|
GÖZCÜ
OZAN YUSUF POLATOĞLU
|
|
|
polatoglu@turkpartner.de
|
NİCE
SADDAM NİCE BUSH GEÇTİ BU DÜNYADAN
Dolup boşalan dünya denilen handan kimler gelmiş,
kimler geçmiştir..
Acımasız bir zorlu hayatın yaşandığı
dünyada nice zalimler günahıyla, nice mazlûmlar ise âhlarıyla
terk-i âlem etmişlerdir. İşin tuhafı,
insanlar "ibret
almak" yerine, bilakis "ibret
olmak" durumunda kalmışlardır.
Önceki zalimlerin akibeti, sonraki zalim adaylarına
ders olmaya yetmemiş, zulümler tekrar yeniden sergilenmişlerdir.
Bunu, "insanın hafızası nisyan ile mâlûldür" sözüyle
izah etmek mümkün değildir. Nitekim bu unutmakla sınırlı
bir hadise olmayıp, bir yerde anlayış biçimine,
bir tercihe dönüşmüştür zaman zaman..
Kendi şöhret ve rahatını başkalarını
mağdur ederek kazanmak isteyenlerin varlığı
hep devam ederken, buna imkan sağlayan sebep ve saikler
de insan hayatından çıkmamıştır.
İnsanların zulmü kanıksaması, zulmün
devrilmesini imkânsız görmesi yine zalimlerin işine
yaramıştır.
Dünya çok Saddamlar, çok Bushlar görmüştür.
Fakat, Ziya Paşa’nın mısraı ile, nice
saltanatların
yerinde yeller esmektedir şimdi. Zulüm zalimliği
kadar bir aptallığı da içinde taşır.
Zira sonu, mukadder acıya dönüşecekken, bazı
uygulamalara kapılmak akıl işi değildir.
Bir sağlıksız bakış bu aptallığı
da farkettirmez maalesef.
Bugün
var olanlar yarın yoktur. İlahi adalet vardır.
Ondan daha önce insanlığın vicdanı vardır.
Dünya vicdanının reddettiği, ahret adaletinin
cezalandıracağı bu zulüm eylemleri aptalca değil
de nedir... Saddam, Şair Hayali’nin, “ geçmiş
zaman olur ki hayali cihan değer”
sözünü düşünmeye bile layık değildir.
Yakalandığı toprak çukurundan, gün geçirdiği
şimdiki odasından, o eski saray günlerini hatırlamak,
Saddam için “cihan değen” şeyler değildir.
Bilakis o gaddarca zulümler onun uykusunu kaçırmalıdır..
Zulüm kendini başka bir zalimle cezalandırmıştır.
Zalim
yine bir zalime giriftar olur ahir..
Elbette ev yıkanın hanesi olur viran..
(
Zalim, birgün yaptığı zülmün ve başka
zalimin esiri olur. Ev
yıkanın evi elbette harap olur)
Ziya Paşa
bunu çok önce söylemiştir amma Saddam sırça
sarayının kalın duvarlarından bunu duyamamıştır.
Saddam ve Bush’un duymadığı bir husus daha
var. Zalim başkanlar zaman içinde
lanetle, nefretle anılırken, iyi başkanlar
övülerek, yüceltilerek hatırlanırlar.
Tezkir
olunur la’n ile Haccac ile cengiz
Tebcil edilir Nuşirevan ile Süleyman
(Haccac
ile cengiz, lanetle anılırken, Nuşirevan ile Süleyman
yüceltilir..)
Bush ve Saddam “lanetle anılmayı”
seçmişlerdir..
Bush superliğine güvenmesin. Kendinden cok önceki
Ronald Reagon aslında Bush gibi savaş suçu da işlememiştir.
Tabii bir hastalığın, alshaymer
hastalığının pençesinde çocuklarını
bile tanımamaktadır şimdi. Yani, bir zamanların
super başkanı şimdi bir hiçliğin içindedir.
Bu tespiti şunun için söylüyoruz; dünyanın
ne günleri var, gücüne güvenip zalim olmak
vahim bir yanlışlıktır.
Âşık Ömer ne güzel söylemiş:
Padişah da olsan derler "er kişi niyetine"
Var
musallada yatan mevtâya bak da ibret al...
Gel gör ki, Bush da, Saddam
da keşke erkek olmakla anılacak uğurlanacak er
kişi olabilseler.. Bunlar “er
kişi” değil “şer
kişi” olarak yerlerini aldılar bile.
Bush İsrail’in çağdaş Fravunlarını
koruyarak da başka bir zulmün içinde ayrıca
bulunmaktadır. Ama sanki o eski Mısır Fravunlarına
mı kalmıştır dünya..
Zalim ne talihsiz, zulum ne kadar zavallıdır!..
Memet Akif, Mısır’da bulunduğu sırada
Fravun mezarlarını, piramitleri gezer. O
bir zamanlar insanlara zulmeden, hatta haşa Allahlık
taslayan o Fravun’un bir mezara mahkum oluşunu görür
ve şiirinde yorumlar. Safahat’ta yer alan uzun şiirin bir kaç mısraı
ibrettir, derstir:
Bu Fir'avun ki, civarından ürküyordu beşer;
Bu Fir'avun ki, saraylar, sütunlar, abideler,
Bütün hayatını ezberletirdi afâka;
Bu
Fir'avun ki eğilmişse boynu bir hakka,
O sade kendi bekaasıydı, kendi nefsiydi;
(..........)
Sadece kendi nefsine eğlilen ve halkı nefsine eğdirten
bu karton kahramanın son halini, akıbetini mısralar
cok net anlatır:
Yanık kütüklere dönmüş, karın, kasık,
el, ayak;
Yakında küllenerek hepsi tarumâr olacak.
Şu
gördüğüm mü nihayet, bu leş mi akıbetin?
Bunun mu uğruna milyonla ruhu inlettin?
(.....)
Nice zalimler zulümler gitti. Geriye kan kaldı, gözyaşı
kaldı. Mızrak çuvala sığmadı. Zırva
tevil götürmedi. Saddam yerel diktatör olarak, Bush da
küresel zalim olarak kendi vicdanlarını körelttiler.
Korku salarak, güç kullanarak kendini hissettirenler aslında
kendilerini bir kaybolmuşluğa atmaktadırlar. Bu
zalimlere duyulan sitemler, yapılan beddualar misli
olmayan cezalardır. Yazık, Saddam ve Bush’un
şimdi duydukları nefret dolu sözleri, mezarları
da duymak durumunda kalacak hep.
Konuyu halktan birinin haklı tesbiti ile bağlamak
yerinde olacaktır. Gazeteci Güngör Mengi, İstanbul’da
site kapıcısına,
“duydun mu Saddam yakalanmış..” diye sorunca,
site kapıcısı vatandaş buna hazırcevaplılıkla
şöyle söyler:
“Evet duydum abi, Saddam yakalanmış, inşallah
Bush da yakalanır..” Safça görünen bu bilgece
cevap istihzanın da keskin bir örneği olmaktadır.
Evet,
dünya ne diktatör istiyor, ne de super zorba istiyor.. Dünya
sevgi arıyor, adalet arıyor, eşitlik arıyor,
güven ve huzur arıyor..
E-Mail: ozanyusuf@hotmail.com
Yeni Web sayfa:
ozanyusuf.net
|