|
Hayatın içinden Y
ı l m a z K u z u c u
|
|
|
yilmazkuzucu@web.de
|

Aşk
gibi okumak
“Kitaplar,
denize atılmış içi dolu bir şişe
İçine
ömrümü boşalttığım bu şişeyi
ya açar bakar ya bakmazlar”
Cemil
Meriç
Çok az okuyoruz demeyeceğim, zira bunu bilmeyen yok. Ama
neden ? İnsan neden okur, ya da niye okumaz, okuyamaz,
SIKILIR, uykusu gelir? Nasıl akıllı bir insan
okumayı sevmiyorum derken içinde bir eksiklik hissetmez?
Bir japon yılda
25, bir isveçli 10, bir Fransız 7 kitap okurken, 6 Türk´e
bir kitap düştüğü uzay çağında yarışın
neresinde olduğumuzu varın tayin edin. Nasıl
biri kitaba yılda 200 € verirken, diğerinin eli
titrer? Mesela, çocuklarını yetiştirip yeni çağa
hazırlayacak hanımın oturma odasında, TV
den büyük kütüphanesi ve onlara ayırdığı
günde birkaç saati olmalı değil mi? Yine Cemil
Meriç: „TV kültürü insanı
enformatik cahil yapar“ diyorsa haksız mı?
Okumadan yaşanan bir ömür, kağnı hızına
razıyken okumak, ışık hızıyla
zamanı yaşamaktır. Okumamakta ısrar,
okuyanların kölesi kalmaya ebedi rıza değilse
nedir? Evet herşeyin
başı ilgidir dostlar ilgi!
Parisé, İspanya´ya, Mekke´ye ilgisi olamayan adam niye
gitsin ? Yoksa değer
mi onca masraf, emek ve yorulmaya?
Elbette insandaki bu ilgi her yaşa ve zamana göre de değişkendir.
Aşk romanı, „Huzur sokağı“nı, „Minyeli
Abdullah“ı gözümü kırpmadan okumuştum,
şimdi belki aynı zevki alamam. Dün, tutkun olduğum
yazarlar farklıydı, haliyle bugün farklı.
Evet, birinin zevkle okuduğundan öbürü SIKILABILIR,
birine ilaç gibi gelen bir kitap veya yazı ötekinin
uykusunu getirebilir.
Bazan yemek gibi sırf yemiş olamak için de, azami
zevk alarak gıdalanmak içinde okunur. Bazan
bir ilaç gibi tesiri ve faydası zamanla hissedilir.
Bazan zevk için okunmalı, müzik dinlemek gibi. O yüzde
okumak, boş zaman işi değildir. Ona özel zaman
ayırmalı.
Mesela, büyüleyici bir tabloya bakmak, bir manzara seyretmek
gibi, içinde kendini de bulduğun güzel bir romanı
okurken alınan zevk gibi, yani
aşk gibi okumak.
Evet, güzel bir yazıdan alınacak zevk, tatlı
bir meyve, leziz bir yemek veya gıdadan hiçte az değildir.
Bazan dinlenmek icin okunur. Bazan bilgilenmek, korunmak,
dolmak veya doymak icin. Bazan unutmak, hatta uyuşmak için bile
okunur. Velhasıl okumak, insanın vazgeçilmezidir. Çünkü yanlız insanlar okur. Bazan bir eserin içine girmek,
bağlantı kurmak dakikalar alabilir. Sonunda üç
boyutlu resimden alınan derin zevk gibi, sebatla
beklemeye değer.
Kimi Paris, Dubai veya Venedik gezilerinden bahsemekten, kimi
son model arabaya binmekten veya birlerine hava atmaktan hoşlanır.
Kimi duman çekmekten, kimi saatlerce yemekten veya onu
anlatmaktanzevk alır. Kimi resim çizmekten, kimi kağıt,
kimi de palavra atmaktan hoşlanır. Kimi zaman öldürecek
meşguliyet ararken, kimi zamanı paradan iyi kullanır.
Kimi mal ile
zenginleşir, kimi bilgiyle.
Velhasıl, zaman
tunelinde biletsiz turdur okumak. Kişinin sevdiğiyle
buluşmasıdır. O, isteyenin kapısına
gelen öğretmendir ücretsiz, üşenmeden 24 saat
emrinizdedir bir ömür.
West-östlicher Divan da Goethe´yle buluşursunuz,
Mesnevide Mevlana´yla dertleşirsiniz, Yunus´un
şiirlerinde erdemi tanır,
Kuranda ALLAH la konuşursunuz.
Peygamberin hayatını okuyup, onu bütün zamanların
Prototyp’ü görerek, onun ahlakıyla ahlaklananlar,
elbette öz babasından daha iyi tanır ve severler.
Evet her yazıyı, her kitabı herkes okuyamaz
veya aynı zevki alamaz lakin, kişi mutlaka okuyacağı
yazıyı ve yazarı bulabilir, yeterki buluşmak
istediği kişiyi bilsin ve arasın, ona ihtiyaç
duysun. Gelin (Kitapları) yazarları ilgisizlikle ve
okumayarak öldürmeyelim. Onlar karanlık gecelerin yol gösteren
yıldızlarıdır. Yıldızları
vurmayalım ki ışıksız kalmasın
insanlık değil mi,
HİÇ BİLENLE
BİLMEYEN BİR OLUR MU ? kk
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Aşk
gibi okumak
Güzel
bir yazı
Bireyselleşmenin
sessiz depremleri
Herseye
rağmen
Batıdan
bir iç muhasebe
Huzur
yazıları
Sağlıklı
değişim
Her
ayrılık
Kimse
sizin yerinize düşünmez
Sözlerin
özünden
Mektup
SAYFA
BASI
|