|
UYUR İDİK UYARDILAR
„Ben adem olup da kendim bilmesem
Eller bana sultan dese ne fayda!”
Kendini bilmenin yolu olan tasavvufun biliminin
sultanlarından Prof.İrene Melikof 91 yaşında Fransa’ nın
Strasburg şehrinde hayata veda etti.
1917 yılında Petrograd’ da doğmuştu.Babası bir Azerbaycan
Türküydü.Rusya’ da ihtilal olunca Fransa’ ya
kaçmışlardı.Alevilik üzerinde çalışmaları olan Ayhan Aydın
1997 yılında İrene Melikof’ la yaptığı bir söyleşide o
kaçışlarını kendi ağzından şöyle anlatmış:
„Ben kışın ortasında, on metre buzun olduğu bir zamanda
doğdum. Petesburg’ta, Rus
İhtilali başladığı gün dünyaya geldim. Çok kötü bir tarih
çünkü yaşımı herkes bilir. Bunu saklıyamam. Babam kaçmaya
mecburdu, çünkü zengindi. Onu bırakmazlardı. Onu
öldüreceklerdi. Kaçmaya mecbur olduk, kayıkla. Çabuk
kaçtığımız için kurtulabildik. Trenle kaçtık. Bir ay sonra
ise trenler durduruldu. Fransa’ya gitmiştik. Ben Fransa’da
tahsil ettim.”
Melikof ailesi Fransa’ da vatanlarından uzakta yeni bir
dünya kurmaya çalışırlar. Kızları İrene kendi köklerine ve
köklerinin binlerce yıllık kültürüne ilgi duyar. Bu nedenle
Sorbonne Üniversitesi’ nin Edebiyat Fakültesi’ nin Doğu
Dilleri bölümüne kaydolur.İlgi duyduğu konu tasavvuftur.
Türkistan, İran, Anadolu ve Balkan’lardaki tasavvuf
cereyanlarını inceler.
Yaptığı çalışmalar ve yazdığı makaleler, kitaplar o kadar
ilgi uyandırır ki 1973 yılında Türkiye Devlet Bakanlığı
şeref diploması ve İran Milli Eğitim Bakanlığı şeref
mükafatı ona verilir.
Tasavvuf konusunda yaptığı çalışmaların yanısıra Türkoloji
konusuna da eğilir.Türkoloji Gelişim Derneği Başkanlığı gibi
çeşitli enstitü ve derneklerin bünyesinde çalışmalarını
yürütür ve makaleler yazar. İlmi çalışmaları sürerken bir
Türkiye Türkü ile evlenerek Türkiye’ ye yerleşir. O sırada
Alevilerle tanışır.Alevilerle tanışması kendi deyimiyle
ruhunda ihtilaller yaratır adeta.
“Senelerce bana Türkiye’de Sünnilik var demişlerdi. Burada
ise Şiilik’ten bile farklı şeyler vardı.
30
sene geçti, bu merakın üzerinden.
Bu bu 30 sene boyunca Alevi köylerine gittim. Nasıl ben Rus
İhtilali’nde doğduysam; Alevileri tanımam da benim için bir
ihtilaldi hayatımda.”
Alevi nefeslerini, destanlarını toplamaya, araştırmaya
başlar.Destanlardaki kahramanları o kadar benimser ki,
onlara kendi kahramanları gibi sahip çıkar.Kitaplarında o
kahramanların destansı ruh hallerini anlamaya ve anlatmaya
çalışır.Belki de bu yüzden kahramanlar ve kahramanlıklarla
dolu Türk tarihine vurgundur.Tarihe olan sevgisini şöyle
anlatır:
„Çocukluğumdan beri Şark’ı seviyordum. Sorbonn’a devam
ederken Şark Dili Okulu’na gittim. Doğu Dilleri’nden üç dil
öğrenmek gerekiyordu: Arapça, Farsça, Türkçe. Arapça’yı
biraz okudum ama sevmedim. Türkçe ve Farsça’yı çok sevdim.
Ben gençken Atatürk sağdı, Ona büyük bir hayranlığım vardı.
Türk Tarihi’ni seviyordum. Hala da seviyorum.”
Türklerin
dünyaya yayıldıkları Türkistan’ da araştırmalar yapmak,
özellikle Türklerin üzerinde en büyük manevi tesiri olan
Ahmet Yesevi’ yi araştırmak istemektedir. Ama Rusya’ dan
kaçan bir ailenin çocuğu olarak o dönemdeki Sovyetler
Birliği’ ni gitmek hiç de kolay değildir.1968 yılında bir
fırsat çıkar. Unesco Tacikistan ve Türkmenistan’ da
düzenlendiği toplantılara onu da davet eder.O toplantıların
hemen dönüşünde Fransa’ ya gelmiş Azerbaycan’ lılarla
tanışır ve bir Fransız- Azerbaycan Kongresi düzenlemesi için
teklif alır. Hemen kabul ederek çalışmalar yapar. Ardından
Dağıstan ve Azerbaycan’ a davet edilir.Babasının ülkesi
Azerbaycan’ ın onun kalbinde ayrı bir yeri vardır. Oraya
olan sevgisini ve bağlılığını her yerde ifade
eder.Hurufiliğin kurucusu Azerbaycanlı Fazlullah
ve Nesimi hakkında çalışmalar yapar.Fuzuli’ ye hayrandır. ‘O
Türklerin en büyük şairidir,’
der.
Türk destanları içerisinde en sevdiği destan bir Türk
kahramanı olan Horasanlı Eba Müslim hakkında yazılmış
‘Destan-ı Maktalin Hüseyin’ dir. Bu destanı ‘Dünya çapında
bir eser’ olarak değerlendirir. Kerbela şehitleri ve o
konuda yazılmış destanlar hakkında söyledikleri çok
ilginçtir:
„Destanı Makteli Hüseyin’de esas kahraman Hüseyin değildir.
Asıl
kahraman Eba Müslim’dir. Çünkü bu Türklere aittir. Türkler
savaşçı bir halk. İmam Hüseyin öldürüldü. Ağlamak lazım.
Fakat bu yetmez. Bunun intikamını almak lazım. Onun
intikamını da alan Eba Müslim. Hakiki kahraman Eba Müslüm.
Eba Müslim Kerbela’nın öcünü alan esas kahramandır, Türkler
için.“
Prof. İrene Melikof tasavvuf konusundaki çalışmalarının
sonucunda çok önemli eserlere imza atar. ''Umur Paşa
Destanı'', ''Melik Danişmend'', ''Ebu Müslim Horasani'',
''Türk Sufizminin İzinde'', ''Uyur İdik Uyardılar'',
''Efsaneden Gerçeğe Hacı Bektaş'' ve ''Kırklar Sofrası''
isimli kitapları onun nasıl önemli bir ilim insanı olduğunu
apaçık ortaya sermektedir. Bu kitapların yanısıra 15 tanesi
İslam Ansiklopedisi’ nde olmak üzere 70’ den fazla ilmi
makale yazmıştır.
Prof. İrene Melikhof’ un aldığı önemli mükafatlar şunlardır:
İran Milli Eğitim Bakanlığı Şeref Ödülü (1973),
Türkiye Devlet Bakanlığı Şeref Diploması (1973),
Chevalier de l'Ordre des Palmes Academiques (1978),
Officier de l'Ordre des Palmes Academiques (1983),
Türk Tarih Kurumu Şeref Madalyası (1982),
Mevlana Anma Töreni Şeref Madalyası (1982),
Strasbourg Üniversitesi Şeref Madalyası (1992),
Chevalier de l'Ordre du Merite (Legion d'Honneur) (1994),
Bakü Üniversitesi fahri doktora unvanı
Konya Selçuk Üniversitesi fahri doktora ünvanı.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
UYUR
İDİK UYARDILAR
GURBET
VE ŞİİR
DÖNÜŞ
BÜYÜK
YAZAR
Kutsal
Anadolu Topraklarında
Size
yakışıyor mu bay Giordano?
Bir
Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Türk
Don Juan'ı
Dedem
Korkut yom verecek
Dinle
küçük adam!
Azerbaycan’da
savaş edebiyatı
Tuna
nehri akmam, diyor
Gül
döksem yollarına
Bir
dostun ölümü
Onlar
söyledi biz de inandık!!!
Bir
roman, bir tesbit ve "Sarı Muallimler"
Bizi
Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Çok
acıtıyor değil mi?
Ağlama
Ne Olursun?
İnsanlık
öldü mü?
Balık
Adam
Yüreği
Yaralı Şair, Tofig Abidin
Aman
da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali
ile Nino hala yaşıyor
Necla
Kelek´in "Yabancı Gelini"
Juan
Goytisolo
Ayna
Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan
mı gösterir?
Susmak
mı bağırmak mı?
SAYFA
BASI
|