|

İş dünyasında savaş
stratejileri
Başlığı çok sıradışı bulduğunuzu tahmin etmekte
zorlanmıyorum. Ancak bu yazının sonuna ulaştığınızda sanırım
ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız...
Savaş elbette çok çirkin birşey. Ancak dünya üzerinde son
derece “etkili” ve “belirleyici” bir faktör olduğu da
muhakkak. Özellikle piyasalar bazında değerlendiğinde, bu
realite dikkat çekici bir şekilde göze çarpıyor.
Amerika’nın Irak’ı işgal etmesiyle sonuçlanan süreçte, ülke
ekonomisinin içinde bulunduğu durumun önemli bir rol
oynadığı kimse tarafından yadsınmıyor. Başkan Bush’un, adı
büyük bir skandalla anılmasına karşın, ekonomik alandaki
başarılarından ötürü popülaritesini artıran Clinton’un
ardından çizdiği başarısız “ekonomik” tabloyu değiştirme
adına başlattığı Irak savaşının arkasındaki bu hesap, çok
uzun süre tartışıldı. Ülke ekonomisindeki hareketlenmeyi
artırmada “Irak Savaşı”nın önemli bir rol oynadığı muhakkak.
Doların Euro’yu boğma hareketi olarak da
değerlendirilebilecek bu stratejik hamleler, petrol
pazarlarında yeşil doların hakimiyetini sürdürme emelinin
bir uzantısıydı elbette. Amerika’nın Afganistan ve Irak
askeri hareketleriyle aynı zamanda kendisine Ortadoğu’da
yeni ve çok büyük bir pazar açtığı bugün daha net
görülüyor...
Konumuz Irak Savaşı veya Amerikan ekonomisi olmadığı için bu
konuyu geçiyor ve iş dünyasındaki strateji geliştirme
savaşları üzerinde yoğunlaşmak istiyorum.
İş dünyasının aslında silahların konuşmadığı adı konmamış
bir savaş alanından ne farkı var ki!
İyi komutanlar kendi manevralarını, karşı tarafın muhtemel
manevralarını hesaba katarak yaparlar.
Rekabet ortamında bulunduğumuz ve göstergelerin hiç de
tebessüm etmediği şu günlerde, başarılı bir yönetici, iyi
bir idareci veya vizyon sahibi bir patron, rakiplerinin
hareketlerini de hesaba katmak zorunda. Bir satranç
oyunundan farksız, rakibin bütün yapabileceği potansiyel
hamle imkanlarını değerlendiren bir yönetici, kendi hareket
alanını belirlemede bu vizyonu kullanır.
İyi bir yönetici, ister üretim ister hizmet sektöründe
faaliyet gösteriyor olsun, rakiplerin muhtemel manevralarını
hesaba katmak durumundadır.
İş dünyasının bazen gaddarlaşan koşullarında, yönetici,
kendi manevralarını elbetteki piyasa koşullarını, pazar
analizlerini, müşteri taleplerini, kredi faiz oranlarını,
uluslararası borsalardaki dalgalanmaları, piyasaları
etkileyecek önemli siyasi veya toplumsal hareketlilikleri
dikkate alarak belirleyecektir. Aksi takdirde bulunduğu
sokaktan, mahalleden, şehirden veya ülkeden ötesini
göremeyen yönetici kaybetmeye mahkumdur.
Her zaman, çekmecesinde, bir B Planı bulundurmayan yönetici,
en ufak dalgalanmada veya piyasa hareketlenmelerinde büyük
bir sıkıntı yaşayabilir.
Burada, bu stratejileri geliştirirken, “hamle/saldırı” ve
“takip/savunma” ağırlıklı yönetim politikaları önemli
faktörlerdendir. Rakiplerin önünüzü tıkamasını önleyecek
hamle niteliğindeki yenilikçi işletme politikaları, onlar
birşey yaptıktan sonra alınacak tavırdan daha etkili olur.
“Yenilikçi adımlar” ve “ilk düşünen”, “ilk yapan” olmak bu
arenada elinizi güçlendirecektir. Yenilikçi düşünceler,
farklı projeler üretemeyen bir yöneticinin ne kadar iyi
personeli, ne kadar iyi maddi imkanları olursa olsun,
başarıyı yakalaması zordur. İş dünyasının acımasız
savaşlarını, “iyi proje üreten”lerin kazandığı ve kazanacağı
bir gerçek...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
İş
dünyasında savaş stratejileri
Artakalanlar
Ayrılık
düğündür aslında
Bu
şehir, varoşlarında gizlerdi seni...
Memleket
Gülüm
Gelirim
ben sana
Mavi
levhalı sokak
SAYFA
BASI
|