|
DEDE KORKUT’TA SAĞ-SOL ANLAYIŞI VE BUNUN TÜRK DEVLET GELENEĞİ
YÖNÜNDEN ÖNEMİ
Dede Korkut Destanları Türk halkının kutsallık seviyesine
yükselmiş eserlerinden biridir. Ne yazık ki, şimdiye kadar ona
Prof. Dr. Bahaeddin Ögel’den başka hiç kimse Türk devlet
geleneği yönünden bakmamıştır. Araştırmacılar ise özellikle
ondaki dil, edebiyat, gelenek görenek ve hayat tarzı ile
ilgilenmişlerdir.
Türk devlet geleneğinde “devlet, istiklâl, ülke ve halk” temel
taşlardır.
Türk’ün hakimiyet anlayışında devlet veya imparatorluk, ona
Tanrı tarafından armağan edilmiştir
ve o da bu büyük sorumluluğu gerektiği şekilde korumalıdır.
Türk devlet teşkilatında Oğuz Han’la başlayan devletçilik
geleneğinde devlet “Sağ ve Sol” olmak üzere iki kolda
teşkilatlanmıştır.
Sağ taraf Türk tarihinde hep kutsal kabul edilmiştir; çünkü
hakimiyet daima bu kolda olmuştur. Şecere-i Terakime’de şöyle
denilmektedir:” Oğuz Han, Şam vilayetinde iken bir kölesine
altın bir yay ve üç altın ok verdi. Ona dedi ki; altın yayı
doğuda insan ayağının değmediyi bir yere göm ve bir tarafını
dışarıda bırak, okları ise batı tarafta aynı şekilde toprağa
göm ve gel. Kölesi bu emri yerine getirdikten bir yıl sonra üç
büyük oğlunu doğu tarafına üç küçük oğlunu da batıya yolladı.
Büyük oğulları altın yayı bulup getirdiler ve babalarını emri
ile onu üçe böldüler. Üç küçük oğlu da batı taraftaki üç altın
oku bulup getirdiler ve okları da onlar paylaştılar. Oğuz,
yurduna döndükten sonra büyük bir toy yaptı herkesi oraya
topladı. Büyük oğullarını sesleyerek şunları söyledi: Siz
altın yayı bulup getirdiniz, adınız bundan sonra “Bozok”
olsun, küçük ağıllarım siz de okları bulup getirdiniz sizin
adınız da “Üçok” olsun. Bundan sonra Bozok neslinden her kim
olabilirse o hakan olsun, onlar Sağ’da otursunlar. Üçoklar da
Sol’da otursunlar ve dünya devam ettikçe emrime itaat
etsinler”.
Oğuz devrinde aile içinde oturma düzeninin temelini ise vezir
Irkıl Hoca atmıştır. O, “orun” adlı töreyi hazırlamış ve bu
kanunla aile içinde kimin nerede oturacağını belirlemiştir.
Oğuz’un gökten inen bir ışık içinden çıkan kızla evlenmesinden
doğan oğlu Gün Han, Oğuz’dan sonra hakan olduğu için başta
oturuyordu. Onun sağında veliaht olan büyük oğlu Kayı, solunda
ise Oğuz’un diğer eşinden olan oğlu yani Gün Han’ın kardeşi
Gök Han otururdu.
Sofra başında otururken de herkesin kendine ait yeri vardı ve
kesilen hayvanın neresini kimin yiyeceği de yine “orun” adlı
kanunla belirlenmişti.
Hun devrinde hakanın otağının kapısı hep doğuya bakardı.
Göktürkler zamanında da ülkenin idaresi hep sağ ve sol olmak
üzere iki taksimata ayrılırdı.
Sağda hakan otururdu, solda ise veliaht. Eski Türkler, kutsal
kabul ettikleri doğuya yüzlerini çevirip Güney yönüne “Sağ”,
Kuzey yönüne ise “Sol” diyorlardı.
Bu tarz bölünme ise Türklerin kosmoloji anlayışı ile
ilgiliydi.
Oğuz Han’ın vasiyeti aynen yerine getirilmiş ve nesiller boyu
devam ettirilmiştir. Selçuklular da Anadolu’da Bizanslılara
karşı daha iyi mücadele edebilmek için kendi
hakimiyetlerindeki topraklarının doğu ve batı yönlerinin en uç
noktalarında “Uç” teşkilatları kurmuşlardı
ki, bu anlayış da Hun-Göktürk devrinden beri devam eden
geleneğin devamıdır.
Sağ-Sol anlayışı, Türk tarihi ve kültürü yönünden son derece
öneme haiz Orhun yazıtlarında da bütün azametiyle kendini
göstermektedir. Bilge Han yazıtının kuzey tarafında şu
ifadeler yer tutmuştur: “Benden sonra gelen küçük kardeş ve
yeğenlerim, oğullarım, bütün soyum, milletim; sağdaki Şadapıt
beyler, Soldaki Tarkanlar...”
Burada da sağ ve sola devlet geleneği çerçevesinden işaret
edilmektedir.
Altın Orda devletinin hakanı Özbek Han’ın düzenlediği bir
törende yer tutma geleneği ile ilgili olarak Arap seyyahı İbni
Batuta şunları söylemektedir:” Törende devletin ileri
gelenleri Sağ ve Sol düzenine göre oturmuşlardı. Kadınlar da
kendi nüfuzlarına göre sağda ve solda oturuyorlardı.
19. yüzyılda Teke Türkmenleri arasında 14 ay iradesi dışı
kalmak mecburiyetinde kalan Henri De Coulioeuf De
Blocqueville, onların ev içinde nasıl oturdukları konusunda
şunları söylemektedir: “Evin reisi ocağın önünde ve kapıya
bakan tarafta oturuyordu. Kadınlar kapının sağında, erkekler
ve misafirler ise sol tarafında, yani aile reisinin sağ
tarafında oturuyorlardı.
Türk devlet geleneğinde görülen, aile içinde de aynen
uygulanan sağ ve sol yönler aynen Dede Korkut’ta da göze
çarpmaktadır. Devlet idaresinde ve protokol kurallarında
herkesin kendi yeri vardı ve bu bozulmaz kanun hükmündeydi.
Özellikle kurultaylarda yer tutma ve oturma düzeni kendini
bütün çıplaklığı ile göstermektedir. Kimse kimsenin yerinde
oturmazdı.
Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek boyunda; “Bayındır Han
karşısında oğlu Kara Budak yayına yaslanıp durmuştu. Sağında
Kazan’ın oğlu Uruz durmuştu. Sol yanında ise Kazılık Koca oğlu
Bey Yeğen durmuştu”.
Aynı boyda Bayındır Han’ın divanında oturan Oğuz beğlerine ve
oturdukları yerlerine bir bakalım.
“Hanın sağında Bayındır Han’ın torunu Salur Kazan’ın oğlu Uruz
duruyordu. Han’ın solunda ise Kazılık Koca oğlu Bey Yeğen
duruyordu”.
Bu düzene göre Uruz’un veliaht olduğu anlaşılmaktadır.
Uruz’un hapsedildiği boyda şu ifadeler yer tutmaktadır:
“Oğulcağızı Uruz, karşısında yaya yaslanıp ayakta durmuştu. Sa
tarafında Kazan’ın yeğeni Karagüne vardı. Sol yanında dayısı
Aruz oturmuştu.
Yine Kam Büre Bey oğlu Bamsı Beğrek boyunda deniyor:
“Sağda oturan sağ beğler
solda oturan sol beğler.
Destanda kendi yerini bilmeyen ve oturma düzenine uymayan Uşun
Koca oğlu Eğrek’e Ters Uzamış dönerek şunları diyor: “Mere
Uşun Koca oğlu, şu oturan beğlerin her biri oturduğu yeri
kılıcının hakkıyla kazanmıştır. Mere sen baş mı kestin? Kan mı
döktün? Aç mı doyurdun? Çıplak mı giyindirdin?.
Aile, Türk Milletinin temel taşı ve Türk devletinin mikro
parçasıdır.
Aile, tarih boyunca tabiatın her türlü deneğinden başarıyla
çıkmıştır. Türkler devletlerine, aynen ailelerinde olduğu gibi
saat dakikliğinde çalışan bir düzen oturtmuşlardır. Ailede
verilen devletçilik şuuru asla değişmeyen bir düzen gibi
tatbik ediliyordu. Hakanlık ve veliahtlık demokratik
seçimlerle layık olanlara emanet ediliyordu. Ters Uzamış’ın
dediği gibi herkes kendi yerini aklı, milleti ve devletine
olan sadaketi ve kılıcının hakkıyla alıyordu. Sağ ve Sol,
öylesine yerler anlamını taşımıyordu. Bu anlayışta cihan
hakimiyeti ideali ve bu ülkü yolunda da herkes kendi becerisi
ve yeteneği ile kendi yerini kazanıyordu.
Dede Korkut meydana gelip alkış verirken diyor ki; “Koşarken
akboz atın tökezlemesin!”
Burada ifade edilen akboz renkli at da Türkün hakimiyet
anlayışı ile ilgilidir. Oğuz Han’ın Çin imparatoru Kao’yu M.
Ö. 200 yılında Peteng Kalesi harbinde çembere alırken ordusunu
dört yönün at rengine göre tanzim etmişti. Boz atlar, kutsal
kabul edilen doğu tarafta, doru atlar güenyde, beyaz atlar
batıda, siyah atlar da kuzey tarafta dizilmişti.
Dede Korkut, altışında “akboz atın tökezlemesin” ifadesini de
aynı “kutsal doğu” anlayışı ile kullanmıştır.
Türk kosmolojisine göre hakanın otağı, sarayı veya yaşadığı
şehir dünyanın merkeziydi, dört ana yön de onun hükmü
altındaydı.
Sağ ve solun kutsal sayılmasında,
Türk Milletinin, kainatın yaratılması ve kendinin ona hükümran
olmasının Tanrı tarafından sunulduğu inancı asıl sebep olarak
kendini göstermektedir.
Dede Korkut Destanları Türk devlet geleneğinin destanlaşmış
abidesidir.
DEDE
KORKUT’TA SAĞ-SOL ANLAYIŞI VE BUNUN TÜRK DEVLET GELENEĞİ
YÖNÜNDEN ÖNEMİ
SAYFA
BAŞI
SAYFA
BASI
|