|
GÖZCÜ Yakup
Tufan
|
|
|
yakuptufan@hotmail.com
|
AVRUPA BİRLİĞİ VE AVRUPA TÜRKLERİ
AB seçimleri yapıldı ve 736 koltuk yeni
sahiplerini buldu. İrili ufaklı 27 AB üyesi ülkede yapılan
seçimlerin galibi Hristiyan Demokratlar, mağlubu ise
Sosyalistler (Sosyal Demokratlar) denilebilir. Irkcı
partilerin de aralarında bulunduğu küçük gruplara gelince,
onlarda AB Parlementosuna girmeyi başardılar.
Avrupa Birliği içerisinde yaşayan Türkler, Avrupa Türkleri
ise, geçmişe nazaran, seçimlere daha fazla ( bölgeden
bölgeye değişmekle birlikte) ilgi gösterdiler.
Bulgaristan’dan Belçika’ya kadar bir çok Türk, yaşadıkları
ve vatandaşları oldukları ülkelerde, bütün zorluklara
rağmen, adaylıklarını koyarak, yarışmaya katıldılar.
Maalesef bunlardan çoğu AB Parlamentosuna girme hakkını
kazanamadı.
Burada şahit olduğum bir olayı hatıra olarak nakletmek
istiyorum: AB seçimlerinde Almanya’nın Dinslaken şehrinde
bir sandık başında görevliydim. Bulunduğum mahallede
(Lohberg) 3 seçim sandığı vardı ve ben bunlardan birinin
başındaydım ve dört kişilik heyetten biriydim. Mahalle
nüfusunun yarıya yakını Türk olmasına rağmen, Alman
Vatandaşı olanların oranı düşüktü. Toplam 681 olan seçmenin
ancak 70 civarında olanı Türk idi.
Oy verme işlemi sabah saat tam 8:00 de başladı. Sabah 8:00 -
13:00 arasında yalnız ve yalnız yaşlı Almanlar(yatağından
erken kalkanlar) oylarını kullandılar. Bu süre içerisinde ne
hikmetse, ne bir Türk, ne de bir genç Alman oy kullanmak
için sandık başına gelmedi. Türkler ve genç Almanlar
oylarını öğleden sonra saat 13:00-18:00 arasında
kullandılar. Tam 31 parti ve grubun yarıştığı sandıkta,
toplam 211 oy kullanıldı. Ve Sosyal Demokratlar (SPD) 116,
Hristiyan Demokratlar (CDU) 32, Yeşiller ( Die Grüne) 19,
Sol Parti (Die Linke) 16 ve Hür Demokratlar (FDP) ise 12 oy
aldı. Diğer küçük parti ve gruplar ise kayda değer bir
başarı gösteremediler. Irçı REP (die Republikaner) Partisine
ise 2 oy çıktı.
Sandıkta ilk oy kullanan yaşlı bir Alman ( 08:05), son oy
kullanan (17:55) ise genç bir Türk oldu. Katılım oranı ise
32 % civarında ve Almanya ortalamasının (43%) altındaydı.
Bu mahallede (Bölge:8.2) maalesef AB seçimlerine gereken
ilgi gösterilmedi.
Her zaman olduğu gibi, bu gün de Avrupa Parlamentosu
seçimleri, Avrupa Türkleri için, büyük bir önem arz
etmektedir. Zira, AB Ülkelerini siyasi, iktisadi ve sosyal
bakımdan yönlendiren kanunların 60 % gibi bir oranı, AB
Parlamentosundan çıkmaktadır.
Türkler’in azınlık olarak yaşadığı ülkelerde karşılaşılan
ayrımcılık, aile birlişimi, vatandaşlık, anadil ve din
dersleri, kültürel haklar gibi, bir çok meselenin halli, AB
kararlarıyla yakından ilgilidir. Hal böyle olunca, Avrupa
Parlamentosunun rengi, fikri ve zikri Avrupa Türkleri’ni
yakından ilgilendirmektedir.
Elbette Avrupada yaşayan milyonlarca Türk, AB için büyük bir
kazançtır. Bu gerçeği görmemek salim kafa ve akıl işi
değildir. Tarihte olduğu gibi bugün de Türkler, siyasi,
iktisadi ve kültürel gibi bir çok açıdan, bu çoğrafya için
büyük bir zenginliktir. Her zaman büyük hedefler geniş
ufuklar ister. Dar ufuklu düşünmek AB’yi ileriye götürmez.
Bugün görünen bir gerçek de maalesef budur: Bir yandan
büyük ve güçlü bir Avrupa isteyenler, öte yandan Avrupa
Türkleri ve Türkiye’nin kıtaya kattıkları zenginlikleri
görmemekte israr etmektedirler. Bu gibileri, kimi zaman
psikolojik açıdan, kimi zaman hazımsızlık, kimi zaman da dar
ve bağnaz düşünleri sebebiyle gerçekleri kabul etmemekte
direnmektedirler. Halbuki böyle düşünenler, gerçekleri
inkar etmekle birlikte; aslında en büyük kötülüğü de AB’ye
yapmaktadırlar.
Bu seçimlerde de maalesef Türkiye yine seçim malzemesi
oldu. Dozacı ülkeden ülkeye, siyasi görüşten siyasi görüşe,
göre arttı veya azaldı. Bulgaristan’da ayrı, Belçika’da
ayrı, Fransa veya Almanya’da ayrı bir propaganda malzemesi
yapıldı. Kimi siyasi parti ve gruplar alenen, kimileri ise
üstü kapalı, Türkiye düşmanlığı yaptılar. Temcit pilavı
gibi yine bildik düşünceler ortaya kondu: Yok Türkiye Avrupa
kıtasında değil (Kıbrıs Rum Kesimi Avrupa Kıtasında mı?),
yok Türkiye Müslüman, yok Türkiye çok büyük ülke, yok
Türkiye (Osmanlı) Avrupayı beşyüz yıl yönlendirdi. Yok öyle,
yok böyle diyerek, mesnetsiz düşünceler ortaya attılar. Bu
mihraklar Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduklarını bir kez
daha yenilediler. Maalesef öte yandan kayda geçer hiç kimse
ortaya çıkıp; Türkiye ile yapılan ortaklık anlaşmaları ve
onun AB’ye getirdikleri yükümlülükleri söz konusu yapmadı.
Bu nasıl bir ahde vefadır, bu nasıl söze ve öze sadakattır,
bilinmez!
Bugün su götürmez gerçek olan şudur: Doğudan batıya,
güneyden kuzeye kadar bütün bir Avrupa kıtasına yayılmış,
yıllardır hatta yüz yıllardır bu topraklarda yaşayan
Türkler vardır. Onlar dün olduğu gibi bu gün de, elbette bu
çoğrafyanın şekillenmesine katkıda bulunacaklardır. Zira bu
bir vatandaşlık, bu bir yurttaşlık, bu bir insanlık
görevidir. Ne Avrupa Türkleri, ne de AB bunu görmezlikten
gelemez. Avrupa Türkleri’ni yok sayılarak ve Türkiye’nin AB
üyeliğine karşı çıkılarak, hiç bir yere varılamaz. Türk
düşmanlığı, müslüman düşmanlığı ve Türkiye düşmanlığı
kimseye bir şey kazandırmaz. Avrupanın geleceği ortak akıl,
ortak düşünce ve birlikte şekillendirmekten geçer! Bu Avrupa
Türkleri’siz ve Türkiye’siz olamaz! Avrupa’da ırkçı,
ayrımcı, mono kültür ve bağnaz anlayışa yer olamaz. Avrupa
bir çok millet, bir çok topluluk, bir çok kültür ve bir çok
inancın diyardır.
Avrupa Birliği’nde seçim de, geçim de bizi yakından
ilgilendirir ve de ilgilendirmesi de lazımdır!
Dinslaken, 6 Haziran 2009
Yakup Tufan
Yazarın
diğer
yazıları:
AVRUPA
BİRLİĞİ VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN
KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE
MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın
İmajı
Uyum
nedir?
SAYFA
BASI
|