|
DİLDE
BOZULMALAR
VE
KÜLTÜR YOZLAŞMASI
Öz Türkçe
anlatım varken konuşurken veya yazarken bizi yabancı
kelimeler kullanmaya iten gizli bir güç mü var? Yoksa bu
kendimizi farklı bir şekilde ifade edebilmek için
seçtiğimiz bir yol mu?
Çoğu kere kullandığımız yabancı
kelimelerin cümle içerisinde sırıttığını
bile bile bir oyuna mı geliyoruz? Yabancı
kelimelerin asıl anlamlarıyla dahi cümle içerisinde
oturmaması yalnışlıklarını nasıl
farkedeceğiz.
Devlet, dilbilimciler ve
Türk Dil Kurumu bu yönde ne gibi tedbirler aldı?
Okullarımızda yazılı ve görsel iletişim araçlarında
bu yönde ne gibi uygulamalar yapılıyor?
Bir yığın soruyla irdelemeye çalıştığımız
bu konunun da ilgililerce boşlukta bırakıldığını
ve bir çok konuda olduğu gibi dil yozlaşmalarına
da seyirci kalındığını görüyoruz.
Sorumsuzluk
“Jön Türklerin” Fransa’dan Türkiye’ye taşıdıkları
bir kelimeye dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Hepimizin bildiği
“helâ” anlamında ifade ettiğimiz
“yüznumara” aslında “numarasız”
anlamına gelen Fransızca “sans numéro” dan yalnış
tercüme edilerek “100
numara” anlamına gelen “cent numéro” ile karıştırılmıştır.
Yani «sans
ile cent » aynı okunuşuyla onları
şaşırtmış ve batılıların “00” yani “sıfır sıfır”
ya da “çift sıfır” dedikleri ve “numarasız”
olarak ifade
etmeye çalıştıkları “hela” yalnış
olarak dilimize
“100 numara“ olarak
geçmiştir. Soruyorum “aydın” olarak tanımladığımız
bu insanların bu anlayış tarzına gülmemek
mümkün mü?
Farklı dil ve farklı kültürler doğuyor
Günümüzde hızlı iletişim araçları
“yalnışlıkların süratle yayılmasına”
sebep olabilmektedir. Fakirlik,
sıkıntılar ve çeşitli baskılar
fertlerin kendi kendilerini denetlemelerini zorlaştırmaktadır.
Tenkit edilme veya suçlanma korkusu insanları farklı
davranış biçimlerine itmektedir. Cinnet
ve kişilerin tepkilerini ifade etme şekilleri
değişmiştir. Oyunlar sömürücü dış
güçler tarafından insanlar üzerine yönlendirilmiştir.
Işınlarla, titreşimlerle ve farkedilmeyen
etkileşimlerle bütün yaratıklar farklı davranış
ve olayların içerisine itilmektedir. Koyun intiharları,
bebek ölümleri, depremler, doğal afetlerin farklılıkları
insani olmayan “gizli bir savaşın” unsurları
olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Hepimiz aile yapısını zedeleyen bir gelişim
eşiğindeyiz. Kültür yozlaşmaları,
politik bozulmalar ve sevgisizlik adeta iç içine geçmiş
unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
“Geçmişte böyle değildik…” deme olgunluğu
belki kendimize çeki-düzen vermemiz için önemli bir
silkinişe sebep olabilir. İçinde yaşadığımız
çıkmazlar paranın ve çıkar savaşlarının
ağlarıyla örüldüğü için çeşitli güçlüklerle
karşılaşıyoruz. Günümüzde birbirimizi
rencide etme, incitme ve suçlama gibi ilişkileri çürüten
ifade şekilleri kolaylaşmıştır.
Dostluk, manevi değerler ise çıkar aracı
olarak kullanılmaktadır.
Devlet Televizyonu da yalnışlıkların içerisinde
TRT’de Türkiye’yi tanıtan belgesel
filmler dahi yabancı müziklerle sunuluyor. Proğramlarda
öz Türkçe ifadeler kullanılmıyor. “9. Senfoni”
gibi isimler TRT gibi devlet televizyonunda program ismi
olarak konulabiliyor. Bu proğramların sunuluş
biçimi de oldukça tedirgin edici… Konuşmacıların
sık sık sözlerinin kesilmesi gibi farklı
uygulamalar seyircileri çileden çıkarıyor. Ve
“ey yetkililer neredesiniz?“
demeden kendimizi alamıyoruz.
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Dilde
Bozulmalar ve Kültür Yozlaşması
Gölgeler
Utanmazlar
Nasırlı
Eller
Hamamlar
Referandum
ve halkın ortaya çıkan tepkisi
HANGA
HUNGA
Dar
Kapı
Suçlar
vadisi
Sözlerimden
duman çıkıyor
Sen
ne biçim insansın?
Yorgun
değiliz biz türküler varken...
Gurbet
ve Tutkular
İçinizdeki
şehir
Küçüktüm
küçücüktüm
Yan
Kesit
Çağın
üzerindeki karanlıklar
Arayış
Hazır
mısınız çocuklar?
Varoluş
üçgeni
Öğretmenim
Acılar
karla kaplanırken
Savaş
Dansları
Karanlığa
savaşla yazılanlar
Gurbet
Çiçekleri
Çöpçü
kardeş
Kapar
kapılarını dostlarına
Ne
zaman başımı kaldırsam
İnsanları
tanımak istiyorum
Üzerimize
ağları ördüler
Yargılanışım
SAYFA
BASI
|