|
Hamamlar
Sivil mimarinin en güzel örneklerinden
biri olan Türk hamamlarının yapılanması
çok eski zamanlara dayanmaktadır. Bu yapılarla
İslam'ın temizliğe verdiği önem de ortaya
çıkmaktadır. Hamamların inşa ediliş
tarzları her ne kadar birbirlerinden farklı gibi görünse
de ortak ve önemli yanları hiç değişmemektedir.
Cumhuriyet döneminden sonra farklı bir yapılanma
olmadığı gibi asırlarca insanlara hizmet
veren, geçmişin armağanı bu yapılara olan
ilgi de artarak devam etmektedir. İstanbul'da konak ve ev
hamamlarının haricinde 300'den fazla hamamın
bulunması Türklerin hamama verdiği önemi göstermektedir.
Hamamların Bir çoğunun cami yakınlarında
bulunması da bir dini ihtiyaç olarak inşa edildiğini
doğrulamaktadır.
Avrupa ülkelerinde boş verin hamamları evlerde elli
- altmış yıl öncesine kadar tuvaletlerin dahi
olmaması günümüzde ne yazık ki medeniyet
seviyesinin belirtilmesi için bir açıklayıcı
unsur olarak ele alınmıyor. Bugün dahi batı ülkelerinde
geçmişin yansıması olarak bazı evlerde
bir kattaki tek bir tuvaleti 6 veya 8 hanenin kullandığı
görülmektedir.
İstanbul'da Türkler tarafından yapılan en eski
hamamların, Fatih, Mahmut Paşa , Bayezid, Yıldız
ve Çukur Hamamı olduğu tahmin edilmektedir (1).
Türk hamamları ya tek, ya da çift olarak inşa
edilmişlerdir. Tek inşa edilen hamamlara erkek ve
kadınlar günün değişik saatlerinde ayrı
ayrı kabul edilmektedir. Çift olanlar ise bitişik
olarak tek ısıtma sistemiyle ayrı girişleriyle
kadın ve erkeklerin hizmetlerine açılmıştır.
Hamamlar üç bölümden oluşmuşlardır. Her bölümün
üstü ise basık sekizgen kemerli kasnak üzerinde birer
kubbe ile örtülmüştür.
Kubbelerin üstlerine dışlarından cam fanuslar
geçirilmiş « tepe camı » denilen küçük
pencereler yapılmıştır. Böylece iç
mekanlara gün ışığıyla loş bir
aydınlık girmektedir.
Hamamlarda kapılar hamam sıcaklığını
korumak için daima küçük yapılmış, ayrıca
ağırlıkla kendi kendine kapatmalı olan
arkalarından sarkan asılı taş veya ağaçtan
yapılmış tokmaklı bir sistem eklenmiştir.
Ve arka arkaya çift kapılı ve tek kanatlı olan
bu tahta kapılar iki yanlarındaki kapı ökçelerinin
söge taşlarına açılmış oyuklar içinde
dönerek açılıp kapanmaktadırlar.
Hamamlarda soyunma
yerine veya elbise konulan yerlere « câmegâh » denir.
Bunlar hamamların bir çoğunda biraz yüksekte, iki
katlı ve şirvan şeklinde taşlığın
iki tarafında yer almaktadır. Buralara ahşap
merdivenlerle çıkılır. Soyunma yeri ile hamam
arasında « ılıklık bölümü» veya « soğukluk
» denilen beşik tonozlu serin bir yer vardır.
Burada mermer bir sed üstünde kurulanma ve peştemal değiştirmek
için yataklı kerevetler bulunur.
Buradan yan taraflardaki traş ve temizlenmeye ayrılmış
yerlere yani halvetlere girilir. Veya dikdörtgen planlı
sıcak bölgeye ya da « halvet » denilen hücre şeklindeki
küçük odacıklara geçilir. Bunların kapılarının
kanadı yoktur. Peştemal asılırak kapanır.
Her halvette musluklu bir veya iki kurna bulunur.
Ortadaki altından ısıtmalı mermerden yapılmış
elli santim yükseklikteki göbek taşının çevresinde
bulunan yerlere bir karış kadar yüksek mermer
sekiler üzerinde sıra ile kurnalar yerleştirilmiştir.
Halk kurnalar yanındaki bu mermer sedler üzerine
oturarak yıkanırlar. Kirli sular mermerden oyularak
gizlenen bölümlerden dışarı çıkar.
Her hamamın bir de
külhan kısmı bulunmaktadır. Burası hamamın
döşeme taşları altında « cehennem »
denilen ve kârgir ayaklar arasındaki boşluklardan
oluşan kısımda yer almaktadır.
Tedavi amaçlı havuzlu hamamlar hariç, genellikle Türk
hamamlarında insanların birlikte girdikleri havuzlar
yoktur. Ancak Sirkeci'de Hocapaşa Hamamı gibi
yahudilere mahsus « batak » denilen bazı hamamlarda
havuzlar bulunmaktadır. Bilindiği gibi İslama göre
içerisine vücud giren , hattâ parmak sokulan su dahi kirli
sayılmaktadır.
Tarihe saygısızlığın bir sonucu
olarak son yıllarda yakılan tarihi evler gibi arsa
ve enkazından faydalanmak için hamamlarımız da
yıkılmaktadır. Sadece İstanbul'da 40'a yakın
hamamın yokolduğu bilinmektedir. Bu şekilde Tûrk
mimari eserlerimizin yavaş yavaş ortadan kalkmasına
sebep olunmaktadır.
Osmanlı döneminde çevreyi korumak için alınan
tedbirler gibi insan hayatı ve sağlığıyla
ilgili bir çok hüküm ve kararlar dikkatleri çekmektedir.
Osmanlı döneminde çevreyi korumak için alınan
tedbirler gibi insan hayatı ve sağlığıyla
ilgili bir çok hüküm ve kararlar dikkatleri çekmektedir.
XVI. asırda hamamların işletilmesine dair hükümler
ise şu şekildedir :
Hamamcılar hamamlarını temiz tutub suyu mutedil
ve hamamı ıssı ola...
Dellâkleri cest-ü çalâk olup usturaları keskin ola...
Taslar kalaylı ve peştemalları bütün ola...
Natırların peştemalları temiz tutub müslüman
ile gayr-i müslim futalarını karıştırmıyalar
Berberler dahi gayr-i müslimleri traş eyledikleri
usturalarla müslümanları traş etmiyeler...
Havlu ve makramaları ayrı ola. (2)
Hamamla ilgili her birimizin değişik hatıraları
vardır. Geçmişte bu yerlerde birlikte yıkandığımız
insanlarımızdan bir çoğu aramızdan ebedi
bir yolculuğa çıktılar... Geçmişte
bizler gibi bir çoğu kirlerini temizledi fakat günahlarını
temizleyemediler. Onların oralara girdikleri ve çıktıkları
anların tek şahidi duvarlardan ne yazık ki her
hangi bir şey okuyamıyoruz.
Faydalanılan
Kaynaklar :
(1) Celâl Esad Aseven, Türk Sanatı Tarihi, VII.
Fasikül, Sayfa 525
(2) Dr. Süheyl Ünver, Vakıflar Dergisi, Sayfa : 251
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Hamamlar
Referandum
ve halkın ortaya çıkan tepkisi
HANGA
HUNGA
Dar
Kapı
Suçlar
vadisi
Sözlerimden
duman çıkıyor
Sen
ne biçim insansın?
Yorgun
değiliz biz türküler varken...
Gurbet
ve Tutkular
İçinizdeki
şehir
Küçüktüm
küçücüktüm
Yan
Kesit
Çağın
üzerindeki karanlıklar
Arayış
Hazır
mısınız çocuklar?
Varoluş
üçgeni
Öğretmenim
Acılar
karla kaplanırken
Savaş
Dansları
Karanlığa
savaşla yazılanlar
Gurbet
Çiçekleri
Çöpçü
kardeş
Kapar
kapılarını dostlarına
Ne
zaman başımı kaldırsam
İnsanları
tanımak istiyorum
Üzerimize
ağları ördüler
Yargılanışım
SAYFA
BASI
|