·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  VİTRİN

              Şensel Aşkın 

 

www.senselaskn@yahoo.com


Şu halimize bakın

Dürüstce ve korkusuzca

Batı mı daha dindışı bizmi, batı mı daha ahlaksız bizmi.. Öncelikle bunu dürüstçe ve korkusuzca cevaplamalıyız..

Belki onlar aleni bir biçimde bazılarının ekonomik kaynaklarını sömürdüler ve devam ediyorda olabilirler ama bizim sinsice-çaktırmadan yaptığımız, kesinlikle daha az çirkin ve hoşgörülür değildir.. Evet onlar ekonomik kaynakları sömürüyorlar ama, biz daha iğrenç bir şey yapıyoruz; insanların dini duygularını, bize olan inanç ve güvenlerini, sempatilerini, acizliklerini, sefaletlerini sömürüyoruz..

Bütün düşünüş, inanç ve davranışlarımızda ruhumuza işlemiş riyakarlık ve ikiyüzlülüğü -ki bu toplumsal bir kimlik haline dönüşmüş vaziyette olduğundan, yüzde yüz suçluluk duymamaya hakkımız vardır-aşmadan, hiçbir doğru yöneliş ve ilerleme sağlamamız kolay olmayacaktır...

Evet dünya hayatı elbette gelip geçici... ama gerçekten bunu yürekten hisseden ve imkanı olduğu halde böyle yaşamak isteyen kaç kişi var milyarlarca insanın içinde..ve tamah şüphesiz kötü, ama her türden lüks tüketimden kaçımız vazgeçebiliyor.. Allah için, bizim şeyh ve hocalarımız kadar göbeğiyle özdeşleşmiş bir kesimin olmamasıda yine bu anlayışın çarpık bir yansımasıdır. Küçük hokkabazlıkları artık terketmeli.. Ve Öyleyse teşhisi tam koyalım; elbette açgözlü olmadan, refah ve bolluğu istiyoruz...Dünya nimetlerinden, ne batılıdan nede birbaşka topluluktan daha az yararlanmak istemiyoruz..

Dünyanın kaynaklarından, nimetlerinden yaralanmanın yolu, başkalarını suçlamaktan yada herşeyi Allah’a havale ederek işin içinden sıyrılmaktan geçmiyor... İkibuçuk milyon nüfusa sahip İsrail de bütün islam ülkelerindeki kadar araştırmacı bilim insanı varsa... Bütün petrol kaynaklarımıza rağmen, ruhumuza işlemiş kavgacılık ve kölelik anlayışı yüzünden, halklarımız sefaletle boğuşuyorsa...Bütün islam dünyasına yakın bir milli gelire yalnızca ispanya sahip olabiliyorsa,ve hiçbir ülkemizde doğru-dürüst halkın sevgisini kazanmış yönetimler olmuyorsa birtürlü...despotluğa direnmeyi göze almak yerine bunu Allah’ın emirlerine itaatsizlik şekline dönüştürüp kaçıyorsak hala... Ve en acımasız -despot yöneticilerin bile arkasından günlerce gözyaşı döküyorsak eğer, suçluyu başka yerde aramak yerine kendimizden utanmalıyız..

İslam ülkelerinde varolan, yozlaşmışlık, ihtiras, adaletsizlik, gelir dağılımdaki çarpıklık, haksızlık, halka yabancı ve dışlayan, sevimsiz yönetimler nerede vardır, Ve bunun gerçek suçlusu kimdir.. Ve bizlerin ürettiği kadar torpil-kayırma nerede görülmüştür.. Daha önemlisi, Yalnızca Allah’a kulluk ederiz diye diye ürettiğimiz yalakalık ve dalkavukluk kültürü başka nerede bulunabilir..

Üzüntü verici tablomuzun küçük bir pencereden görünüşü budur.. Keza budurumdan başka devlet yada kişileri suçlamanın anlamsız olduğu gibi, kendi yönetimlerimiz de kendi başlarına suçlu değildirler..

Sorumlulukta, şu yada bu yanından herbirimizin payı vardır.. Aynı şekilde kendi kişisel yaşayışımız, başarı ve başarısızlıklarımızı da bu şekilde değerlendirmek gerekir..

Gerek toplumsal, gerek bireysel anlamda, sorumluluklardaki payımızı bütün içtenliğimizle kabul ve idrak etmediğimiz sürece, çözüm bulamıyacağımızı bilmeliyiz.Bu kendi özümüzü, kaderimizi, hayat durumumuzu, acı çekişimizi, ezikliğimizin sorumluluğunu üstlenmek demektir..Böyle bir sorumluluğu kabul etmeyip, çektiğimiz hertürden sıkıntılar için başkalarını -başka kimse yada güçleri- suçlamaya devam ettiğimiz sürece, ne bir kişilik kazanma şansımız kalacaktır ne de çıkış yolu arayışımızı sonuçlandırma imkanımız..

Gerçek durumumuzu anlayıp kabul ettikten sonra, çözüm için;

a-Her şartta şevkimizi kırmaktan başka bir işe yaramamış olan, her yönüyle "ideal olan"da ısrar ederek, "nasılsa ulaşılmaz" diye çöküntüye sebep olan tavrımızı gözden geçirmeliyiz..

b-Mevcut durumda, kişisel ve toplumsal önceliklerimizi belirlemeli ve olabilirliği olan alternatifleri tartışmalıyız..

c-Refah toplumu konusunda zihinsel karmaşayı gidermeliyiz.

d-Her konuda,duygularımız-isteklerimiz ve aklımız arasında yaşadığımız kültürel-zihinsel karmaşayı -ideal biçimde değil - en uygun şekilde çözecek, düşünce ve yaşayış tarzını bulmalıyız.

Gelecek yazımızda bunları ele alabiliriz.

SAYFA BAŞI



Yazarın diğer yazıları:

Şu halimize bakın
Yüzleşme

   
SAYFA BAŞI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

  Şensel Aşkın
Şu halimize bakın
Serdar Çelebi
Haydar Aliyev'in ardından.....
Alperen Çelik
Saddam - ne idi, ne oldu, ne olacak?
Hidayet Kayaalp
´´Değişim mi, Gelişim mi?´´
Üzeyir Lokman Çaycı
Hazır mısınız çocuklar?
Ali Kılıçarslan
Anti-İslam kampanyası
Ismail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Ozan Yusuf Polatoğlu
Nice Saddam nice Bush geçti bu dünyadan
Mahmut Aşkar
Dik durun!
Latif Çelik
Yanlış ata oynamanın bedeli
Sebahattin Çelebi
Memleket Gülüm
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Şefik Kantar
Terörün yeni yüzü
Fikret Ekin
Cadı Avı
Sebahattin Çelebi
Gelirim ben sana
Sizden Biri
Seccadem
Muhsin Ceylan
Bekleyip, göreceğiz!
Dr. Nebil Bozdoğan
Sars hastalığı ve bugünkü bilgilerimiz
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı