|

Yağmurdan faydalanma yerine zararlarına seyirci kalınıyor
°
Beykoz'da 1000 , Sarıyer'de 800 evi su bastı... Derelerin
kaynaklarından itibaren geniş bir alanda iki veya üç
kanallara ayrılarak akışları sağlansaydı bahsedilen tahribat
yaşanmayacaktı. Mevcut derelerin yerlerine daha derinlere
alınarak büyük çaplı kanalizasyon boruları
yerleştirilmeliydi!
°
Trafik sorunları da yağmur yağışlarıyla ortaya çıkan
manzaralar gibi çarpık şehirleşme sonucu önemli ekonomik
kayıplara sebep olmaktadır.
° Oy
hesaplarıyla kaçak yerleşimlere tolerans gösterilmesinin
göstergesi karşımıza acı sonuçlar olarak çıkmaktadır.
İstanbul Büyük Belediye Başkanı : "Gerekli tedbirleri
aldık..." derken ne yazık ki hiç bir tedbirin alınmadığını
da gördük! Bu tür dayanaksız demeçlere geçmişte olduğu gibi,
gelecekte de devam edileceğini biliyoruz. İstanbul Büyük
Belediye Başkanı'nın tek yapacağı iş istifa ederek görevini
ehline bırakmasıdır.
Son
yıllarda duyduğumuz olaylar bu anlayıştaki görevlilerin
hizmet dışında başka işlerle uğraştıklarının bir işareti
midir?
NE YAZIK Kİ TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA DA YAPILMIYOR!
1980'li yıllarda Almanya'da ben bizzat inşaatlarda çalışarak
yağmura karşı oralarda alınan önlemleri görmüştüm.
Mesleğim itibarıyla o zamanlar endüstrileşmenin ülkemizdeki
seviyesini ve politik oyunların, partizanlıkların ve bunlara
bağlı olarak hizmet anlayışlarının tahribatlarını sezmiştim.
Büyük çaplı delikli kanalizasyon borularının üzerine alttan
itibaren dökülen cebeci mıcırı ve çakıl taşı dediğimiz
yukarıya doğru gittikçe küçülen katmanlar halinde en üste
parke taşlarının döşendiğini ve parka taşları aralarına da
kumların sıkıştırılarak konulduğunu görmüştüm. Sicim gibi
yağan yağmurların yukarıdan aşağıya doğru en ufacık bir su
birikintisi olmadan nasıl delikli kanalizasyon borularına
ulaşarak süzülüp gittiğini farketmiştim.
Hatta ta o zamanlar bir çok defa sel felaketleri yaşanan
büyük şehirlerimizin bizat belediye başkanlarının adlarına
bu konuda şemalarla görüşlerimi aktarmıştım. Bırakın
teşekkür etmeyi en ufak cevap dahi alamamıştım.
İstanbul Belediye Başkanı televizyonlar aracılığıyla yaptığı
son açıklamalarıyla yağmur beklendiğini ve gerekli
önlemlerin alındığını duyurdu.
Ama ne yazık ki alınan bu günlük önlemlerle ilgili geniş ve
ferahlatıcı bir açıklama yapamadı.
Yani bu açıklamalar bugüne kadar duymaya alıştığımız politik
demeçlerden farklı değildi. Felaket öncesi bu tür nutuklar,
felaket sonrası da hiç bir sorumlulukları yokmuş gibi boy
göstermeler yadırgamadığımız biçimdeydi...
İMAR FELAKETLERİNİ MEVCUT BELEDİYE BAŞKANLARI ÖNLEYEMİYORLAR
Yağmur sonrası oluşacak can ve mal kayıplarıyla ilgili
bugüne kadar ciddi hiç bir önlem alındığını gördük mü?...
Görmedik! En iyisi siz yine "Seninle bu millet gurur
duyuyor!" diye meydanlarda size bu acı anları yaşatanları
kamçılayıcı taltiflere devam edin... Oylarınızla destekleyin
ki evlerinizi tekrar su gölleri haline getirsinler, yollarda
belinize kadar sular içerisinde yürüyerek can havliyle
çırpınma anlarını size tekrar tekrar yaşatsınlar...
Lütfen bu fırsatı onlara verin...
Daha önce Edirne bölgesinde oluşan sel felaketleriyle ilgili
yazdığım "Şehirleşme" konulu yazıma gönderilen yoğun
mesajlarda vatandaşlarımıza hizmete talip olan Belediye
Başkanlarından Başbakanlara kadar bugüne kadar parlak
demeçlerin haricinde bu yönde ciddi bir çalışma yapıldığını
görmediklerine dair ifadelerin yer alması oldukça
düşündürücüydü!
FACİADA 39 ÖLÜ
İki günde çeşitli illerdeki kayıp sayısı 39'a yükseldi.
Batman'da selden doğan zarar 14 milyon YTL... 11 kişi de
öldü.
Sağanak yağışlar nedeniyle Diyarbakır'ın Hani ilçesinde 22
evi, Silvan'da da 250 ev ve iş yerini su bastığı belirtildi.
Mardin'in Midyat İlçesi'ne bağlı Şenköy ile Çavuşlu
beldeleri, dün saat 19.00 sıralarında başlayan ve sabaha
kadar yağan yağmur nedeniyle su altında kaldı. İki beldede
250'den fazla evi su bastı. 100'den fazla hayvan telef oldu.
Bitlis'te 5 günden bu yana devam eden yağışlar özellikle,
Mutki ve Adilcevaz ilçelerinde sel baskını ve heyelana yol
açtı. Mutki-Meydan karayolu ile 26 köy ve mezraların yolu
heyelan yüzünden ulaşıma kapanırken, köylerde yaşayan
yaklaşık 200 kişi mahsur kaldı.
Van'ın Başkale ilçesinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle
bir ahırın çökmesi sonucu 500 küçükbaş hayvanın telef olduğu
bildirildi. Başkale Kaymakamı Ali Aslantaş, ilçenin Işıklı
köyünde etkili olan sağanak yağış nedeniyle bir ahırın
çökmesi sonucu 500 küçükbaş hayvanın telef olduğunu söyledi.
Urfa'da sel nedeniyle 140 evin yıkıldığı söylendi.
KISA DÖNEMDE ALINAN ÖNLEMLER
Şanlıurfa Valisi Yusuf Yavaşcan'ın, 6800 nüfuslu Harran
İlçesi'nin boşaltılmasını istediği belirtildi.
Daha önceden geleceğe dönük çalışmalar yapılsaydı, bu
sıkıntılar yaşanır mıydı?
Kısa dönemler içinde alınan önlemler, ambulanslar
hazırlamak, çadırlarla destek olmak ve ölenlerin sayılarını
tespit etmek ve onların cenazelerinin taşınması için mï?
İş gücü kaybını ve ekonomik çöküntüyü önleyecek geniş çaplı
önlemlerden can kayıplarını ortadan kaldıracak projelerden
ne yazık ki hiç bahsetmiyorlar!
Belediye Başkanlarının doğuda bölge halkına ekonomik yardım
amaçlı koyun dağıtımı yaptıklarını açıklamalarından önce
doğal afetlerden bu koyunların nasıl korunacakları yönünde
en ufak bir araştırma yaptıklarını duymadım.
Boş verin koyunları düşünmeyi ilk açıklamalara göre sel
felaketleriyle Diyarbakır'da ölen 17 kişinin veya Şırnak'ta
ölen 3 kişinin ölümleri gibi ölümlere rağmen Belediye
Başkanlarının veya yetkililerin insan hayatının korunması
yönünde gerek alt yapı çalışmaları, gerekse yol güvenliği
açısından önceden ne gibi önlemler aldıklarını biliyor
muyuz?
BATI ÜLKELERDEKİ ÖNLEMLER HİÇ FARKEDİLMİYOR!
Avrupa ülkelerine politik amaçlı gidenler Paris'te veya
Roma'da aşırı yağmur yağışlarına karşı ne gibi önlemler
alındığını hiç inceleme fırsatı buldular mı?
Yıllardır yaşadığım Paris'te ben hiç sel felaketilerine
rastlamadım. Oluk gibi yağan yağmurlara rağmen yağmur
sularının süzülüp gittiğini ve en ufacık bir su birikintine
şahit olmadım.
Seine Nehri'ne "Paris'in bağırsakları" denmesinde gizli her
şey... Bir çok kanaldan oluşan Sein Nehri'nden elektrik
üretiminden tutun da taşımacılığa kadar bir çok alanda
faydalanıldığını görüyoruz.
DAHA ÖNCEKİ FELAKETLERDEN HİÇ DERS ALINMIYOR!
Türkiye'yi tehdit eden doğal afetler arasında sel,
depremlerin ardından 2. sırada yer alıyor. 1955 ve 2002
yılları arasında 1.308 sel felaketlerinin meydana geldiğini
biliyoruz. Bu olaylarda, 1.235 kişi yaşamını yitirdi. 61 bin
konut yıkıldı veya kullanılamaz hale geldi.
Uluslararası Afet Veri Tabanı EM-DAT verilerine göre, 1903
ile 2006'nın Haziran ayı arasında Türkiye'de 32 büyük sel
felaketi meydana geldi. Bu olaylarda 1.272 kişi yaşamını
yitirdi, 99 bin kişi evsiz kaldı. Söz konusu sellerin toplam
maliyeti de yaklaşık 2,2 milyar dolar oldu.
Ne yazık ki günümüzde hiç birimiz geriye bakarak bunlardan
ders almayı düşünmedik!
Bütün sorunlar politik hesaplarla ve geleceğe dönük olmayan,
gelişigüzel ve plansız şehirleşmelerden kaynaklandı...
Yöneticilik ve şehircilik tecrübeleri olmayan insanlar
tarafından yönetilip yönlendirildik.
Son yıllarda gördüğümüz felaket seviyesindeki mimari ve
politik yapılanmalar ise bu yöndeki tehditleri ifade etmeye
yetti!
Bu gün hâlâ yerleşim bölgeleri yol seviyelerinin altlarında
tesis ediliyor. Çukurlarda inşa edilen yapılanmalar,
kanalizasyon yapılanmalarının düzensizliği veya
elverişsizliği de tehlikelere ve felaketlere sebep
olabiliyor. Tamir, inşaat veya kurgular esnasında dahi
güvenlik önlemlerinin ve işaret levhalarının yetersizliği
veya bulunmayışı ağır kazalara ve can kayıplarına sebep
olabiliyor.
YAĞMURLARDAN FAYDALANMA YERİNE ZARARLARINA SEYİRCİ
KALINIYOR!
Yağan yağmurların bazı alanlarda adeta hunileştirılme
yöntemleriyle bir araya toplanarak değerlendirilmeleri hiç
akıllardan
geçirilmiyor.
Şehri bir ağ gibi kuşatacak kanallar ve barajlar
oluşturularak balıkçılık, elektrik üretimi ve ulaşım da
geliştirilmelidir.
Yerleşim bölgeleri de ağaçlandırılmak suretiyle bu
kanallardan yükseklerde tutulmak suretiyle tesis
edilmelidir.
İnsan sevgisi taşımayanlar göz dolduran ciddi hizmetler
yerine İslamî görüntü altında İslam'a uygun olmayan yöntem
ve tavırlarla ülke topraklarını pazarlayarak ve Ali Dibo
oyunlarıyla zaman kaybediyorlar...
İlgisizlik ve umursamazlıklar içinde olanlar sadece
insanlarımızı ve hayvanlarımızı etkilemiyorlar, bir milletin
geleceği ve tarihiyle de oynuyorlar!
02.11.2006
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Yağmurdan
faydalanma yerine zararlarına seyirci kalınıyor
Şehirleşme
Yolcular
Biber
yiyen acısına da katlanır
Vah
be sizi de satın
aldılar!
Sana
" Bir Gecede Kal" Demem
İhanet
Kapıları
Siyah
Çelişkiler
Demokrasi
Çarkı
Hayata
Bakış
Dilde
Bozulmalar ve Kültür Yozlaşması
Gölgeler
Utanmazlar
Nasırlı
Eller
Hamamlar
Referandum
ve halkın ortaya çıkan tepkisi
HANGA
HUNGA
Dar
Kapı
Suçlar
vadisi
Sözlerimden
duman çıkıyor
Sen
ne biçim insansın?
Yorgun
değiliz biz türküler varken...
Gurbet
ve Tutkular
İçinizdeki
şehir
Küçüktüm
küçücüktüm
Yan
Kesit
Çağın
üzerindeki karanlıklar
Arayış
Hazır
mısınız çocuklar?
Varoluş
üçgeni
Öğretmenim
Acılar
karla kaplanırken
Savaş
Dansları
Karanlığa
savaşla yazılanlar
Gurbet
Çiçekleri
Çöpçü
kardeş
Kapar
kapılarını dostlarına
Ne
zaman başımı kaldırsam
İnsanları
tanımak istiyorum
Üzerimize
ağları ördüler
Yargılanışım
SAYFA
BASI
|