|
|
HİKAYELERİM Sizden
Biri
|
|
|
info@turkpartner.de
|
MEFKURESİZ
"JENERASYON"LAR
Bakarmısınız
Resmi dili Türkçe olan Türkiye'de lokantaya gidiyorsunuz:
Lokanta diye bildiğiniz ve gittiğiniz yerin
"Restaurant" veya "Restorant" olarak
adlandırıldığını görmeniz sizi
rahatsız etse de, artık bu ve benzeri tezatlarla
beraber yaşamaya alışmış durumdasınız.
Boş bir masaya oturuyorsunuz; yemek ısmarlayacaksınız
fakat müşteri kalabalık, görevliler vızır
vızır ortalıkta koşuşturuyorlar.
Etraftaki masalardan ikidebir, "Bakarmısınız"
sesleri yükseliyor. Eskiden taşra lokantalarında
bunlara "Garson" diye hitap edilirdi. Ben de, Garson
Bey, diye seslenmeğe başlayınca, nihayet masama
doğru bir görevli yaklaşıyor ama , "Garson"
kelimesinden son derece rahatsız olduğunu anlıyorum.
Ben de zaten bu kelimeyi bilerek kullanmıştım.
-Buyrun efendim, ne alırsınız?
-Yemek siparişimden önce size birşey sormak
istiyorum.
-Buyrun?
-Burada size müşteriler hangi sıfatla hitap ederler?
İsmi kadar görevlilerinin de avrupai bir havaya (?)girdikleri
yemekhanenin elemanı bön bön gözlerimin içine
bakarken, beni anlamadığını anlamıştım.
Sorumu biraz daha basitleştirerek sordum:
-Müşteri sizi hangi isimle sesler?
-Bakarmısınız.
-Peki, sizin adınız Bakarmısınız mı?
-Hayır.
Ben "Bakarmısınız"a, bakarken, "Bakarmısınız"
da bana bakıyor.. Bakışıyor, fakat anlaşamıyoruz.
Karnımı doyurduktan sonra, canım bir kahve çekiyor.
-Orta şekerli bir kahve lütfen!
-Türk kahvesi yok! Neskafe var.
Yunanistan'da kahve istediğinizde "Türk Kahvesi"
önünüze gelirken, Türkiye'de kendi kahveniz yerine, bulaşık
suyuna benzer bir içecek "kahve" diye önünüze
konuyor.
İkidebir her olurolmaza yumruk gösteren, yumruk sallayan
ve yumruk atanların ülkesinde, yumruğunu masaya
vurarak:
-Burası Türkiye, ben Türk kahvesi isterim, diyen bir
babayiğite rastlamadım.
"Etik" savaşı
Anadolu'nun bir köy kahvesinde oturuyoruz. Yaşlısı,
genci yönünü televizyonun olduğu
yere çevirmiş, pür dikkat ekrandakileri
seyrediyorlar. Şarkıcı-popçu-modacı-dansöz
karışımından bir herc-ü merc...İlişkiler,
eski-yeni sevgililer, kaçıkların kaçamakları
ve "gündeme bomba gibi düşen" kaset konuşuluyor.
Şöhret basamaklarını alnının teri ve
tırnaklarıyla tırmandığını
iddia eden sanatçı(!) yapılanların etik olmadığını
bir basın toplantısıyla halkına şikayet
ediyor: "Bunu yapanları Allah'a havale ediyorum",
diyor.
Masadaki orta yaşın biraz üzerindeki köylü pek
birşey anlayamıyor, yanındaki delikanlıya
soruyor:
-Evladım, bu zavallı kız ne demek istedi?
-Amca, bu kadın bir zamanlar birileriyle fingirdeşirken
görüntüsünü kasete çekmişler. Şimdi o kaseti
de polis Türkiye'nin en büyük hırsızlarından
birinin sekreterinin çantasında yakalamış.
-Allah Allah!.. Vay kaltak vay!...Peki bunun neyini Allah'a
havale ediyor?..
Delikanlı kıs kıs gülüyor: "Bilmemki
amca.".
Başka zaman müşteriye zoraki çay satan kahveci için
bulunmaz bir fırsat: Namus mücadelesi veren şöhretlinin
kahvedeki sadık seyircilerinin masaya gelip giden çaylardan
haberleri bile olmuyor. Bir sigara bir çay,
bir sigara bir çay... Ve ekrandaki şöhretlinin "etik"
savaşı:
-Bu yapılan etik dışıdır.
Orta yaşın üzerindeki köylü yine yanındaki
delikanlıya soruyor:
-Yavrum, bu karının ikide bir dediği bu kelime
nemenedir?
-Amca, ahlak dışı, yani gayri ahlaki, demek
istiyor.
Adamın ağzı -kelimenin tam mansıyla- açık
kalırken, sadece, "Haa!.." diyebiliyor.
(Devam edecek)
SAYFA
BASI
Diğer
yazılar:
Mefkuresiz
"Jenerasyon"lar
Siz
hiçbirşeysiniz
Senin
"hayat" dediğin
Nur
Yüzlü Adam
Talan
Medeniyeti
Okumayı
sevmeyenleri....
Teşekkür!...
Kerbela
şehitlerine
Evelallah
Türk, elhamdülillah müslümanız
Buhranlardayım
Sahipsiz
Kızıma
mektup
Hangi
Baba? Noel Baba!
Telefonda
"yaz! " diyorsun
Namus
Meselesi
Bülbüller
ötmüyordu
Gülistan’ımızda
güller
Bizim
gülistan
Yalnızlık
Çilesi
Bakkal
Mühendis
Vatan
kurtaranarslan-2
Vatan
kurtaran arslan
Hacı
düğünü
Uyarı
Kabına
sığmayan adam
Çocuğum
Bizim
Bey
Baba
Seyahat
SAYFA
BASI
|
|
|