunun ikinci bir şıkkı yok. Yani, korkunun
ecele faydası yok.
Federal Eyaletler Meclisi’nde de çok hararetli tartışmalar
sonunda 34’e karşı 35 oyla kabul edilen Göç
Kanunu tartışmalarıyla ilgili anamuhalefet Hıristiyan
Birlik Partileri (CDU-CSU)´nun oylamadaki tepkilerinin yani;
hal ve hareketlerinin bir gün önce belirlendiği ortaya
çıktı. Birlikçilerin Göç Kanunu Komisyonu Başkanı
Saarland Eyalet Başbakanı ve aynı zamanda da
CDU genel Başkan yardımcılarından Peter Müller,
oylamadan üç gün sonra, "Eyaletler Meclisi´nde yapılanlar,
parti idarecilerinin belirlediği meşru bir
tiyatroydu." deyiverdi. Buradan da anlaşılıyor
ki, Alman muhafazakarlar, göç ve göçmenler konusunda biraz
daha tiyatro oynamaya devam edecekler. Bizlerde oynananlara
bakıp bazan gülecek, bazan da kızacağız.
Ne diyelim, Birlikçilerin hem ağırlıklı
olarak belirledikleri hemde iyi bir rolle karşı çıktıkları,
iktidar ortaklarının oylarıyla onaylanan Göç
Kanunu hepimize hayırlı olsun...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|