|

BİR SEÇİM BÖYLE GEÇTİ
Bir
seçim dönemi daha geride kaldı. Türk siyasi hayatında
politik söylemler gereken olgunlukta değil maalesef. Seçim
dönemlerinde ise kantarın topuzunun iyice kaçtığı
görülmektedir. Tepki duyulması gereken sözlerin alkış
alabilmesi bir tezatın varlığını işaret etmektedir. Makul
olmayan şeylere akıl tepki veremiyorsa, bir muhakeme sorunu
var demektir.
Bu
doğrultuda göze takılan durumlara her seçim dönemi
rastlanır. Bu seçim döneminde de mizah örneği olabilecek,
manidar sayılacak bir çok duruma rastlandı. Bununla birlikte
halkın çoğunluğunun basireti, en az kötü olanı, her şeye
rağmen tercih edilmesi gerekeni bulup çıkarabildi..
Başından beri “sözde değil özde” olmak vurgusu
gündemde yerini aldı bu dönem. Laikliğin sözde değil özde
anlaşılması, uygulamalara yansıması vurgulandı. Lakin
durumun bundan ibaret olmadığı belliydi, biliniyordu.
Bütünüyle “demokrasi kültürünün” sözde değil özde
olması gerektiği, daha sağlıklı ve asıl çözüm olarak
ağırlığını bir kez daha hissettirdi. Sözde değil özde
demokrasi olsa taşlar zaten yerine oturacaktır.
Bu
dönemle ilgili olarak ben sözü mısralara bıraksam yeridir.
Mısraları uyandırdı bazı durumlar zira.. Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde önceleri lazım olmayan 367 iddiası keyifler
isteyince devreye girdi. Kimse inanmadı, ama yapacak bir şey
de yoktu. Olay tarihe, zamana mal olacaktı. Fakat çok uzun
sürmedi, ilk hüküm ve cevap milletten sıcağı sıcağına geldi:
367...
Aritmetiği
sarstı bu üç yüz altmış yedi
Koskoca hukukçular (!) dedi ah neler dedi..
Ava giden avlandı.. Ne umdu ne buldular
Bu üç yüz altmış yedi, döndü onları yedi..
..... ....... ........
Çok
ciddi bir konuyu, uygun olmayan jestlere yüklemek de
rahatsız edici bir durum. Türkiye, millet-devlet-bayrak
bütünlüğünü
korumak durumunda ve gücündedir. Teröre taviz verilecek
değildir, ne gerekiyorsa yapılacak, üstüne gidilecektir.
Bununla birlikte ülkenin temel meseleleri daha akılcı, geniş
ufuklu, sorumlu yaklaşımlar gerektirmektedir. “Üzerinden
siyaset” yapmak değil, “siyaset üstü” olarak ele
alıp, adil ve bütünlüğü
içinde tutan çözümü başarmak önem arz etmektedir. İç
boyutunu, uluslararası boyutunu bilip kararlı olmak ve usta
bir diplomasi becerisi göstermek lazımdır. Ülkenin başına
çok yönlü olarak sarılan belanın, tek yönlü düşünülerek
çözülmesi zordur. Meydanlara düşen
ip düzeyi düşürmüş
olsa gerektir:
İP
MESELESİ
Yok atılan imzaymış..yok verilen ikrarmış
Yok Amerika varmış.. yok başka sebep varmış
Yanılmışız.. “Terör başı” bu sebeplerden değil
Meğer İP yokluğundan kellesini kurtarmış..
.... .......
Meşhur fıkra vardır ya, acemi kaptan gemiyi karaya
oturtur. Yolculardaki telaş ve şikayetlere karşı da,
“bana neden öyle bakıyorsunuz, ben ne yapayım deniz bitti”
diye cevap verir. Gel gör ki şimdi bu seçim döneminde biten
“Deniz” başka bir denizdir. Üstelik, eğer kaybedersem,
“benim adım ki Deniz, denizden Rodos’a kadar yüzeceğim diye
bahse girmiş ve Akdeniz şahit olsun ki seçimi kaybetmiştir:
RODOS'A YÜZMEK
Bindiği dalı
kesti Ak’a, karaya vurdu
Hırçınlaştı, saldırdı tartan daraya vurdu
“Lodos” esintisiyle “Rodos”a yüzmek derken
“Deniz” bitti (!) aniden Rodos karaya vurdu...
...... .......
Seçimleri eğer kendi anlayışları seçilirse makbul sayan,
kendi kafalarına uygun olmayınca makul saymayan davranış
kendini ele verdi maalesef. Seçim neticelerinin içlerine
düşürdüğü panik, literatüre mizah örneği olacak sözler
söylemelerine sebep oldu. Eğitimsiz kitlelerin oyu,
"cahil oy çoğunluğu" gibi sözler, totaliter anlayışın
çağdaş versiyonu olarak bu döneme damgasını vurdu:
ÇAĞDAŞ DİKTA
Cahil oy çoğunluğu... gaftan öte gafa bak!
Söz olmayan söze bak, lâf olmayan lâfa bak!
Halksız halkçı, cumhursuz cumhuriyetçi bunlar
Demokrasi adına bu laf ı güzafa bak..
Bu "panik yorum" bir çok aydın (!)
gazetecilerle sınırlı kalmadı. Siyasetin içinde olanlar da
"zirve zırva" rekorunu zamana mal ettiler. Kaybeden
partinin ikinci adamlarından birisi, bu sandık neticeleri
rasyonel değil, mantıkla izah edilemez...... mealinde sözler
söyleyerek, "siyasi mizah literatürüne" katkı
yapmış oldu:
DUYDUK-GÖRDÜK
Yüzde kırk
yedi oyu iki torba kömürle
İzah eden izansız insafsız diller gördük...
Sandık iradesinde bir “mantık” bulamayan
Bir partinin ONUR’u, gururu kullar gördük..
Velhasıl, "secilmişlere" gereken saygıyı duymayan,
"seçkinci" bir imtiyazda kendini görenler var. Lakin
mızrak çuvala sığmamaktadır. Statükoya "mahkum"
olanlar, günün demokrasi anlayışından da "mahrum"
olmayı kendilerine yakıştırıyorlar. Kısacası, yıllardır
Avrupalı olmaktan bahsedenler, Batı'nın demokrasi normlarına
"ters" düşerek "test"i kaybediyorlar. Cemil
Meriç'in tespitiyle, "bizim batıcılar doğu istikametine
giden geminin güvertesinde batıya doğru koşan kişilere
benzemektedirler." Kendi olmaktan çıkmış, başka şey de
olamamışlardır:
GARİP TİPLER
Millet değerlerinden rahatsız grip bunlar
Çağsız çağdaş.. baskıcı.. çok tuhaf.. garip bunlar..
Tek tip.. tek parti..tek renk..tek kalıp.. Heyhat
Milleti küçümseyen “beyaz bir grup” bunlar....
ozanyusuf@gmail.de
Website:
ozanyusuf.net
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer yazıları:
Bir
seçim böyle geçti
EY
367...
Merhaba
sayın Baykal
Kaosa
bak kaosa
Beyaz
Saray Bembeyaz (!)
Âşık
Yaşar Reyhânî (1)
Vicdan
Testi
Bir
taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Seçim
Şakası
”Avrupa
birliği”inden ”Ortadoğuda”ki karışıklığa
Nice
Saddam nice Bush geçti bu dünyadan
Bayram
o bayram ola
Iraktan
huzur ırak
Bağdat
Bağdat
Geldi
petrol diyarına
Amerikalı
kovboy
|