|
GÖZCÜ Yakup
Tufan
|
|
|
yakuptufan@hotmail.com
|

ALMAN EĞİTİM SİSTEMİ VE TÜRK ÇOCUKLARININ MESELELERİ
Bugünkü haliyle Alman eğitim sistemi çok karmaşık bir tablo
sergilemektedir. En azından bu sistem, göçmenler özellikle
de Türkler için böyle gözükmektedir. Bu karmaşık ve karışık
eğitim sistemi altında ise en çok ezilen ve zarar gören
taraf Türk çocuklarıdır. Bu haliyle Alman eğitim sistemi,
ayrımcı ve dışlayıcı bir uygulama içerisindedir. Bu noktadan
hareketle, açilen reform edilmeye, yenilenme ve köklü
değişime ihtiyacı vardır.
Dört yıllık olan İlkokulları (Grundschulen) bitiren bütün
çocuklar, weiterführende Schulen (Orta Öğretim
Okulları) adı verilen okullara kayıt yaptırmaktalar.
Çocukların ilkokuldan sonra hangi okula devam edeceği ile
tavsiye ise sınıf öğretmenleri tarafından yapılmaktadır.
Sınıf öğretmenleri, öğrencinin not ortlamasına ve
kaabiliyetine(!) göre onları çeşitli okullara
yönlendirmektedir. Bu hususta velilerin de yetkisi ve
etkisi olmasına rağmen, maalesef çoğu kez, bu fiiliyata
dönüşmemektedir. Sınf öğretmenlerin tesbit ve tavsiyeleri
çoğu zaman isabetsiz olaktadır. Bu olumsuzluklar ise
çocukların geleceğinde büyük rol oynamaktadır.
Alman eğitim sistemin fazla detayına girmeden,
weiterführende Schulen (Orta Öğretim Okulları) denince;
karşımıza çıkan tabloya bakmak lazımdır.
Bugünkü haliyle genel olarak weiterfürende Schulen(Orta
Öğretim Okulları) şu tür okullardan ibarettir: HS-
Hauptschulen, RS-Realschulen, GS-Gesamtschulen, Gymnasium,
Berufsschulen veya Berufkolleg ve
Förderschulen.
Bu okul türlerine tek tek ve kısa olarak bir göz atalım:
-HS-Hauptschulen(Ortaokullar): Almanya’da en yaygın
okul türlerinden biri olan HS’ler, eğitim seviyesi düşük bir
okul türüdür. Sözde mesleğe hazırlama eğitimine ağırlık
veren HS’ler, gerçekte gelecek vaad etmeyen ve -modası
geçmiş bir okul tipi- görünümündedir. Maalesef, Türk
çocuklarınının yoğun bir şekilde devam ettikleri veya etmak
zorunda bırakıldıkları okullar ise HS’lerdir. Bu noktadan
hareketle HS’leler, Türk toplumunun “baş ağrısı” olmaya
devam etmektedir. HS’ler Türk çocuklarının kaderi olamaz!!!
- RS-Realschulen (Ortaokullar): Bu okul türü HS’lere
kıyasla daha da kaliteli ve gelecek vaad etmektedir. RS’den
liselere yükselme imkanı olduğu gibi, 6.sınıfın sonunda
HS’ye düşme tehlilesi de vardır ve bu tehlike daha da
büyüktür. Maalesef, çoğu kez Türk çocukları bu tehlikeyle
kaşı karşıya kalmaktadır. Sevindirici bir durum ise, her
geçen gün RS’lere giden Türk çocuklarının sayısında bir
artış olmasıdır.
-GS-Gesamtschulen (Genişletilmiş Okullar): Üç okul
türünü bünyesinde barındıran ve geleceği her yöne açık bir
okul türüdür. Gittikce yaygın hale gelen GS’ler, mevcut okul
türleri içerisinde Türler tarafından en yoğun ilgi duyulan
bir okul türü durumundadır. Fakat kapasite yetersizliği
yüzünden her müracaat kabul edilmemektedir.
-Gymnasium (Liseler): Bu okullar Almanya’da “elit
kadro” yetiştiren veya “yüksek eğitime öğrenci hazırlayan”
okul türü durumundadır. Gelecek için büyük imkanlar ve
hedefler vaad etmektedir.Yüksek Okul veya Üniversitelerin
yolu Gymnasium denen kaliteli okullardan geçmektedir. Bugün
okullara giden öğrencilerin neredeyse yüzde doksanı Alman
çocuklarından ibarettir. Türk çocuklarının sayısında son
zamanlar biraz artış olsa bile, hala istenilen seviyeye bir
türlü gelinememiştir ve Gymnasium denen liseler, Türk
öğrencileri önünde gerçekleşmesi gereken bir hayal olarak
durmaktadır.
Berufsschulen/ Berufskolleg (Meslek Okulları veya
Sanat Okulları): Bu okullar meslek ağrlıklı eğitim yapmakta
ve Yüksek Öğrenime kapı açmaktalar. Çok yönlü imkanlar sunan
bu okullara Türk çocuklarının ilgisi her geçen gün biraz
daha artmaktadır.
-Förderschulen (Özel Okullar/Özürlüler Okulu): Eski
adı Sonderschulen olan okul, adı değiştirilmiş fakat
mahiyeti değişmemiş ve adeta geleceği kapalı bir okul
türüdür. Esasen bu okullar zihinsel ve bedensel engelliler
için düşünülmüş bir okul türüdür. Fakat bir kısım okul
idareleri veya eğitim müdürlükleri (Schulämter) tarafından
şu veya bu bu gerekçelerle -çoğu kez haksız bir şekilde-
Türk çocukları bu okullara yönlendirilmektedir. Adeta
çocukların geleceğinin köreltildiği bir okul türü
durumundadır. Bu sebeple bir çok Türk veli okul idareleri
veya eğitim müdürlükleriyle başı derde girmektedir ve
mahkemelik bile olmaktadır. Bugünkü haliyle Förderschuleler
(Sonderschuleler) Türkler için „karın ağrısı” olmaya devam
etmektedir.
Alman okullarına giden ve sayıları yaklaşık bir milyon
civarında olan Türk çocuklarının durumlarına bir göz
attığımızda; karşılaştığımız tablo pek de hoş olmayan bir
manzara arz etmektedir.
Bu noktadadan hareketle, Almanya’da okula giden Türk
çocuklarının meseleleri, kısaca ve genel hatlarıyla şöyle
sıralanabilir:
Başta “tam bir Almanca” başta olmak üzere, “Anadil
Türkçe, İslam Din Dersleri ve Yüzme dersleri”(Müslüman
kız çocukları için) gibi bir çok konu Türk çocukları için
ana mesele olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte “uyum,
ayrımcılık, dışlama ve yabancı düşmanlığı” gibi konular
da Türk çocuklarını yakından ilgilendirmektedir. Aynı
zamanda elli yıldır bu ülkede göçmenler yaşamasına rağmen,
Almanya’da bir türlü “çok kültürlü” (multikultur)
eğitime geçilememiştir.
Çocukların mükemmel bir Almanca öğrenmeleri konusunda resmi
makamlar üzerine düşen görevi yerine getirmemek için hala
direnmekteler. Her vesileyle maddi kaynak ve eleman
yetersizliği bahane edilerek işin içinden sıyrılınmaktadır.
Sonuçtan ise göçmen çocukları, dar gelirli aile çocukları ve
özellikle de Türk çocukları zarar görmekteler.
Anadil veye ikinci yabancı dil olarak “Türkçe”,
maalesef gereken ilgiyi bir türlü görmektedir. Türk
çocukları tabi hakkı olan Anadil Türkçe’yi gerektiği gibi
öğrenmekten mahrum bırakılmaktalar. Her geçen gün Türkçe
öğretmenlerinin sayısı azalmakta ve buna parelel olarak
Türkçe derslerinde bir gerileme görülmektedir. Türkçe
dersleri kalitesi, veriliş saatleri ve karışık sınıflar ise
başka bir baş ağrısı konusudur. Bunun içindir ki, Türk
çocukları düzgün bir cümle Türkçe konuşma kaabiliyetinden
mahrumdurkar.
Bugün gerçek şudur ki; Türk çocukları yarı Almanca ve yarı
Türkçe kelimelerden oluşan “Mix Sprache” denilen“karışık
dil” kullanmaktalar. Bu olumsuz durum, her şeyden önce,
Türk çocukları ile Türk kültür, sanat ve edebiyatı
arasındaki uçurumu (her geçen gün gün) daha da
derinleştirmektedir. Kendi anadilinden mahrum yetişen bir
neslin geleceğini tasavvur edebiliyor musunuz?
Yıllardır -iki ileri bir geri- gidilen ve hala sürünceme de
olan “İslam Din Dersleri” konusunu nasıl izzah etmek
mümkün olacak! Yıllarca süren mücadeleler sonucu,
Almanya’da belirli Eyaletler (NS, NRW,BW v.s.) ve bir
takım Üniversiteler (Osnabrück, Münster, Tubingen v.s.)
bünyesinde, İslam Din Dersleri ve İmam yetiştirme gibi
konularda ilerlemeler görülmektedir. Öbür yandan ise 2500
civarında camisiyle her konuda dini hizmet veren “KRM-
Koordinationsrat der Muslime in Deutschland” (Almanya
Müslümanları Koordinasyon Konseyi) bünyesindeki İslamı
Cemaatlar (DİTİB, VİKZ, İRD, ZMD, İGMG, ATİB vs.) bir türlü
dini cemaat olarak tanınmamamktadırlar.
Göçte elli yılı geride bırakmamıza rağmen, hala “Almaya’da
Müslüman var İslam yok” tartışmaları yapılmaktadır! Böyle
bir mantıkla, dini ayrımcılık ve yok sayma anlayışının sonu
nereye varacak bilmem. Müslüman çocukları, tabi hakları olan
ve „Alman Anayasa”sında da belirtilen din dersleri
haklarına daha ne zaman kavuşacaklar belli değil.
Yüzme dersleri konusunda da “dini hak ve hürriyetler”
ve alınan kararlar bir çok yetkili tarafından görmezlikten
gelinmektedir. Veliler ve özellikle de Müslüman kız
öğrenciler, “yıldırma ve korkutma” yöntemleriyle karşı
karşıya bulunmaktalar. Okul idare ve yetkililerin bu tür
tutumları hem insan haklarına, hem eğitim hakkına ve hem de
Alman Anayasına aykırıdır.
Bir de Almanya’da kanayan yara ve demokrasi ayıbı “başörtüsü”
meselesi var.
İleride gerçekleşmesi düşünülen İslam Din Dersleri ve bu
dersleri verecek -Müslüman kadın öğretmenlerin başörtülü
olamayacakları- konusu ise şimdiden bir kısım devlet veya
hükümet yetkilileri tarafından yüksek telden
seslendirilmektedir. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
Ayrımcılık ve yabancı düşmanlığına gelince, bu husus
okullarda büyük bir mesele olmaya devam devam etmektedir.
Ayrıcılık ve yabancı düşmanlığından en çok zarar görenler
ise yine Müslüman çocukları, Türk çocukları olmaktadır.
PISA (Programme International Student Assesment)
araştırmaları sonucu elbette bizim korku, endişe ve
tereddütlerimizi doğrulacacak mahiyettedir.
Artık Almanya daha fazla zaman kaybetmeden ayrımcı ve
dışlayıcı okul sistemini bir an önce değiştirmelidir.
Birleştirici ve uyumlu bir eğitim sistemine geçilmelidir. Bu
noktadan hareketle Almanya’da acilen -Förderschule ve
Hauptschule sistemine- son verilmelidir. Gesamtschule veya
Gemeinschaftsschule tipi okullar yaygınlaştırılmalıdır.
Realschule ve Gymnasium tipi okullarda ise her öğrenciye yer
olmalıdır.
Birleşmiş Milletlerin ön gördüğü şekilde ayrım yapılmadan
ihtiyaç çerçevesinde “her öğrenciye eğitim desteği”
(Förderprogramme für alle) sağlanmalıdır. Almanya’da okullar
veya sınıflarda “herkes için eğitim” yani “inklusive
Bildungssytem” uygulamaya konmalıdır.
Almanya’da artık eğitim alanında çocuklar kültür, kök, din,
etnik yada bedeni veya ruhi ayrıma tabi tutulmamalıdırlar!
Uyumsuzluğu körükleyen, ayrımcı ve dışlayıcı eğitim
sistemine artık bir son verilmemelidir! Bu ülkede -doktorun
çocuğu doktor, işçinin çocuğu işçi olur- anlayışına dur
denilmelidir. Eğitim herkesin hakkıdır!
Almanya’nın selameti ve geleceği; hiç kimsenin dışlanmadığı,
birleştirici, bütünleştirici ve adaletli bir eğitim
sisteminden geçmektedir. Türk çocuklarının meselelerinin
çözümü de burada yatmaktadır.
Sözün hülasası, hep birlikte bir gelecek inşa etmek için
eğitim engel tanımamalıdır.
Dinslaken, 29 Mart 2011
Yakup Tufan
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
ALMAN
EĞİTİM SİSTEMİ VE TÜRK ÇOCUKLARININ MESELELERİ
ALMANYA’DA
İSLAM GERÇEĞİ VE GÖRMEYEN GÖZLER
AVRUPA’DA
AİLE YAPIMIZDAKİ DİNAMİKLER VE DİNAMİTLER
KENDİNİ
ARAYAN TÜRKİYE
MANEVİ
DÜNYAMIZDA ARALIK, AŞURE VE MUHARREM’İN YERİ
BANGLADEŞ’DEN
SELAM VAR
PAKİSTAN’DAN SELAM VAR
AVRUPA’DA
RAMAZAN BAYRAMI
SALDIRGAN
İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
NRW
SEÇİMLERİ VE TÜRKLER’İN ÖNEMİ
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
GÖÇMENLER
VE UYUM MECLİSLER
PARELEL
TOPLUM VE DİN GERÇEĞİ
ALMANYA’DA
FEDERAL SEÇİMLER VE MÜSLÜMANLAR
NRW
MAHALLİ SEÇİMLERİ VE MÜSLÜMANLAR
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ
AVRUPA
BİRLİĞİ VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN
KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE
MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın
İmajı
Uyum
nedir?
SAYFA
BASI
|