|
|
HİKAYELERİM Sizden
Biri
|
|
|
info@turkpartner.de
|
NAMUS
MESELESİ
Bir günlük gazetemizin "Güzin Abla" köşesini
her defasında dikkatle okuyorum. Toplumumuzun su yüzüne
çıkmamış ailevi ve âhlâki sıkıntıları,
sırlarının bir kısmı, şifreli
isimler, rumuz´larla böyle sütunlarda deşifre
edilmektedir.
Bir dağ düşünün; üzeri yeşil çam ağaçlarıyla,
binbir çeşit çiçeklerle kaplı, güzel bir tabiat
manzarası olarak karşınızda duruyor. Dağın
yamaçlarında gezinirken, derinden derinden uğultular
duyuyorsunuz. Kulak veriyor; galiba tebeden aşağıya
doğru akan suların çağıltısı,
diyerek yolunuza devam ediyorsunuz.
Ve bir zaman geliyorki, o güzelim heybetli, yeşilliklerle
kaplı dağ, korkunç bir gürültüyle patlak veriyor,
kusmaya başlıyor: Etrafa ateş püskürtüyor.
Önceleri sessizken, daha sonraları patlama noktasına
geldiğinin işaretlerini de vermeğe başlamasına
rağmen, "geliyorum" diyen tehlike karşısında
tedbir almayan yöre sakinlerinin lavlar altında yok
olmaları kaçınılmaz bir hal alır.
Toplumumuzu şimdiye kadar dış tehlikelere karşı
ayakta tutan ana sütunlardan birisi olan aile yapımız,
yukarıdaki yanardağ misâli gibi bir durum
arzetmektedir:
Dışarıdan bakıldığında, sağlam
bir yapı görünümü veren bu kutsal müessese, içerden
içerden epey zamandan beri tehlike sinyalleri veriyor. Acil
tedbir alınmadığı taktirde, patlak verecek,
kusacaktır! Yukarıda sözünü ettiğim gazete sütunu
ve benzerlerinde bu "kusma"ları yavaş yavaş
görebilirsiniz.
Türk aile yapısındaki ahlâki çöküntüyü
kanuni ve maddi tedbirlerle önleyemezsiniz. Eğer,günlük
lügâtınızdan "namus", "helâl",
"haram", "günah" gibi birçok manayı
özünde toplayan kelimeleri çıkarıp atmışsanız,
sizin için ahlâk normları değişmiştir
demektir.
Evliliklerin yerini bu dönemden sonra "ilişkiler"
almaya başlar.
Sizin "kaçamak" yaptığınız ilişkiler,
kızınızın ilişkileri, oğlunuzun
ilişkileri, varsa kız veya erkek kardeşiniz,
onların ilişkileri, ve "ilişki"lerle
kurulmaya çalışılan bir yuva(!)..
Ve neticede ilişkiler yüzünden yıkılması
mukadder olan yuvalar.
Medenilik, modernlik veya çağdaşlık adına
dolmuş değiştirir gibi sevgili değiştirilir,
eşler arasındaki "Bir yastıkta kocama"
prensibi geçmişe ait bir anlayış olarak algılanır,
biraz daha soyunmak, biraz daha göstermek prim yapar ise,
"Namus"unu muhafaza etmeyi, namuslu bir hayat sürme
şeklinde bilen, kabullenen bir aile yapısından,
"bakirelik"in bit pazarına düştüğü
veya doktor muayenehanelerinde yeniden "tamir"
edilip görücüye çıkarıldığı bir
aile/toplum yapısına doğru hızla yol alıyoruz
demektir.
Bu da Müslüman-Türk aile yapısının sonu
demektir.
"Ben güzel âhlâkı tamamlamak için
vazifelendirildim" meâlindeki İslâm Peygamberinin
sözünden nasibimizi almayacak, Kuran-ı Kerimde; âhlâksızlıkları
yüzünden helâk edilen kavimlerden kendimize ders çıkarmayacak,
tarihde, yine bütün maddi zenginliklerine rağmen
âhlâken çökmüş olan medeniyetlerden ibret almayacak
isek, vay bizim halimize!...
SAYFA
BASI
Diğer
yazılar:
Namus
Meselesi
Bülbüller
ötmüyordu
Gülistan’ımızda
güller
Bizim
gülistan
Yalnızlık
Çilesi
Bakkal
Mühendis
Vatan
kurtaranarslan-2
Vatan
kurtaran arslan
Hacı
düğünü
Uyarı
Kabına
sığmayan adam
Çocuğum
Bizim
Bey
Baba
Seyahat
SAYFA
BASI
|
|
|