|
YÜREĞİ
YARALI ŞAİR, TOFİG ABİDİN
ısıt
sıcaklığınla
yaşat merhametinle
Duyguların gittikçe soğuduğu,
merhametlerin kaybolduğu dünyamızda ister istemez
kulaklarımız duygu bayrağını taşıyan
şairlere yöneliyor ve onların sıcaklığına
sığınmaya çalışmaktan başka bir
çare bulamıyoruz.
Tofıg Abidin, bu duygusuz, bu çürümeğe yüz tutmuş
dünyada hala saflığın, duru bir su gibi temiz
insanlığın temsilciliğini üstlenmeğe
çalışan şairlerden biridir. Yüreğindeki
sızılarla, bakışlarındaki insanlık
dolu manalarla şiirlerine renk, melodi ve güzellik
katarak içimize
ümitler serpmeğe çalışan Tofıg bey, Türkiye
Türkçesindeki deyişle Tevfik Abidin Muharremoğlu
1941 yılında Salyana bağlı Kızılknet
de doğmuş. Bakü Güzel Sanatlar Fakültesini bitirmiş. Yayını,
Bakü’ de otuz yıldan fazla
devam eden Gobustan
isimli sanat dergisini kuranlardan biri olan Tofig bey aynı
zamanda tiyatro,
müzik ve sinema ile yoğun bir şekilde ilgilenmiştir.
Bir çok sanatçının biyografisini kaleme alan Tofig
bey, Azerbaycan Yazarlar Birliği, Azerbaycan Gazeticiler
Birliği ve Azerbaycan Tiyatro Yazarları Birliği
üyesidir.
Onun haftalık yazılarını Azerbaycan’ da
yayınlanan Adalet ve 525. gazetelerde okudukça, çevremizde
olup bitenlere daha dikkatle bakmaya ve
eksilen, yok olan duygularımızın ve
adetlerimizin önemini daha
derinden hissetmeğe başlıyorum.
Tofig Abidin sadece bir şair, bir sanatçı, bir
yazar olmaktan öte aynı zamanda
bir vefa adamıdır da. Yitip giden dostlukların
değerini ve önemini onun yazılarından yüreği
döğünerek öğrenmek mümkündür.
Sovyetler Birliği’ nde yaşarken takip edilen,
milletine olan sevgisi nedeniyle yargılanan Tofıg
bey, Sovyetler Birliği dağılır dağılmaz,
sevgisini yüreğinin en başına yazdığı
Türkiye’ ye koşar. Orda hep rüyalarında yaşattığı
bir alemin gerçeğini göreceğinden emindir. Ama on
yıllık bir gurbet hayatı gerçeğin bir başka
türlü olduğunu, herkesin aynı rüyayı göremediğini
ona öğretir ve büyük hayal kırıklıkları
içinde tekrar Azerbaycan’ a döner.
Her gidiş bir ayrılık rüzgarı getirirken
gönüle, her dönüş de bir başka hasretin acısını
yığar insanın içine.Tofıg bey de, bu
hasretlerin, bu kırgınlıkların sözlerini
şiirlerine taşır.
bu
yağmurda
yaprakları dökülmüş dal gibiyim
gögeremem
yıllarca kalsam böylece
öyle kurudum ki
Tanrı’dan yana
bir daha çiçekler açamam bile
İnsandan
yana, davasından, düşüncelerinden yana düşülen
hayal kırıklıkları öyle kırar ki
insanı artık kuruduğunu ve çiçek açamıyacağını
düşünür.Ve yalnızlıklara gark olduğunu
da bilir şair.Tek başına uzayıp giden yağmurlarda
öylesine durmayı bir vazife olrak görür kendince…Çünkü
ona tek ağlayan
yağmurdur.
bu yağmur
ağlıyor ne dertli dertli
beni alan yok...
benimle bu yağmur altında bile
durup kalan yok
bu yağan yağmuru kimse görmüyor
bu yağmur, bu yağmur bana ağlıyor....
Yağmurları, yalnızlıkları, daha da
insan olmayı öğreten bu şiirlerde bir sızlanmadan,
yakınmadan çok bir haykırış
vardır. Sana, bana,
halkımıza, insanlığa yönelmiş bir
haykırış…Okudukça bir duygu denizinden
bir düşünce denizine
doğru yol alıp gidiyoruz. Diline, gönlüne sağlık
Tofıg müellim!
sana yer
yazık gönlüm
bir garibim bu dağlarda
pınarları gözüm gibi
akıp akıp hey ağlar da
göz yaşlarım taş oldu mu
taşlara sırdaş oldu mu
şu hayatım yoruldu mu
ömrümse orta çağlarda
bu hasretti, bu tuzaktı
yazı yazan bana yazdı
karşı yıllar ne ayazdı
üstünü duman bağlar da
gel diyene cevabım yok
git diyene cevabım yok
yaşamaya bir tabım yok
tedirginim duraklarda
çıkıp gitsem görünemem
şu yerlere ben dönemem
yazık gönlüm ben ölemem
sana yüküm buralarda...
Acıbadem haziran
1996
2
Çerh-i felek yüzün bana
ne istersin şu halimden
Allah beni koruyorsa
tutamazsın sen elimden
bir yazıya güman çoktu
sende sevgi insaf yoktu
ahım şu göklere kalktı
duyamazsın sen halimden
ömrüm günüm taştan geçıyor
bütün dertler beni seçiyor
içim güsse gam içiyor
bakıyorsun nereden sen
Çerh- i felek yüzün buzdur
çekil çık git uzakta dur
her ömürün sonu O’dur
bunu sen de bilmelisin
neden böyle beni gördün
görüp alıp ve götürdün
öldürmedin sen getirdin
Allah’ınım, Allah’ın ben...
Acıbadem Şubat 1995
3
şimdi yanındayım
ısınmıyorsun sıcaklığımda
korka korka geliyorsun yanıma
içinden geçeni bilemiyorum
neler geliyor aklına
göremiyorum
şimdi yakınıdayım
değerlendiremiyorsun beni
yazık çok yazık
göremiyorsun
bu güzel gariplikte
nasıl içten seviyorum seni
vakit akıyor, zaman geçiyor
ısıt sıcaklığınla
yaşat merhametinle
beni gör
bir zaman ne geç kaldım diyebilirsin
o vakit zor olacak zor
şimdi içindeyim
koparıp atma beni
yaralı çiçek gibi yollar üstüne
bu gariplikte en küçük söz
dokuna biliyor yüreğime
yıllar geliyor yıllar üstüne
aklını al avucuna,gör beni gör
ben bir Allah insanıyım
Ben
senden yanayım.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Yüreği
Yaralı Şair, Tofig Abidin
Aman
da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali
ile Nino hala yaşıyor
Necla
Kelek´in "Yabancı Gelini"
Juan
Goytisolo
Ayna
Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan
mı gösterir?
Susmak
mı bağırmak mı?
SAYFA
BASI
|