A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  GÖZCÜ

                                         OZAN YUSUF POLATOĞLU

 
ozanpolatoglu@googlemail.com





Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare

       “Yüksek minarede ezan okunur
       Okunur da sesi bana dokunur”
                            (Halk Türküsü)

     Hayatın beklentileri ile, hayatın gerçekleri daima bir denge arayışı içinde olmuştur. Bundan dolayıdır ki “temenniler başka realiteler başkadır” diye bir formül cümle akıllarımızdadır hep. Bu açıdan bakıldığı zaman Avrupalıların ve bu günlerin konusu olması itibarıyla İsviçrelilerin hiç akıldan çıkarmamaları gereken bir  husustur bu. Yani bu farklılığı içinden  istememek başka şey, buna hayat hakkı tanımamak yine başka şeydir.

     İsviçre'de yüz bin civarında Türk ve diğer kökenlileri de hesap edince beş yüz bine yakın Müslüman yaşamaktadır. Ve İsviçre bir hukuk devletidir.  Burda bu  kadar Müslüman varsa bunların ibadethanesinin olması da doğal değil midir?  Camiin binasına razı olup, içine razı olup dışındaki minareye razı  olmamak, “içi seni yakar dışı beni yakar” deyiminin esprisine boğulup kalmaktadır.

     Akıllı Avrupalılara akıl öğretmek zor ama yine de diyeceğiz ki, aklı olan ne kendine ne de başkasına zulmeder. Göçmenleri ve onlara ait varlıkları görünce içinden huzursuz olan Avrupalı kendine işkence ediyor demektir. Aklı olan kendine bunu reva görmez.

     Halbuki durum olağan şekliyle kabul edilse,  artık bu ülkelerin kopmaz bir parçası olmuş bu insanlar ve varlıkları buraya ait  bir renk  olarak düşünülebilse, Avrupalı kendi içinden de kendi kendini  kemirmeyecektir. Bu durumda sevgiyi kalbi hislerinde duyamayan Avrupalılar, bari mantık ve akıl ile bakıp bu ayrımcı bakışın kendilerini de,  göçmenleri  de  huzursuz eden bir yanlış tutum olduğunu anlamalıdırlar. 

     Bu mantık böyle giderse çözümsüzlük devam eder ve bunun kazananı da olmaz. Göçmenleri dışlayan bu “temenniler” (!) var olan “realite”yi aşamayacaktır. Akıllı olup anlamsız sorunları başa sarmanın mantığı yok.. Almancada , “Warum nicht gleich” diye güzel bir deyim vardır. Sonradan anlayıp kabul edilecek şey neden şimdiden, daha zor olmadan görülmesin ki.  Zira aşılmaz gerçekler var : Bu insanların emeği var,  hukuk var, insan hakları var.

     Minarenin inanca ait bir değer olduğuna kendini kani edemeyen İsviçreli, ona bir mimari sanat gözüyle baksa ne olur? Kendileri İstanbul’da Sultanahmet camiini ziyaret ederken namaz niyetine mi giriyorlar içeri?. Tabii ki  hayır. O sanatı, o mimariyi o iç kültürü anlamak ve görmek için yapıyorlar bunu. Bu bütünlüğe Sultanahmet camiinin minareleri de dahil değil mi?

     Uzun yıllar önce İsviçreli Profösör Max Frisch'in “Biz  iş gücü istedik insanlar geldi” sözünü tekrar hatırlıyoruz bu vesile ile. Max Frisch'in bu sözü o zaman bir hayret ifadesi miydi, yoksa geç kalarak da olsa iyi niyetli bir hak teslim etmek miydi? Ve şimdi bilinç altı ses yankılanıyor sanki: “Vay be bu insanların bir de mimarisi varmış iyi mi!”

     Cevabı olmayan, sorulmaması gereken sorular vardır. İnsana ve insan haklarına saygı olsun mu, olmasın mı diye ne bir soru olur ne de bunun cevabı olur. Minare konusunu referanduma götürecek  kadar kafa karışıklığı yaşayan İsviçre'nin işi gerçekten zordur. Bu anlayış ile nereye varılabilir?.

     Konjonktürel şartlar ve politize atmosfer bazen vahim sonuçlar doğurabilir. Hitler dahi o kritik dönemde bütün Yahudileri sınır dışı edelim mi diye referandum yaptırsa idi, o baskı ve korku döneminde yüksek oranda “evet” çıkardı. Bunlar çok abes şeyler. Yani demek ki hassasiyet gösterilmesi gereken durumlarda, yanlışlıklara önayak olmamak lazım.

     Anlamsız yasaklar Avrupalıyı küçültürken, özgürlükleri suiistimal etmek de göçmenlerin sorumsuzluğu olur. Akıl, hukuk, hoşgörü ile orta yolu bulmak bilinç dahilinde bir vazifedir. Bu ortak aklı hepimiz birden kabul edip gereğini yapmalıyız. Bu ülkelerde artık ortak kaderi, ortak geleceği paylaşıyoruz. Göçmen kökenliler de artık bu ülkeleri sevmeyi, onarmayı, üretimine-yükselişine katkı vermeyi önemli sayacaklardır.   Ve elbette ki kurallar  olacaktır, uyum ve entegrasyonun önemi hep vardır. Ama bu akılıcı, hoşgörülü, samimi olmanın ve hukuka uymanın neticesinde gerçekleşebilecektir.

                            …   …   ….

     Olayın ironik boyut kazandığı su götürmez bir gerçektir. Deyimler, fıkralar türküler çağrışım yapıp duruyor zihnimizde. Bir Anadolu türküsü, “Bitlis’te beş minareyi sevgi ile selamlıyor da koca İsviçre dört minareyi taşıma olgunluğu gösteremiyor.” 
Anadolu’da başta Sivas ve Erzurum olmak üzere  „Çifte Minare“ olan bir çok şehir vardır. Minare konusunda İsviçre’ye düşen de „çifte standart“ olmuştur

     Nasrettin hoca yabancı bir memlekete gitmiş, onunla dalga geçmek isteyen çocuklar  minareyi işaret edip, "Hoca bu nedir" diye sormuşlar. Hoca minareye bakmış " kuyuyu ters çevirmişler, ıslak kuyudur bu, kurusun diye asmışlar" diye cevap vermiş. İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi…

     Yine Nasreddin hoca hamamda türkü mırıldanırken kubbede sesin farklı yankı  yapmasından dolayı birden kendi sesinin güzel olduğuna hükmeder.  Bu cesaretle bir gün minareye çıkar ve ezan okumaya başlar. Bozuk sesi duyanlar hocaya karşı hoşnutsuzlukarını belli ederler. Hoca durumu anlar ve “ah siz beni bir de hamamda dinleseniz de sesimi o zaman görseniz” diye mukabele eder.
İsviçre'nin kendi içinde güzel  sandığı sesi minareye yansıyınca hiç de hoş  çıkmamıştır.

     İsviçre bu durumu Avrupa’ya da anlatamadı. Yani, “hazırladığı kılıf minareye uymadı.”


ozanpolatoglu@googlemail.com
Website: ozanyusuf.net

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
ZULÜM KENDİNE ÖLÜMDÜR
BİR ALPEREN  YÜKSELDİ
28 ŞUBAT’a Yeniden Bakış
MISRALARIN GÜCÜ
İSRAİL AH İSRAİL
Demokrasiye Bakın
Yeni göç yasası... Yine güç yasası
Cumhuriyet Halk Partisi
Bir seçim böyle geçti
EY 367...
Merhaba sayın Baykal
Kaosa bak kaosa
Beyaz Saray Bembeyaz (!)
Âşık Yaşar Reyhânî (1)
Vicdan Testi
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
    Bir taraf ‘perişan’ oluyor

Seçim Şakası
”Avrupa birliği”inden ”Ortadoğuda”ki karışıklığa
Nice Saddam nice Bush geçti bu dünyadan
Bayram o bayram ola
Iraktan huzur ırak
Bağdat Bağdat 
Geldi petrol diyarına Amerikalı kovboy

 
 
 

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat