|

Adını
bilmeyen şehirler…
çiğneyip geçerek yokluğun bütün çöllerini,
sıyrıldım sensiz gecelerin hainliğinden...
hicretteydi kaçışlarım.
kayboldum.
korktum.
irkildim.
hira karanlığıydı gözlerin.
bildiğin o fukaralıktan öte..
bir şey de yoktu üzerimde
okuyup aşkın vahyini,
inzivaya çekildim gözlerinde.
güvercinleri öpen bir yalnızlık mıydı
benimki,
örümcek ağındaki çaresizlik mi..
bir dost sıcaklığı ararken ellerim,
eşkıyaları sardı etrafımı,
sensizlik çöllerinin...
taşa tutulurken ben
ücrasında Taif’imsi bir hasretin,
kimbilir,
şimdi hangi çölün süngüsünde...
ve hangi serabın gölgesindesin..
savurup bir avuç kumu kabuslarımın üzerine...
savuşup gidebilsem,
kavgalarımın arasından,
adını bilmeyen şehirlere...
medinesi olsan yorgun ömrümün...
bir mutluluk asrı bahşetsen bana,
bütün hüzün yıllarımı unutturan...
karanlığın kuşattığı
kandilim olsan,
celladı olsan yahut
gözlerine mil çekilesi gecelerimin..
işte o zaman ben
haykırırım sensiz de olsam bu yerde...
senin türkünü söylerim hep...
adını bilmeyen bütün şehirlerde...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Adını
bilmeyen şehirler…
Kıpkırmızı
bir öpücük
Sana
yüreğimi bırakıyorum
O
yağmurlar
Sensizliğe
Artık
anlasana...
Git
uzaklara...
Gözlerimde
ölür akşamlar...
İş
dünyasında savaş stratejileri
Artakalanlar
Ayrılık
düğündür aslında
Bu
şehir, varoşlarında gizlerdi seni...
Memleket
Gülüm
Gelirim
ben sana
Mavi
levhalı sokak
SAYFA
BASI
|