A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  GÖZCÜ

               Yakup Tufan

 

yakuptufan@hotmail.com



HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK


Şu içerisinde bulunduğumuz  günlerde Müslüman Türk Toplumu olarak, yine heyacanlı günler yaşıyoruz. Hicaz’a Hacca kardeşlerimizi uğurluyoruz. Camilerimizde, cemiyetlerimizde hacc heyacanı var. Avrupa ülkelerinde „Hac pilavı“ diye tarif ettiğimiz, veda proğramları, mevlit proğramları araklıksız sürüyor.
Heycanlanmakta haklıyız, zira müslümanlar olarak elçilerimizi hacca uğurluyoruz. Onlar Hac yolculuğuna hazırlanıyorlar, onlar Hak yolculuğuna çıkıyorlar. Onlar da bizler de heyacanlanmada haklıyız. Yolculuk Allah’ın Beytine. Yolcukuk Kabe-i Muaazama’ya ve yolculuk Rasullullah’a.Bu öyle bir yolculuk ki, sonunda  büyük bir mükafat var. Sonunda „Anadan yeni doğmuş gibi günahlardan arınma, suçlardan beraat“ var.

Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: „ Bir zamanlar İbrahim’e Beytullah’ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler,  ruku ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.“ „İnsanlar arasında haccı ilan et ki,  gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde kendilerine ait birtakım yararları görmeleri, Allah’ın  kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini  anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Ka’be’ye) gelsinler.
Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yidirin.” 
“Sonra kirlerini gidersinler: adaklarını yerine getirsinler ve o Eski Evi(Ka’be’yi) tavaf etsinler.”
(Hac Suresi Ayet 26-29)
Böylece, Allah Kelam-ı Kadim’inde biz müslümanlara hem haccın mükafatını hem de haccın nasıl yapılacağına dair bilgi vermektedir. 

Her geçen gün, Avrupada yaşayan Müslüman Türk Toplumu, dinini yaşamak ve yaşatmak, dini ihtiyaçlarını karşılamak,  kültür değerlerini geliştirmek için büyük gayretler sarfetmektedir. Öyleya kendi değerlerini bilmeyen, başkalarının değerlerini nereden bilecek? Değerler bilinme ise, tanışma, kaynaşma nasıl olacak? Uyum içerisinde birlikte yaşamak nasıl gerçekleşecek? Bu anlamda, gün geçtikce camilerimiz, bütün aile fertlerinin buluştuğu bir mekan haline gelmektedir. Aslında bu bir zarurettir. Bununla birlikte, toplumuzun her türlü fenalıktan korunması, ihtiyaç duyulan her türlü hizmetin verilebilmesi için bizim daha büyük camilere, daha büyük külliyelere ihtiyacımızın olduğu da bir gerçektir. Bunu herkes görmeli, bugün bizim Avrupada daha büyük ve daha çok camiye ihtiyaç vardır. Camilerimiz hem dini bir mekan hem de sosyal birer merkezdirler. Ailece buluşma yerimizdirler!

Almanya’nın Mülheim şehrinde katıldığım ve bir konuşma yapma fırsatı bulduğum ATİB “Hacı Adayları Veda Proğramı” beni gelecek adına çok daha ümitlendirdi. Yediden yetmişe bütün aile ferleri oradaydılar. Kimi anne ve babasını, kimi  amca ve dayısını, kimileri de eş dost, kunu ve komşusunu uğurlamak ve onlarla helaleşmek için oradaydılar. Caminin altındaki salonda oturacak sandelye yoktu, hatta bir kısım insanlar dışarıda kalmıştılar. Okunan Kur’an-ı  Kerim, söylenen ilahiler ve yapılan dua ve sohbetler kadın erkek her insanımızı mutlu ediyordu. Bir ibadet hazzı duyuyorlardı.  Anne ve babalarıyla birlikte veda proğramına katılan küçük çocuklar dinledikleri şeylerin manalarını anlamasalar bile, orada bulunmaktan dolayı çok mutlu oldukları  gözlerinden belli oluyordu. Hac yolculuğuna, Hakka yolculuğa çıkacak Hacı adaylarımız ise oldukca heyacanlı idiler ve mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Nasıl heyacanlı olamasınlar ki, bizi temsilen aramızdan secilmiş ve hayırlı bir bir yolculuğun veda faslında bulunmaktaydılar.

Bir Hadisi Şerifte şöyle buyuruluyor: “Hacc ve Umre için Beytullah’a gidenler Müslümanların Allah’a gönderilmiş temsilcileridir. Dua ederlerse Kabul olunur, mağfiret dilerlerse bağışlanırlar“

K
ısacası Avrupada yaşayan Müslüman Türkler olarak bizim; dimiz, dilimiz, camimiz, cemiyetimiz can damarımız, orta direklerimizdir. Allah bizleri bunlardan mahrum bırakmasın. Allah kardeşlerimize Hac yolculuğunda, Hak yolculuğunda kolaylık versin. Mebrur (kabul olmuş) bir hac nasip etsin inşallah!

Dinslaken, 16.Kasım 2008
Yakup Tufan


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın İmajı
Uyum nedir?

SAYFA BASI

Yakup Tufan
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
M. Ali Aladağ
Sarık-Cübbe ve Takım-Kravat
Üzeyir Lokman Çaycı
Sana " Bir Gecede Kal" Demem
Nuran Yelkenci
Hayal Gücü Sınırlarının Ötesinde...
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Telafer Dayanışma Komitesi
Mahmut Aşkar
Sömürgeci Efendisine Başkaldıranlar ve Türkler
Yakup Yurt
Bayram Geldi Neyime
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Ayten Kılıçarslan
A’dan Z’ye plan olsanız ne yazar?
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Orhan Aras
Balık Adam
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?