|
Şu
halimize bakın
Dürüstce ve korkusuzca
Batı mı daha dindışı bizmi, batı
mı daha ahlaksız bizmi.. Öncelikle bunu dürüstçe
ve korkusuzca cevaplamalıyız..
Belki onlar aleni bir biçimde bazılarının
ekonomik kaynaklarını sömürdüler ve devam
ediyorda olabilirler ama bizim sinsice-çaktırmadan yaptığımız,
kesinlikle daha az çirkin ve hoşgörülür değildir..
Evet onlar ekonomik kaynakları sömürüyorlar ama, biz
daha iğrenç bir şey yapıyoruz; insanların
dini duygularını, bize olan inanç ve güvenlerini,
sempatilerini, acizliklerini, sefaletlerini sömürüyoruz..
Bütün düşünüş, inanç ve davranışlarımızda
ruhumuza işlemiş riyakarlık ve ikiyüzlülüğü
-ki bu toplumsal bir kimlik haline dönüşmüş
vaziyette olduğundan, yüzde yüz suçluluk duymamaya
hakkımız vardır-aşmadan, hiçbir doğru
yöneliş ve ilerleme sağlamamız kolay
olmayacaktır...
Evet dünya hayatı elbette gelip geçici... ama gerçekten
bunu yürekten hisseden ve imkanı olduğu halde böyle
yaşamak isteyen kaç kişi var milyarlarca insanın
içinde..ve tamah şüphesiz kötü, ama her türden lüks
tüketimden kaçımız vazgeçebiliyor.. Allah için,
bizim şeyh ve hocalarımız kadar göbeğiyle
özdeşleşmiş bir kesimin olmamasıda yine
bu anlayışın çarpık bir yansımasıdır.
Küçük hokkabazlıkları artık terketmeli.. Ve
Öyleyse teşhisi tam koyalım; elbette açgözlü
olmadan, refah ve bolluğu istiyoruz...Dünya
nimetlerinden, ne batılıdan nede birbaşka
topluluktan daha az yararlanmak istemiyoruz..
Dünyanın kaynaklarından, nimetlerinden yaralanmanın
yolu, başkalarını suçlamaktan yada herşeyi
Allah’a havale ederek işin içinden sıyrılmaktan
geçmiyor... İkibuçuk milyon nüfusa sahip İsrail
de bütün islam ülkelerindeki kadar araştırmacı
bilim insanı varsa... Bütün petrol kaynaklarımıza
rağmen, ruhumuza işlemiş kavgacılık
ve kölelik anlayışı yüzünden, halklarımız
sefaletle boğuşuyorsa...Bütün islam dünyasına
yakın bir milli gelire yalnızca ispanya sahip
olabiliyorsa,ve hiçbir ülkemizde doğru-dürüst halkın
sevgisini kazanmış yönetimler olmuyorsa birtürlü...despotluğa
direnmeyi göze almak yerine bunu Allah’ın emirlerine
itaatsizlik şekline dönüştürüp kaçıyorsak
hala... Ve en acımasız -despot yöneticilerin bile
arkasından günlerce gözyaşı döküyorsak eğer,
suçluyu başka yerde aramak yerine kendimizden utanmalıyız..
İslam ülkelerinde varolan, yozlaşmışlık,
ihtiras, adaletsizlik, gelir dağılımdaki çarpıklık,
haksızlık, halka yabancı ve dışlayan,
sevimsiz yönetimler nerede vardır, Ve bunun gerçek suçlusu
kimdir.. Ve bizlerin ürettiği kadar torpil-kayırma
nerede görülmüştür.. Daha önemlisi, Yalnızca
Allah’a kulluk ederiz diye diye ürettiğimiz yalakalık
ve dalkavukluk kültürü başka nerede bulunabilir..
Üzüntü verici tablomuzun küçük bir pencereden görünüşü
budur.. Keza budurumdan başka devlet yada kişileri
suçlamanın anlamsız olduğu gibi, kendi yönetimlerimiz
de kendi başlarına suçlu değildirler..
Sorumlulukta, şu yada bu yanından herbirimizin payı
vardır.. Aynı şekilde kendi kişisel yaşayışımız,
başarı ve başarısızlıklarımızı
da bu şekilde değerlendirmek gerekir..
Gerek toplumsal, gerek bireysel anlamda, sorumluluklardaki payımızı
bütün içtenliğimizle kabul ve idrak etmediğimiz sürece,
çözüm bulamıyacağımızı
bilmeliyiz.Bu kendi özümüzü, kaderimizi, hayat durumumuzu,
acı çekişimizi, ezikliğimizin sorumluluğunu
üstlenmek demektir..Böyle bir sorumluluğu kabul etmeyip,
çektiğimiz hertürden sıkıntılar için başkalarını
-başka kimse yada güçleri- suçlamaya devam ettiğimiz
sürece, ne bir kişilik kazanma şansımız
kalacaktır ne de çıkış yolu arayışımızı
sonuçlandırma imkanımız..
Gerçek durumumuzu anlayıp kabul ettikten sonra, çözüm
için;
a-Her şartta şevkimizi kırmaktan başka bir
işe yaramamış olan, her yönüyle "ideal
olan"da ısrar ederek, "nasılsa ulaşılmaz"
diye çöküntüye sebep olan tavrımızı gözden
geçirmeliyiz..
b-Mevcut durumda, kişisel ve toplumsal önceliklerimizi
belirlemeli ve olabilirliği olan alternatifleri tartışmalıyız..
c-Refah toplumu konusunda zihinsel karmaşayı
gidermeliyiz.
d-Her konuda,duygularımız-isteklerimiz ve aklımız
arasında yaşadığımız kültürel-zihinsel
karmaşayı -ideal biçimde değil - en uygun şekilde
çözecek, düşünce ve yaşayış tarzını
bulmalıyız.
Gelecek yazımızda bunları ele alabiliriz.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Şu
halimize bakın
Yüzleşme
SAYFA
BAŞI
|