|
BİR DOSTUN ÖLÜMÜ
Biz Türkler
hakkında gittikçe şiddetlenen ve artan önyargılar,
düşmanlıklar devam ederken, ihtiyaç duyduğumuz ve bizlerin
saflarında olduklarını ilan eden dostlardan bazıları da bu
dünyayi terk etmektedirler.
Geçen Ocak
ayında Türkiye’ nin gerçek dostlarından biri daha hayatını
kaybetti. Bu dost, aynen Prof.Dr. B.Lewis,
Prof.Dr.J.McCarthy, Prof.Dr.M.Gunther, Porf.Dr.Stanford Shaw
gibi bizi seven ve milletimizin haklarını yüksek sesle dile
getiren korkusuz ve şovalye ruhlu bir dosttu. 27 Ocak 2007
tarihinde Viyana`da hayata gözlerini yuman bu dost, yani
Avusturyalı yazar, araştırmacı ve tarihçi Prof.Dr.Erich
Feigl sadece yazılarıyla, görüşleriyle değil mücadaleleriyle
de korkusuz, yiğit bir adamdı. Almanya ve Avusturalya
üniversitelerinde fanitik bazı gruplarla nasıl mücadele
ettiğini ve gerçekleri çekinmeden nasıl yüzlerine
haykırdığını bir kaç defa kendi gözlerimle görmüştüm.
Erich Feigl 1931 yılında Viyana´da doğdu. Daha
talebeliği yıllarında yazarlığa baslamıştır. O yıllarda
birbirinden ilginç biyografik eserler yazmıştır. Mesela
Avsuturya´nın tarihinde önemli yerlere sahip Kayzer Karl 1
ve Otto von Habsburg´un hayatları onun kaleminden çıkmıştır.
Ermeni
meselesini ise tesadüfen öğrenmiştir. O da ilk dönemler
aynen şartlanmış bazı Batılı yazarlar ve aydınlar gibi
Ermenilerin propogandalarına kanarak Türklerin Ermenileri
katlettiğine inanıyordu. Bunu, Ein Mythos des Terrors (Bir
Terörün efsanesi) isimli
kitabının önsözünde çok güzel anlatır:
“ Beyrut´un en güzel yerlerinde yaşayan Katolik
Ermenilerin önde gelenlerinden biriyle buluşmuştum. Kendisi
büyük bir ciddiyetle, Türklerin 2 milyon Ermeniyi kestiğini
söyledi. Ben tabii olarak bu kutsal adamın sözlerini çok
ciddi kabul ettim ve uzun yıllar düşüncelerimi onun
sözlerine dayandırdım.“
Allah`dan o „
kutsal adam“ ın sözlerinin tesiri Erich Feigl´in üzerinde
uzun süre kalmaz. Çünkü aradan bir süre gecmeden, 24.6.1984
tarihinde, Erich Feigl´in, Türkiye´nin Viyana Büyükelçiliği’
nde Çalışma Ateşesi olarak çalışan dostu Erdoğan Özen
arabasına konulan bir bomba sonucu hayatını kaybeder. Yıllar
sonra Erich Feigl , şehid dostu Erdoğan Özen için şunları
yazar:
„ Prens Eugen caddesinde bir bomba patladığını
duydum. Bu patlamada dostum Erdoğan Özen hayatını
kaybetmişti. Kendisi çalışkan ve kendisini işine adamıs
biriydi. Onun işi Avusturyada çalışan Türk işçilerinin
meseleleriyle ilgilenmekti. Onu bazen ,o günlerde 11-12
yaşlarında olan oğlu Murat`la konuşurken görürdüm.
Gözlerinde onu çocuğuna ve karısı Monika’ ya bağlayan bir
sevgi vardı. O Birinci Dünya Savaşı’ ndan sonra dünyaya
gelmişti ve 1915 yıllarındaki olaylarla hiç ilgisi yoktu.“
Karısına, çocuğuna
sevgi ile bakan, içi sevgi dolu ve 1915 yılında olmuş
olaylarla hiç bir ilgisi olmayan bu dostun ölümü Prof.Erich
Feigl´i derinden etkiler. Bu etki altında „Bir Terör
Efsanesi“ isimli kitabını yazar. Kitaba yazma hikayesi de
cok ilginçtir. O kitabını yazdığında dostları, tanıdıkları
onu uyarır , korkutur, hatta kınarlar. Erich Feigl kitabının
önsözünde bunları da yazar:
„ Ben kitabı yazdığımda, herkes niçin böyle
tehlikeli konuyu seçtiğimi merak ediyordu. İnsanlar bana,
„Deliriyor musun? Yaşamaktan yorgun mu düştün?“ diye
soruyorlardı.“
Yürekli, cesur ve
adaletli bilge Erich Feigl bütün bu uyarılara ve
korkutmalara gülüp geçer. Onun için insan sorumlu ve
adaletli olmalıdır. Korkuyla bir defa adalet duygusu yok
edildi mi artık hiç bir yerde adaletten bahsedilemezdi.
Kitap
yayınlandıktan sonra Batılı bir Hristiyan olarak büyük
tepkilere ve protestolara maruz kalır. Nereye giderse hemen
ona karşı suçlamalar başlar. Öyle ya, bir Batılı Türkleri,
hele hele müslümanları nasıl savunabilir?
Kitap, Almanca,
İngilizce ve Türkce basılır ve Ortadokslarla Katoliklerin
bir araya geldikleri bir toplantıda Ortadoks kilisesinin
çok üst düzeydeki bir yetkilisi Erich Feigla saldır ve ona
,“ Kitabınızda ölen Ermenilere karşı değersiz
Türkleri savunmaya nasıl cesaret ettiniz?“diye
bağırır.
Erich Feigl,
onun sözlerini iyi anlayamadığını söylediğinde, din adami
tekrar „Evet, değersiz
Türkler,“ diye
bağırır. Adaleti görüyor musunuz? Bir din adamı hem Allaha
inanacak, hem her varlığı Allahın yarattığını her yerde
söyleyecek hem de yine Allahın yarattığı bir millete
değersiz diyecek! Çünkü bu tür din adamlarına göre haşa
Allah’ da ırkçıdır ve sadece onları üstün insan olarak
yaratmıştır!
Bu düşüncelerde
olanlar sadece din adamları mıdırlar? Tabii ki Hayır!
Kendilerini enternasyonalist olarak gören sosyalistlerde
aynı fikirdedirler. 1987 yılında Avusturya Sosyalist
Partisinden Anette Höss`ün sorusu din adamının sorusundan
hiç de farklı değildir: “ Bir Hrıstıyan olarak
müslümanlar mı savunuyorsun?”
Kendini
sosyalist olarak ilan eden böyle bir insana, sen nasıl bir
sosyalistsin, nasıl dine göre insan ayrımı yaparsın diye
sormazlar mı? Hayır sormazlar, çünkü bazılarının sosyalizmi
de kendilerine göre bir sosyalizmdir ve hümanizlerim de,
sadece ve sadece kendi milletlerınden kendi dinlerinden
olanları kapsar.
Erich Feigl
bütün bu tepkilere ve tehditlere kahramanca göğüs gerdi,
direndi ve her yerde hiç çekinmeden sözlerini söyledi, her
davet edildigi konferansta gelebilcek her türlü tehlikeleri
hiç düşünmeden gitti. Hatta, Avusturyali yazar Franz
Werfel`in de Andonian`in da gerçek dişi belgeler üzerine
kurguladığı “Musa Dağında 40 Gün” romanında hata yaptığını
anladığını ve edebiyat dünyasından gelecek tepkiler yüzünden
yayınlamadığını da yazdı. İngiliz tarihçi Tonbee´nin,
İngiliz devletinin arzusu üzerine yazdığı ”Blue book” (Mavi
Kitap) isimli kitabın nasıl propoganda koktuğunu ve hiç bir
derin araştırmaya dayanmadan sadece karşı cephede olduğu
için bir ülkenin ve milletin nasıl karaladığını yine Erich
Feigl belgelerle ortaya çıkardı.
Sayısız kitap ve
filme imza atan bu çalışkan ve dürüst adam yaptığı
çalışmalar neticesinde Türkiye ve Azerbaycan tarafından
çeşitli ödüllere layık görülmesinin yanısıra Avusturya
Cumhuriyeti Bilim ve Sanat Şeref Nışanı ile Viyana Eyaleti
Altın Hizmet Madalyası ile ödüllendirldi.
Yine Erich Feigl gibi bir Avusturyalı olan ama
meceracılığı ve ve misyonerliği ile tanınan Franz Werfel ile
Ermenilere misyonerlik yapmak için İstanbul´a gönderilen ve
orda isyancı Ermenileri örgütleyen, Türklere karşı kışkırtan
Alman Protestan din adamı Johannes Lepsius`un tek taraflı
iddialarıyla ortaya çıkmış sözde soykırım masalını
paramparça eden ve gerçeği ortaya seren Prof.Erich Feigl
gibi dostlar milletimizin her zaman kalbinde yaşıyacaktır.
Onun ölümü, onun
gibilere daha çok ihtiyaç hissetiğimiz bu zamanda hepimizi
derin üzüntüye sevketmiştir.Viyana Merkez Mezarlığına
defnedilen bu dost bilimadamının cenazesine Türkiye`nin
Viyana Büyükelçisi Selim Yener, Askeri Ateşe Kurmay Albay
Kahraman Güneş, Azerbaycan´in Yurtdışında yaşayan Azerbaycan
Türklerinden sorumlu Devlet Bakanlığı Birinci Yardımcısı
Valeh Haciyev ve Büyükelçi Fuad İsmaliov katılarak bir vefa
borcunu yerine getirdiler.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Bir
dostun ölümü
Onlar
söyledi biz de inandık!!!
Bir
roman, bir tesbit ve "Sarı Muallimler"
Bizi
Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Çok
acıtıyor değil mi?
Ağlama
Ne Olursun?
İnsanlık
öldü mü?
Balık
Adam
Yüreği
Yaralı Şair, Tofig Abidin
Aman
da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali
ile Nino hala yaşıyor
Necla
Kelek´in "Yabancı Gelini"
Juan
Goytisolo
Ayna
Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan
mı gösterir?
Susmak
mı bağırmak mı?
SAYFA
BASI
|