|
KURBAN
BAYRAMI ARİFESİNDE BAZI GÖRÜŞLER!
Yarın Kurban Bayramı. Tanrı
yirmi sekiz peygamber, dört kutsal kitap göndermiş
insanlığa. Hz. Muhammed sonuncu resûl, Kuran-ı
Kerim sonuncu kitap. Dinler tarihi açısından
zincirleme bir süreklilik sözkonusu.
Her bilinçli müslümanın Hz.
Muhammed'den önce gelen hak peygamberleri ile Kuran'dan önce
gelen kutsal kitapları kabullenmesi ve onlara saygı
göstermesi gerekiyor. Bir ve tek olan aynı tanrı -
dilden dile Allah,
God,
Yahve,
Dieu gibi değişik sözcüklerle
ifade edilse de -, sadece tebliğ görevi yapan
peygamberler değişiyor.
Tek tanrılı dinler tanrıya özgü
mucizeler ve kutsallık içeren tabular manzumesidirler.
İnanç meselesi. Mütedeyyin insanlara saygımız
sonsuz. Kişi ile tanrısı arasındaki ilişkilere
aracı gerekmez; zaten bu nedenle İslâmiyet ruhban sınıfını
reddeder.
Her dinde farz, sünnet ve
gelenek olmak üzere üç ana bölüm vardır
genel olarak. Farzlar tanrının olmazsa olmaz
emirleridir. Tartışılmaz. İmanın gereğidir;
uyar ödüllenir, uymaz cezalandırılırsınız!
Sünnet tanrının resûlü peygamberin yaşantısında
sergilediği örnek davranışlardır. Zorunlu
olmamakla birlikte, yerine getirilmesinde yarar vardır.
Sevabı boldur.
Gelenek (içtihat) Hz. Muhammed'in ölümünden
sonra yaşamış İslâm büyüklerinin
yorumları ve yaptıklarıdır. Yani aynı
hedefe varmak isteyen değişik yollardır. Yoruma
açıktır. Rehber Kuran'dır. İsteyen okur
ve istediği gibi yorumlar. Tarik sözcüğü Arapça'da yol, onun çoğulu olan tarikat
sözcüğü ise yollar anlamına gelir. Mezhepler ve
tarikatlar arasından davranış farklılıkları
gözlenir. Bu sadece İslâmiyette değil bütün
dinlerde durum böyledir. Toplum huzurunu bozmayan her türlü
ibadet şekli saygındır.
Baskıcı rejimlerde "din afyondur" denilerek dinsel inançları yasaklama
veya en azından bastırma hatası işlenmiştir.
Günümüzde "afyon" görevini futbola ve
televizyona yüklemişler anlaşılan. İnsan
doğası gereği inanmaya muhtaçtır : Şu
veya bu şekilde, şuna veya buna. Özellikle deprem,
sel, yıldırım, çığ, yanardağ
patlaması gibi insanı acze düşüren doğal
afet anlarında.
Anlamakta zorlandığım bir
durumu vurgulamadan geçemeyeceğim. Tanrı bir lütuf
olarak insana zekâ ve bellek bahşetmiştir. Tarihsel
süreç içinde geçmişte olanları irdelemek, içinde
bulunulan zamanı değerlendirmek ve geleceğe hazırlanmak
için. Fakat kişisel gözlemim odur ki inanç koyulaştıkça
ve ibadet yoğunlaştıkça, her şey Tanrı'ya
havale ediliyor ve bilimden uzaklaşılıyor.
Toplumsal ilişkilere eli kolu bağlı teslimiyetçilik
şeklinde bir kadercilik egemen oluyor. Tevekkül ile
teslimiyeti karıştırmamak gerekiyor.
Ve bunun doğal sonucu olarak ta, örneğin Japonya'da
ve Türkiye'de aynı büyüklükteki
bir deprem sözkonusu orana bağlı olarak farklı
hasarlara sebep olmaktadır. Sonuç olarak kendilerini
pozitif bilimlere kapatan toplumların kalkınabileceklerine
ve dolayısı ile uygarlaşabileceklerine inanmıyorum.
Din ve bilimi karşı karşıya getirtmek ve
çatıştırmanın kötü niyetli küçük bir
azınlık dışında kimseye faydası
olmaz. Dogma ve hurafelerden arındırılmış,
rasyonel, bilimsel, eleştirel zekâyı besleyen ve
geliştiren bir eğitim sistemine ivedilikle geçmekten
başka bir yöntem yoktur. Ve bu zaten dinimizin birinci ve birincil emridir. Ayet
1 : "Oku"…
Bilim insanlığın ortak mirasıdır.
Herkes için bir ve tek olan Tanrının birilerini
mutlu ve müreffeh kılarken (ABD, Batı Avrupa,
Japonya, vb…), diğerlerini mutsuz ve fakir bırakarak
(İslam alemi) haksızlık yapacağına
inanmak dahi istemiyorum. Bunu negatif kadercilik sayarım.
Fakat durum ne yazık ki
ortadadır.
Önemli olan evrensel değerlere sahip çıkarak
inançlarımızı yaşamaktır. Çatışarak
değil, barış içinde bir arada; kendimiz
kalarak ve etkileşim içinde olarak. Farklılıkları
düşmanlık nedeni değil zenginlik sayarak.
Muammalar korkuları besler, korkular da düşmanlıkları…
Örneğin bu bayramda gayrimüslim komşu ve dostlarınıza
da et ikram ederek farklılık yaratabilir ve dostluk
başlatabilirsiniz.
İnançlarınıza, bilime, hijyen koşullarına
ve içinde yaşadığınız toplumun değerlerine
uygun olarak keseceğiniz kurbanları tanrı kabul
etsin.
Bayramınızı içtenlikle kutlar, tüm
sevdiklerinizle birlikte nice bayramlar dilerim.
09.01.2006
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık
Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|