|
GÖZCÜ Yakup
Tufan
|
|
|
yakuptufan@hotmail.com
|

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE
MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Beklenen oldu ve İçişleri Bakanı “DIK2- Deutsche Islam
Konferenz” (2.Almanya İslam Konferansı) çalışmalarını
başlattı. Geçen dönem, büyük koalisyon (CDU ve SPD)
hükümetinin başlatmış olduğu DIK1, kendine çok engebeli bir
yol seçmişti. 3 yıl boyunca; -az gitmiş uz gitmişti, dere
tepe düz gitmişti, bir arpa boyu yol gitmişti- denilebilir.
Neden mi? Nedeni çok. Konferansa katılanların mahareti, ele
alınan konuların harareti ve yetkiyi elinde bulunduranların
kehaneti, neticeye damga vurmuştur...
Şimdiki İçişleri Bakanı ise, DIK 2 çalışmalarına başlarken
geçmişten hiç ders almamışa benziyor. Esas mevzu Almanya’da
yaşayan 5 milyon civarında müslümanın meselelerinin en üst
seviyede ele alınması, sağlıklı bir uyumun gerçekleşmesinde
uygun bir zemin hazırlanması ve bu meyanda en önemli muhatap
Müslüman Cemaatler olması gerekirken; yine hedef raydan
çıkmış, gidişat kaygan bir alana ve yanlış bir zemine
kaymıştır. Bu haliyle DIK2’nin başarılı olma şansı var mı?
Perşembenin geleceği çarşambadan bellidir ve görünen köy
kılavuz istemez. Gaye üzüm yemek mi, yoksa bağcıyı döğmek
mi?
Müslümanlar Cemaatler tarfından DIK2’nin resminin daha iyi
okunması gerekir...
Almanya’da organiza olmuş cami cemiyetlerinin yüzde 80’nini
bünyesinde toplayan Müslüman Üst Kuruluşlar (DİTİB- Diyanet
Türk İslam Birliği, ZMD- Almanya Müslümanları Merkez
Konseyi, IR- Almanya İslam Konseyi, VİKZ- İslam Kültür
Merkezleri Birliği) yaklaşık üç yıl önce bir araya gelmiş,
tek bir güç olabilmek makadıyla, “KRM- Koordinationsrat der
Muslime”yi (Almaya Müslümanları Koordinasyon Konseyi)
kurmuşlardı. Bu birlik müslümanları hem ferahlatmış ve hem
de çok sevindirmişti. O günlerde KRM, bütün zorluklara,
farklılıklara ve büyük sıkıntılara rağmen,
DIK1çalışmalarında büyük gayret sarf etmişti. Fakat DIK1
arabasındaki yolcuların muammalı, yolun kaygan, şoförün
acemi ve yükün de ağır olması sebebiyle, tabiri caizse araba
yambul yumbul yol almış ve bir türlü gerçek hedefine
varamamıştır...
DIK 2’ye gelince; bu meyanda çalışmalar henüz daha
başlamadan, KRM tarafından Almanya İçişleri Bakanı’na bir
mektup yazıldığını ve görüşme talebinde bulunulduğunu
biliyoruz. Gayenin bakanı yeni görevinden dolayı tebrik
etmek ve aynı zamanda (muhtemelen ileride başlaması
düşünülen) DIK2 ile ilgili endişe ve düşünceleri anlatmak
olduğunu da biliyoruz. Ne yazıktır ki, İçişleri Bakanı
lütfedip KRM’nin mektubuna iki satır yazıyla da olsa bir
cevap vermemiştir. Fakat bu arada inceden inceye DIK 2
hazırlık çalışmaları yütütülmüştür. Sessiz ve sedasız bir
şekilde tabiri caizse kapalı kapılar arkasında katılımcılar
ve ele alınması düşünülen öncelikli konular tesbit
edilmiştir. KRM’ye üye olan Müslüman Üst Kuruluşlar- Cami
Cemaatleri (IR hariç) İçişleri Bakanlığı’ndan aldıkları bir
davet sonrası, DIK2 çalışmalarının başlayacağını
öğrenebilmişlerdir. Korkulan olmuştu. Katılımcıların ve
konuların seçimi, KRM temsilcilerinin (büyük bir
çoğunlunun) endişelerini haklı çıkarmıştır...
Bu oldu bitti karşısında defalarca olağanüstü toplantılar
düzenleyerek bir araya gelen KRM, maalesef (bugüne kadar)
tek ses ve tek güç olma kaabiliyetini gösterememiştir! Ne
yazıktır ki KRM’yi meydana getiren Müslüman Cemaatler
(DİTİB, ZMD, VIKZ, IR) bir çizgide birleşememişlerdir! ! KRM
rüştünü ispat edememiştir! Maalesef KRM gücünün farkında
olamamış ve elindeki kartı zamanında oynayamamıştır!
Oynasa ne olurdu? Gayet açık; yanlış hesap Bağdat’tan
dönerdi ve Müslüman Cemaatlerin çantada keklik olmadığı bir
kez daha ortaya konurdu. Bununla birlikte ve bundan böyle
KRM daha da çiddiye alınırdı. Gerek DIK 2 ve gerekse
benzeri çalışmalarda onu kimse küçük görmeye yeltenmez ve
onsuz kimse bir adım atmaya cesaret edemezdi...
Aklı selim düşünenler bugünkü haliyle DIK 2, Almanya’da
yaşayan ve sayıları yaklaşık 5 milyona ulaşan müslümanların
hiç bir meselesini çözmeğe muktedir değildir, diyorlar. DIK2
çalışmaları için seçilmiş heyet isabetli değildir, bu
kişlerin büyük çoğunluğunun Müslüman Cemaatleri temsil
etmeği gibi, aralarında İslam’a karşı katı tavır içerisinde
olanlar da var, deniyor. Bununla birlikte Müslüman Üst
Kuruluşların DIK2’nin ön planmasında ve ileride çalışmaların
seyrini etkilemesinde, büyük bir rolü yoktur, endişesi
taşınıyor.
Ayrıca seçilen öncelikli konuların içerisinde; -İslam
düşmanlığı, ırkcılık, ayrımcılık, başörtüsü, İslam dininin
resmen tanınması, Müslüman Cemaatlerin dini cemaat olarak
tanınması, müslümanların vatandaşlık hak ve hukuku, helal
kesim, cami ve minare yapımı- gibi müslümanları yakından
ilgilendieren mevzularların olmadığı biliniyor.
Bütün bunların aksine DIK2, müslümanların bu ülkede uymunu
daha da zorlaştıracak, onların Alman Anayasasında ön görülen
dini haklarının uygulanmasını rafa kaldıracak, mahiyet
taşımaktadır. Bununla birlikte DIK2 de İslam düşmanlığını ve
ırcılığı daha da tırmandıracak mevzular bahis konusudur.
Daha doğrusu Almanya’da müslümanlara hala emniyet
noktasından bakılmakta ve onlar potansiyel bir tehlike gibi
gösterilmektedir. Bu tutum ve anlayış NPD, Pro NRW gibi
açık ve gizli ırkcı ve İslam düşmanı çevrelerin ekmeğine de
yağ sürmektedir...
İslam Din Derleri ise Ferderal Hükümetin değil, eyaletlerin
yetki sahasındadır!
KRM’yi meydana getiren ve DIK2’ye davet edilmeyen IGMG-İslam
Toplumu Milli Görüş’ün üyesi olduğu IR (Islamrat)- Almanya
İslam Konseyi, biz dik duruşumuzun faturasını ödüyoruz
diyor.
Bize göre de İçişleri Bakanlığının ortaya koymuş olduğu
gerekceler hem hukuki anlayışa uymuyor, hem demoktatik değil
ve hem de diyalog anlayışına hizmet etmemektedir. ATİB-
Avrupa Türk İslam Birliği’nin de üyei olduğu ZMD ise,
DIK2’nin başarılı olamasında ve Müslüman Cemaatlerin muhatap
alınmasında ısrarlı! Bu noktada endişe, görüş ve
düşüncelerini İçişleri Bakanı ile görüşmeye kararlı! DIK2’de
aktif rol alıp almayacağını da bu neticeye bağlamakta!
Anlaşılan sütten ağzı yanan ZMD, yoğurdu üfleyerek içmekte.
Önce İçişleri Bakanı ile görüşelim ve anlaşalım, sonra
DIK2’de birlikte aktif çalışalım diyor! Doğru ve mantıklı
bir düşünce.
Diğer aktörlere gelince; onlar kervana katılmanın
kerametine(!) inanmış gözükmekteler ve çoktan yola çıkmışlar
bile...
Bu noktadan hareketle DIK2’yi derinden derine ele alarak
analiz edince; manzara pek de içaçıcı gözükmemektedir.
Önümüzdeki resmi incelediğimiz zaman, ortaya düşündürücü bir
manzara çıkmaktadır. Kimler hangi rolde, kimler nelerin
peşinde, pek belli değil. Bir çok konu tam bir muamma...
Bir gerçek varsa o da birilerinin yele, birilerinin de sele
kapıldığıdır!
Gün birlik ve dirlik olma günüdür! Gün KRM’nin rüştünü
ispatlama günüdür! Gün hakkı ve hukuku gözetme günüdür! Gün
diklenme değil amma dik durma günüdür! Gün korkma, ürkme,
yılma ve yıkılma, eğilme ve bükülme günü değildir! Gün küçük
hesaplar peşinde olma günü hiç değildir. Unutumasın ki,
elbette Allah’ın da bir hesabı vardır!
Henüz her şey bitmiş değildir ve aklı selim bir daha
düşünmek lazımdır...
Kimsenin müslümanları küçük düşürmeye, hakarete maruz
bırakmaya, hak ve hukukunu çiğnemeye ve çiğnetmeye hakkı
yoktur! Kimsenin DIK2’yi başarısızlığa mahkum etme hakkı da
yoktur! Kimse uyumu zorlaştırmaya ve müslümanların huzurunu
daha
da bozmaya yeltenmesin! Bu ülke müslümanların da ülkesidir!
Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve
hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Anayasa ve İnsan
Hakları herkesi bağlar! Aksisini düşünmenin kimseye bir
faydası yoktur! Bunlar böyle biline...
Dinslaken, 26 Mart 2010
Yakup Tufan
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
GÖÇMENLER
VE UYUM MECLİSLER
PARELEL
TOPLUM VE DİN GERÇEĞİ
ALMANYA’DA
FEDERAL SEÇİMLER VE MÜSLÜMANLAR
NRW
MAHALLİ SEÇİMLERİ VE MÜSLÜMANLAR
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ
AVRUPA
BİRLİĞİ VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN
KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE
MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın
İmajı
Uyum
nedir?
SAYFA
BASI
|