|
Avrupa
Birliğinin Derin Eleştirisi
AB'ne karşı çıkanlar arasında önemli
bir kitlenin iyiniyetli kaygılarla, kültürümüzün
yozlaşıp yok olacağını, gelecek
nesillerin, terbiye ve geleneklerini unutup, serbestlik düzeninde
benliklerini kaybedeceklerini düşünerek kaygılandıklarını
ve bu kaygıları bizimde belli ölçüde taşıdığımızı
ifade etmeliyiz.
Ancak aynı zamanda bu büyük ve samimi kitle
AB'nin de en heyecanlı taraftarıdırlarda.
Taraftar olma nedenleri ise, yüzyıllardır, fakirlik/yoksulluk
ve adam yerine konulmama muamelesini çocuklarının
ve torunlarının da yaşamasından duydukları
ürperti ve endişedir. Hak ve hukukun korunup gözetildiği,
bazılarının "üst insan" bazılarınınsa
diğerlerinin lütuf ve ihsanlarına muhtaç olmadığı,
herkesin çalışarak geçimini sağladığı,
çalışamadığı zamanlarda da "insan"
sayılarak asgari giderlerinin karşılandığı
yeni bir dünya arzulamaktadırlar. Kural ve nizam yerine
keyfiliğin hüküm sürdüğü, bir aşiret düzeninden
de havasından da artık bıkkınlık
hatta tiksinti duymaktadırlar. Bu yazımızda bu
kitlenin dışında daha derin endişeler taşıyan
"sahipler"imizin eleştirilerinin kaynağını
anlamaya çalışacağız.
Bu "sahipler"
aynı zamanda dindarından, ateistine, en milliyetçisinden
en enternasyonalına ve en büyük devlet
büyüğünden en küçüğüne kadar ülkenin
zenginliklerininde, halkınında "sahipleridirler..
Bunların bir kesimi daima, devletin yüce sahipleri, bir
diğer kesimi milletin kahraman fedaileri bir başka
kesimi ise, Din'in ulu malik ve hakimleridirler.
Devletin değişmez
sahipleri , ellerinden "teba"nın kaçacağı
kaygısının yanısıra, ebedi
saltanatlarının sallanmakta olduğunuda acıyla
farketmekte ve hayıflanmaktadırlar.. Bunlar, büyük
ölçüde politika simsarlarının yanısıra,
değişmez bürokratlar
ve devlet ulularımızdırlar. Ülkeyi yüz yıldır
diledikleri şekilde yöneterek, devletin selametini va sağlığını
sağlamak lütfunu göstermişlerdir. Egemenlik haklarını
kimseye devretmeleri asla mümkün değildir, hatta teklif
dahi edilemez.
Dinin sahibi ve hatta
maliki olan büyüklerimizin, AB konusunda endişelerinin
temelinde ise, umutsuzluk içindeki halkın, esrarengiz
kurtarıcı kolları yerine , gerçekten herkesin
hak ve hukukunun olduğu, devletin asgari geçim ve temel
güvenlik endişelerini karşıladığı
bir düzende başkalarına "kulluk yapma"
ihtiyacı duymayacaklarını hissedip, tedirgin
olmaktadırlar..
Birde hepimizin bildiği
devletin bekası için canı feda olan ama "devletin
sahiplerince" daha çok kapı kulu muamelesi görmüş
olan ve herşeye rağmen, yüksek tepelere yakın
olma ayrıcalığıyla "devleşen"
milletin saf ve masum hamileri, varki.. Necip milletleri kıymetlerini
bir türlü anlayamamış olmasına rağmen ,
onlar bu zavallı ve cahil milletin yakasını başkalarına
emanet edemezler.. Gözü kara ve düşünmeyi değil
emir tekrarını seven bu vatan evlatlarımızda
kanun ve nizam hakimiyenin egemen olmasından ve şimdi
akıllarına gelmeyen birçok şeyden dolayı
rahatsızdırlar.
Bu üç grup "sahipler"imiz, başka meslek
ve yetenekleri olmadığından daha çok, sahipliği
bir meslek ve kendilerine iş edinmişlerdir.. Keza
bunlara doğal olarak kaynağında büyük ölçüde
milletin gözyaşı ve emeği bulunan, kazançlarını
önemli oranda milletin mallarını yağmalamakla
edinmiş olan ve hukuksuzluktan beslenen varlıklı
kesimi unutmamak gerekir.
Bu "dört eğilim",
ülkenin doğal efendileridirler.. Hepsinin beklentileri
çok farklı olsada ortak özellikleri; bolluk ve bereketi
çok sevmeleri ve el etek öptürme geleneğinden
duydukları büyük hazdır.
Yine bu dört "eğilim" yada kesim AB'ne
tartışmasız şiddet ve nefretle karşıdırlar..
Bizim aklımızın almadığı birçok
sebebleri daha vardır elbette. Bize onların
hikmetinden sual etmek değil uymak düşer.. Bu böyle
biline !!
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Avrupa
Birliğinin Derin Eleştirisi
Tehlikeli
İlişkiler
Eylül
Akşamlarının -Yada Bir Kaybın- Ardından
"Her
Gün Biraz Daha Yakın"
İçe
Kapanış 2
İçe
Kapanış 1
Bütün
Duygularım
Ölü
Canlar
Dostoyevski
Kültürel
Çözülme ve Zorlanan Kişilik
İnsan
Hakları ve İslam Ülkeleri
Şu
halimize bakın
Yüzleşme
SAYFA
BASI
|