A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  FİKİR MEYDANI

              Orhan Aras  

 

ORARAS@aol.com


 

DOĞU TÜRKİSTAN KAN İÇİNDE

Urumçi, Kaşgar, Turfan, Karamay şimdi matem ve kanlar içinde... Çin bir kez daha gerçek ve acımasız yüzünü göstererek masum insanları sokaklarda kurşunladı ve yüzlerce kardeşimizi acımadan şehid etti.

Bu zulüm karşısında Batı suskun. Poltikacıları ve medyası olaylara mesafli bakıyorlar.Tabii ki her zaman yaptıklarını yapıyorlar.Müslümanlar söz konusu olunca ‘Hümanizm’ şuarları ortadan kayboluyor. Oysa daha bir yıl önce Tibet’ lilerin isyanına karşı şiddetle cevap veren Çin’ i nasıl da protesto etmişlerdi! Ama ölenler Türk olunca herkes suspus oldu.

Çin yıllardır Türklerin en kadim yurdu olan Doğu Türkistan’ ı iliğine kadar sömürmektedir.Sömürünün yanısıra insanlarını göç ettirmekte ve Uygurları yaşadıkları bölgelere habire Çinli doldurmaktadır.

Bizim medyanın da diline doladğı ve şuursuzca kullandığı ‘Sincan’ bölgesi kavramı Çince ‘Sömürgeleştirilimiş yeni topraklar”  manasına gelmektedir.Çin, Doğu Türkistan’ ı ‘Yeni topraklar’ olarak görmekte ve her türlü zenginliğini sömürmekte, ayrıca da her türlü kirli işini de (nükleer denemeler gibi) orada gerçekleştirmektedir.

Doğu Türkistan’ da ki olayların  Abdullah Gül’ ün  ziyaretinden hemen sonra başlaması da dikkati çekicidir.

Şu anda Çin Uygur Türkleri arasında en çok korktuğu insan Amerika’ da yaşayan Rabiye Kader’ dir.

Rabiye Kader adını ilk kez 1999 yılında duymuştum. CNN televizyonu haberlerinde, gözleri çekik, saçları uzun bir kadın göstermiş ve Çin’ de bir rejim muhalifinin tutuklandığını haberini vermişti.

Televizyonda söylenen ad bana o kadar karışık gelmişti ki onu bir Çinli sanmıştım.Sonra aynı haberi Alman gazetelerinde de okuyunca onun bir Uygur Türkü olduğunu anladım ve hayatı hakkında daha çok şey öğrenmeğe çalıştım.

Ben onun hayatını öğrendikçe onun mücadelesini, korkusuzluğunu, yüreğini sevdim ve onu zamanımızın bir kahramanı olarak gördüm.Onun hayatını yazan Alexander Cavelius ise onu daha da yükseklere kaldırdı ve kitabında onu ‘Göklerin Fırtınası’ olarak adlandırdı.

O ise kendisini bir Türk anasına yakışır bir şekilde şöyle tanıtıyordu:
”Ben sadece Uygur halkının annesi, onların acılarını dindiren doktoru, gözyaşlarını silen mendili ve yağmurlardan koruyan bir şemsiyesi olmak istiyorum!“

Bir Türk kadınının nasıl yücelebildiğini görüyor musunuz?

Bu kahraman veya Alexander Cavelius’ un deyimi ile Göklerin fırtınası, yani Rabiya Kader 1948 yılında, Doğu Türkistan’ daki altın madenleri ile ünlü Altay Dağları’ na yakın bir yerde doğdu. Doğduktan bir yıl sonra, başı belalı ülkesi Çinlilerin ayakları altında çiğnendi.Urumçi’ de, Kaşgar’ da  binlerce azatlık savaşçısı öldürüldü.Rabiya yokluklar, acılar, korkular içinde büyüdü.Çevresindeki insanların milliyetçilikle suçlanarak hapislere atılmaları, kurşunlanmaları, yok edilmeleri Rabiya Kader’ in ruhunda derin izler bıraktı.İçinde mazlum halkına yönelik büyük bir sevgi oluştu.Bu sevgi ile birlikte gelecekte koca Çin devletinin birinci sıradaki düşmanı olacağını aklına bile getirmeden kendini yetiştirdi. Gelecekte  halkının dertlerine derman olmak için  gece gündüz çalıştı.

Çin’ in, Batı’ dan daha çok iktisadi yardım alabilmesi ve gelişme sağlayabilmesi  için başlattığı yumşama poltikası ile Rabiya Kadar de kendini gösterebilme imkanı buldu.Onun çalışkanlığı, bilgisi, çabaları sömürgeci Çin’ lilerin gözlerinden kaçmadı.Ondan yararlanmak istediler ve onu Çin Kominist Partisinin Siyasi Birliğine üye yaptılar.

1995 yılında Pekin ‘ de toplanan ‘Dünya Kadınlar Kongresi’ ine  Rabiya Kader, Çin kadınlarını temsilen katıldı.1996 yılına kadar yaptığı çalışmalar ile Uygur Özerk Cumhuriyeti Ticaret Dairesi’ nin en gözde üyelerinden biri olmuştu.

O hem halkının kaderini değiştirmeğe çalışıyor hem de soyu kesilmek istenen bir toplumun içinde 11 çocuğuna annelik yapıyordu.

5-6 Şubat 1997 tarihinde Doğu Türkistan’ ın Gulca şehrinde başveren ayaklanma Çinlilerin gözlerini oldukça korkutmuştu.Uygur Türklerine akla hayale gelmiyecek işkenceler uyguluyorlardı. Rabiya halkının acısına sessiz kalamazdı.Hemen dünya insan hakları örgütleri ile temasa geçti ve halkının çığlıklarını dünyaya duyurdu.

1999 yılının Ağustos ayında Pekin’ de Amerikan Kongeresi üyelerine Uygur Türklerinin dertlerini anlatmaya giderken Çin gizli teşkilati tarafından tutuklandı ve işkenceye maruz bırakıldı.Ondan önce eşi de tutuklanmak üzereyken ülkeyi terk etmişti.Rabiya Kader sadece halkının haklarını savuınuyor diye 8 yıl ağır hapse mahkum edildi.

2005 yılına kadar hapis yattı ve korkuya kapılarak zulme asla başeğmedi.Bütün dünya insan hakları örgütleri,kadın kuruluşları Rabiya Kader’ in kurtulması için mücadele ettiler.Rabiya için dünyanın her tarafından Çin’ e  binlerce mektup gönderildi. Amerikan, Alman, Fransız milletvekilleri (Türk milletvekilleri çok meşgul oldukları için zaman bulamadılar.) Rabiya ,için mücadele ettiler. İnsan Hakları Örgütünün( Amnesty İnternational) isteği ve baskısı ile Amerikan Dış İşleri Bakanı  Condoleeza Rice  bizzat Çinli yetkililerden Rabiya Kader’ in serbest bırakılmasını istedi.

2004 yılında serbest bırakıldı ve Çin cehennemini terk etmesi istendi.

Dünya barış ve İnsan Hakları örgütleri,Kadın teşkilatları 2006 yılında bu kahraman Uygur anasını Nobel Barış mükafatına aday gösterdiler.

Basit bir temizlik işçisi iken, çabası, korkusuzluğu ve halkına olan sevgisi ile dünyanın en çok konuşulan bir insanı haline gelen Rabiya Kader, ailesinin bir kısmından mecburen ayrılmasına rağmen mücadelesine Amerika’ da devam etmektedir.

Amerikan ve Avrupa gazeteleri onun yürekler yakan hayatını yazarlarken,dünyanın en güçlü devletlerinden birine korkusuzca nasıl başkaldırdığını da yazmaktadırlar.Almanya’ nın en çok okunan gazetelerinden Frankfurter Algemeine Zeitung’ un Redaktörü Wolfgang Günter Lerch, Rabiya Kader’ den övgüyle sözederken,ünlü Bunte dergisi de onu şöyle tarif etmektedir: “ Rabiya Kader konuşurken gözlerinden şimşekler çakıyor.Dünyanın en güçlü devletlerinden Çin’ in bir numaralı düşmanı olan bu kadının hayatı bir Hollywood mecarasından daha canlı ve heyecanlıdır.”

Mazlum milletlerin daha çok Rabiya’ lara ihtiyacı vardır.


SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:

BAHTiYAR VAHAPZADE
UYUR İDİK UYARDILAR
GURBET VE ŞİİR
DÖNÜŞ
BÜYÜK YAZAR
Kutsal Anadolu Topraklarında
Size yakışıyor mu bay Giordano?
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Türk Don Juan'ı
Dedem Korkut  yom verecek
Dinle küçük adam!
Azerbaycan’da savaş edebiyatı
Tuna nehri akmam, diyor
Gül döksem yollarına
Bir dostun ölümü
Onlar söyledi biz de inandık!!!
Bir roman, bir tesbit ve "Sarı Muallimler"
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Çok acıtıyor değil mi?
Ağlama Ne Olursun?
İnsanlık öldü mü?
Balık Adam
Yüreği Yaralı Şair, Tofig Abidin
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali ile Nino hala yaşıyor
Necla Kelek´in "Yabancı Gelini"
Juan Goytisolo
Ayna Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan mı gösterir?
Susmak mı bağırmak mı?

   
SAYFA BASI

Orhan Aras
DOĞU TÜRKİSTAN KAN İÇİNDE
Mahmut Aşkar
Ben ve Sen ve Sen!
Yakup Yurt
Kim ateşliyor bu fitili
Nuran Yelkenci
İlk Müslüman İş Kadını Hz. Hatice
Ayten Kılıçarslan
Yeni bir skandal!
Hidayet Kayaalp
Düşünmek farz mıdır?
Üzeyir Lokman Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Ozan Yusuf Polatoğlu
Beyaz Saray
Bembeyaz (!)
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Şefik Kantar
Bayrak
Osman Seçmez
Herşey çok iyiye gidiyor derken...
Yılmaz Kuzucu
İnternet, gençlik ve biz
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemiz Sorunları ve TRT
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Atatürk-Türkeş ve Ülkücü Gençlik
Sebahattin Çelebi
Hüznümü, limanlara akıttım da geldim...
Halil Gülel
Kim ateşliyor bu fitili
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç