HACİ
DÜĞÜNÜ
Bizde
birkaç çeşit düğün vardır, bilirsiniz.
Meselâ, evlenme düğünü, nişan düğünü ve
sünnet düğünü gibi. Diğerleri tamam da sünnet düğünü
oldum olası ne kitaba sığdırabildim ve ne
de anlayabildim. Doğrusu anlamak da istemedim.
Düğün çeşitleri gibi sahipleri de çesitli olur:
Köylü düğünü, şehirli düğünü, zengin düğünü,
fakir düğünü, bürokrat düğünü, siyasetci düğünü
gibi.
Bir de "Hacı Düğünü" varmış,
yeni öğrendim. Geçenlerde bir sözlü davetiye aldım:
Bizim Hacı´nın düğününde seni de
görmek istiyorlar dediler, ben de davete icabet ederek gittim.
Düğün, Bizim Hacı´nın kendi düğünü
değil elbette. Düğün, sünnet düğünüymüş.
Canım yanlış anlamayın, Hacı´nın
kendisi sünnet olmuyor elbette. Peki,
öyleyse çocuğunun sünnet düğünü, diye mi düşündünüz?
Hayıır..... O halde kimin düğünü Allah aşkına,
diyecek gibi oluyorsunuz değil mi?
Ben size talebelik yıllarımdan sevdiğim bir
arkadaşımın naklettiği hatırasını
anlatayım:
Adnan Trabzon´un Çaykara ilçesindendir ve anlattığına
göre kalabalık bir sülaledendir.
Adnan, bir gün yanında bir arkadaşıyla ilçenin
hatırı sayılır bir esnafıyla karşılaşır.
Adam, bizim arkadaşı tanıyamadığı
için kimlerden oveya kimin oğlu olduğunu sorar.
Adnan, mensup olduğu sülaleyi ve babasının
ismini söyler. Esnaf, hemen tanır ve bu sebepten dolayı
da biraz yakınlık gösterir. Sıraarkadaşına
gelmiştir, yaşlı adam ona da sorar: Evladım
sen kimin oğlusun? Delikanlı biraz ezilip büzüldükten
sonra pek tanınmayan babasının ismini vermez ve
kimin oğlu olduğunu bir kenara bırakır,
tanınmış dayısının adını
söyleyerek; ben de felancının yeğeniğim,
cevabını verir.
Şimdi bizim davetli olduğumuz düğün de biraz
buna benziyor. Düğün, meğer Hacı´nın
torunun düğünüymüş. Hacı torunun düğünü
davullu zurnalı değildi. Hacı torununun düğünü
aslında düğünden ziyade bir camide yemekli bir
toplantıydı. Bizim hacımıza da doğrusu
böylesi yakışırdı.
Ama niçin genç ana-baba Hacı Dede´nin şemsiyesi
altında kaybolmuştular?
İşin başında ve sonunda para vardır
ağalar parra.. anlamadınız mı?
Genç ebeviyni kim takar ve
ne kadar takar? Ama Bizim Hacı işini bilir,
Bizim Hacı yamandır ha... Merasim uzun sürdü ama
ben kısa kesiyorum:
Borsa gibi mi desem, açık arttırma yapılan
salon gibi mi desem bilemiyorum.
-Kirvesinden tamı tamına ikibiiin Mark!
-Dayısından tam bin beşyüüzz..
-Amcasından bin yediyüüzz....
Ve millet kuyruğa girdi.
Bu kuyruk, para verme kuyruğuydu. Marklar havada uçuşuyor,
davetliler galeyana gelmiş, herkes sanki bir yarışa
girmişti, diğerinden daha çok verme yarışı.
Sağıma soluma baktım; galiba benden başka
herkes "hediye"sini takdim etmişti. Ben de
kerhen de olsa imkânlarım ölçüsünde hediyemi verdim.
İçimden kendi kendime de,
iyi iş iyi ticaret Vallahi, güya sünnet yapıyorlar,
güya dost-ahbapı sünnet yemeğine davet etmişler,
güya bir dini vecibeyi yerine getiriyorlar.
Buna, çayın taşıyla çayın kuşunu
vurmak , derler.
Buna açıkgözlülük, dost desteğini suistimal,
dini yanlış yorumlama ve uygulama, şahsi çıkarlarına
alet etme, cehalete dayalı gösteriş derler.
Velhasılı buna, Bizim Hacı´nın torununa
camide para toplama kampanyası da diyebilirsiniz.
SAYFA
BASI
Diğer
yazılar:
Hacı
düğünü
Uyarı
Kabına
sığmayan adam
Çocuğum
Bizim
Bey
Baba
Seyahat
SAYFA
BASI
|