A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


ÖZLEM
                                                                                       Veli Kalli
 
veli.kalli@mynet.com


GURBET ÇİLESİ

Lyon, Marsilya, Paris ve Strasbourg’da olmak üzere dört bölgede T.C. Başkonsolosluğu bulunuyor.

Ben ise çocuklarımla Paris Bölgesinde oturuyorum. Bu sebeple gerek pasaport işlemlerimi gerekse diğer sorunlarımı yıllardır T.C. Paris Başkonsolosluğuna başvurarak hallediyorum.

Tabii yıllardır bir çok başkonsolos gördük, olaylar yaşadık,  üzüntüler duyduk. Buradaki vatandaşlarımızın  her birinin hatıraları gibi benim de konsolosluğumuzla ve konsoloslarımızla ilgili hatıralarım ve hislerim var...
Yıllardır Paris Başkonsolosluğunda vatandaşlarımızı asla incitmeyen Hadi Bey’le işlemlere başlayan her vatandaşımızın  yüz hatlarında onların gurbette nasıl yaşadıklarını hissetmeniz mümkün.

Bizi anlayan yok gibi, ama kendimizi anlatmamız da oldukça güç... İçinden çıkamadığımız düşüncelerimizi aktaracağımız bir kurum da yok... Gazeteler ve televizyonlar da Fransa’da  bizimle iletişim kurmayı akıllarından bile geçirmiyorlar. Fransa genelinde oldukça uzak bölgelerde yaşamak zorunda bırakılan insanlarımızın dağınıklığından ve bir araya gelememelerinden istifade edenler de var. Yaşadıkları ülkenin dilini tam konuşamayan veya yazamayan insanlarımızın kendi haklarını bilmeleri ve aramaları da söz konusu değil...  Çocuklarının da böyle bir manzara veya şartlar içerisinde tam anlamıyla  geleceğe hazırlandıklarını da söylemek imkansız.
Medyanın, ilim adamlarının ve din adamlarının ilgisi, etkisi veya katkısı diğer Avrupa ülkelerinden de oldukça farklı ve yetersiz. Kimsesizlik, eğitimsizlik ise kapitalizmin ve duyarsızlığın gölgesi altında gelişiyor.

Eğitim amacıyla  buraya gönderilen insanlarımızın buradaki gerçekleri tam anlamıyla yansıttıklarını bugüne kadar göremedik. Araştırmacıların bir çoğunun  önceden hazırlıklı olmadıkları konularda ve yetersiz dilleriyle yalan yanlış bilgilerle ülkemize döndüklerini biliyoruz. Bunun bir örneğini söylemeden geçemeyeceğim : Yıllar önce Tarım bakanlığınca gönderilen iki elemanımızın dil bilmedikleri gibi kendilerine tercümanlık yapan kişinin dahi yeterince konuşamadığını biliyoruz. Bu görevliler sonuç olarak “hormonların hayvanların ağırlığını oldukça artırdığını ve oldukça ekonomik katkısı olduğunu kendileriyle yaptığımız söyleşide bize ifade etmişlerdi. İşin sağlık yönünü araştırmaya gerek duymadan devletimize bu yönde bir rapor sunduklarını ve hormonlu yiyeceklerin kullanılmasını da teşvik ettiklerini biliyoruz. 

Fransa’da vatandaşlarımızın  parçalanmışlığıyla, problemleriyle ilgilenen hemen hemen yok gibi. Vatandaşlarımızın cenazeleri dahi çoğu kez sahiplenilmiyor.

Diyanet İşleri Başkanlığınca gönderilen din müşavirlerimizin veya din görevlilerimizin kontrolünde olan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne bağışlanan camilerin mal varlıklarının hukuki statüsü üzerine veya yine aynı kurum bünyesinde oluşturulan Cenaze Fonu gibi milyonlarca Euro’ya ulaşan para varlığı üzerinde çevremizde çeşitli söylentiler dolaşmakta, medyaya da bu yönde düşündürücü haberler yansıtılmaktadır.

Biz bu gibi kurumların vatandaşlarımıza kaliteli eğitim ve ilgi sunulmasında ekonomik ve psikolojik  katkılarda bulunmaları gerektiğine inanıyoruz.
Gerek kendi ülkemizi yönetenler gerekse içinde yaşadığımız ülkenin idarecilerinin vatandaşlarımıza eğitim ve çalışma alanında fırsat eşitliği sunduklarını veya bu yönde gerekli ilgiyi gösterdiklerini de söyleyemeyiz. Diplomalı bir yabancı olmak da batı ülkelerinde ilgiyle karşılanmaya yeterli olmuyor.
İşte bu şartlar içerisinde, bizi aşağılayan bakışların, bizi dışlayan yozlaşmaların altında bütün zorluklara rağmen varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz.

Paris – 10.04.2006


SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Gurbet Çilesi
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Yozlaşma veya Yozlaştırma
Gurbette Vatan Sevgisi

   
SAYFA BASI

Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Mahmut Aşkar
Kapak Olmayın Yeter!
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Haldun Çancı
İsyanın Garip Gerçekleri
Yakup Yurt
Mösyö Sarkozy kimdir?
Nuran Yelkenci
Benim Duam
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ermeni Sorununun İrdelenmesi!
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Yeltsin’in Rusyası ve Erdoğan’ın Türkiyesi
Üzeyir Lokman Çaycı
Şehirleşme
Ali Kılıçarslan
Made in Germany
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Sebahattin Çelebi
değmezmiş sana bu şiirler
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Orhan Aras
Balık Adam
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
M. Ali Aladağ
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç