|
FİKİR
MEYDANI Orhan
Aras
|
|
|
ORARAS@aol.com
|
Necla
Kelek´ın "Yabancı Gelini"
Bir kaç hafta önce Hulki Cevizoğlu´nun hazırladığı
"Ceviz Kabuğu"
programının "önemli kişisi" yazar
Yalçın Küçük´tü. Yıllardan beri çesitli
komplo teorileri ile kendini önemsetmeğe çalışan
yazar, iki de bir,"Burda beş taş oynamıyor,
bilim yapıyoruz," diyordu. O
dedikce ben acıyla gülüyordum. Arada bir de, "Ey
bilim senin adına ne cinayetler işleniyor?"
diye bağırasım geliyordu.
Almanya´da, daha doğrusu bütün Avrupa´da Türkiye, Türk
karşıtlığı dalga dalga yayılarak
bir tsunami haline getirilmeye çalışılırken,
her türlü araç da mübah sayılıyor. Böyle dumanlı
havalarda ortaya bir sürü, düsünce adamı,
oryantalisti, sosyologu, din bilimcisi, kemik, et, kafatası
uzmanları çıkıyor.
Artık önünde el değmemiş bir saha var!
Bak bakabildiğin kadar, üret üretebildiğin kadar!
Yanlış bakmışsın, eksik yazmışsın
önemli değildir! Hani beş taş oynamıyor,
bilim yapıyoruz ya!
Hamburg Protestan yüksek okulunda Sosyalpedagoji dersleri
veren sayın Necla Kelek de öyle yapmış!
Girmiş bir kaç eve, konuşmuş kaynanalarla,
konuşmuş ithal gelinlerle ve ortaya müthiş
"Bilimsel bir eser" çıkarmış. "Yabancı
Gelin"
Herşeyi o kadar güzel betimlemiş ki, tam Almanya´nın
ortasında yeni bir Afrika´lı kabile bulunmuş
gibi, bütün gazeteler hemen hücuma geçmişler! Bu
bilim ya!
Bakalım sayın Necla Kelek nasıl bilim yapmış:
"Emine 32 yaşında ve 10 yıldan beridir
Almanya´da yaşıyor. Başörtülü ve beş
vakit namazını kılmasına rağmen cok güzel
görünüyor.(Bütün bunlara rağmen güzel görünmek ne
ilginç!) Türkiye´de, hemşire olmak istemiş ama
ailesi "şerefleri yerle bir olur" diye izin
vermemişler.
Birgün Almanya´daki teyzesi telefon açıyor ve oğlunu
evlendirmek istediğini söylüyor. Neyse
herkes Emine´ye koşuyor. Dayı, amca, teyze,
anne, baba... Aman
kaçırma, git evlen bak yoksa pişman olursun,
diyorlar ve Emine iki gün sonra evlenemeğe razı
oluyor.
Emine´nın kocası çok saygılı biri. Babasının
ve annesinin yanında ağzını bile açmıyor.
Gelinin hayattan beklentileri var ama beklentilere cevap
verecek bir koca yok ortada.
Almanya´da bir köy hayatı yaşıyor. Çilek
toplamaya gidiyor, evde işler yapıyor, kaynanasına,
kayınpederine bakıyor.10 yıl azap cekiyor. Çocuk
düşürüyor. İkinci çocuğuna hamileyken
beyninde tümör olduğu teşhisi konuluyor.
Emine´nin gözlerinden yaşlar süzülüyor. Yaşadığı
ülkede bir yabancı gibi kalışına, kocasına,
kaynanasına, kayınpederine kızıyor.
İkinci örnek daha ilgi çekici:
Bir manken kadar güzel olan 18 yaşındaki gelin,
kaynanasının tenkitci bakışları altında
çay servisi yapıyor. Gelin utangaç utangaç hizmet
ederken, kaynana anlatıyor:
"Aslında bir gelin satın alabilecek gücümüz
yoktu. Oğlumuz 22 yaşına gelince yolunu şaşırmasın
diye 10 bin mark kredi çektirdik ve Türkiye´ye gittik. Çok
az paraları olduğu için "şatış
işlemini" bir kaç gün içinde yapmaları
gerekiyor. Kiz kardeşi yakın köylerdeki kızlara
bakıyor, ailelere soruyor.
Sonuçta simdiki manken gibi güzel gelin bulunuyor.
Necla Kelek´in bulduğu kaynananın dilinden devam
edelim:
" Gittik kızın ailesine ve Allah´ın emri
peygamberin kavli ile kızını istedik.10 bin
markı da masanın üzerine koyduk. Kızın
babası uzun süre suskunluktan sonra," oğlunuz
hakkında iyi şeyler duyduk, kızımı oğlunuza
vermek benim icin şereftir," dedi ve hemen masanın
üzerindeki para destesini alıp pantolonun cebine
koydu.(vay utanmaz vay! İnsan biraz bekler ya!) Biz de kızı
aldık geldik. İyi ki almışız. Çok söz
dinleyen, terbiyeli biri."
Evet, bilimin ne olduğunu hemen anlıyoruz değil
mi? Bir kaynana bulacaksın ve konuşturacaksın
ve bilim yapacaksın!
Ne kadar kolaymış bilim yapmak! Sonuçta burda beş
taş oynanmıyor, bilim yapılıyor!
Ve bütün medya, mal bulmuş magribi gibi bu bilimin üzerine
atlayacak!
Hiç kimse olayların perde arkasını araştırmayacak!
Hic kimse, ya "Türkiye köle pazarı mı?"
diye sormayacak! Hic kimse, Türkiye´de okuyan milyonlarca kızı,
hemşire, doktor, politikacı, profosör olan kadınları
görmeyecek!
Öyle ya, biçare Emine okusaydı, hemşire olsaydı
ailesinin şerefi iki paralık olacaktı! Vah
vah!
Benim burdan bilim adamı olmak isteyen genç insanlara
basit bir önerim var.Türkiye´yi, türkleri kötüleyin
yeter! Titriniz hazır! Bütün gazeteler sizden söz
edecektir! Bir kaynana bulun, bir başörtülü güzel kadın
bulun, yazın birşeyler ve gönderin gazetelere!
Ertesi gün başsayfada adınızı göremeseniz
ve koca koca adamların yorumlarını okuyamazsanız
Orhan abinize ne derseniz deyin!
Burda beş taş oynanmıyor, bilim yapılıyor
bilim!
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Necla
Kelek´in "Yabancı Gelini"
Juan
Goytisolo
Ayna
Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan
mı gösterir?
Susmak
mı bağırmak mı?
SAYFA
BASI
|