|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yurtyakup@gmail.com
|
Belçika’da Siyasi Akrobasi...
Uzun
ince bir yolculuktur, kimlik arayışı...
Hele Belçika’da heryerden daha uzun, daha ince... Dünyaya
insan olarak geldiğin yetmiyormuş gibi, doğduğun yere göre
huy sahibi olman, belli bir hukuk anlayışını savunman, biri
dili konuşman, demokrasi anlayışını canla başla savunman
gerekir! Belçikalı olman yetmez. Flamancılık yaparak
üstünlük taslaman gerekir. Her isteyen Flaman olamaz ve
ülkenin Kuzeyinde oturmanın ödenmesi gereken bir bedeli
vardır.
Dünyanın bu cennet köşesinde yaşayabilmek amacıyla her yıl
yaklaşık 14.000 aday başvuruyor. Adaylar hemen uzmanlar
tarafından inburgering/uyumlulaştırma eğitimi
kurslarına tabi tutuluyorlar. Sisteme uymayanlar « yoldan
çıkmış » addeliliyor. Bu uygulamanın Flaman Bölgesine 2010
yılı maliyeti 48,6 milyon avro. (Valon Bölgesinde aynı iş
için harcanan para 5,4 milyon avro). İki ayrı bölge, iki
ayrı zihniyet, iki ayrı yaklaşım... Flamanya sabırsız,
huzursuz ve dediğim dedik. Federal Hükümetin göç
politikalarını hem yeterli bulmuyor, hem de çok gevşek
olarak değerlendiriyor. Hayal ettiği ulus devleti kurmak
için uyumlu ve adam gibi vatandaş yetiştirme yetkisinin
özerk hale getirilmesini, yani halen Federal olan bir
yetkinin Bölgelere aktarılmasını dayatıyor. Yani benim
yabancılarımı bana bırakın havasını çalıyor Flaman
milliyetçileri...
Kuzey ile Güney uyuşmazlıkları okyanusunda göç olgusu sadece
bir damla. Güneyde oturan Valonlar ve Fransızca konuşanlar
Federal Hükümetin elinde kalan ufak tefek yetkileri savunma
amacıyla uzlaşma arayadursun, Flamanlar bir sonraki aşamaya,
yani üniter Belçika’nın parçalanmasına odaklanmış
durumdalar.
13 Haziran 2010 seçimlerinde yeni bir tablo ortaya çıktı.
Mevcut Anayasaya göre üç Bölgeli Belçika Federal Devletinde
kuzey ile güneyin siyaseten ayrıştıkları ve hiçbir konuda
anlaşamadıkları gün gibi aşikar. Görüşler 180° zıt. Kraliyet
Sarayından başlmak üzere herkes şaşkın. Kimse ne istediğini
tam olarak bilmiyor, tribünlere oynuyor ve karşı tarafın
hata yapacağı anı bekliyor. Mutlaka karşılıklı tavizler
verilmesi gereken bir ortamda, hiç kimse ilk taviz veren
taraf gibi algılanmak istemiyor. Bizim vergilerimizle
siyaset pokeri oynanıyor. Ve bunun adı demokrasi. Di Rupo
dost mu-düşman mı olduğu belli olmayan iki bölgeden yedi
siyasi partinin başkanları ile birbirinden gizli ve dışarı
su sızmayan toplantılar yaparak onları hiç değilse geçici
olarak uzlaştırmaya çalıştırıyor. Ortaya öyle bir uzlaşı
çıkmalı ki herkes kendi bölgesinin halkına hava atmaya devam
edebilsin ! Ah oy, sen nelere kadirsin ! Durum kelimenin tam
manasıyla « bıçaksırtı » veya « iki ucu b.klu değnek »...
Geçen hafta başında Flaman sosyalist SP.A partisi başkanı
Caroline Gennez « Bulmak zorunda olduğumuz uzlaşılar
işlemek zorunda» derken önemli bir noktaya işaret
ediyordu. Doğru da demesi kolay. Beş dakikada Beşiktaş
formülü burada geçerli değil. Özellikle Brüksel dosyası daha
çok uzun süre kafa ağrıtacak türden. Flamanların Brüksel’i
bırakmaya hiç niyetleri yok ! Flamanlar Brüksel konusunda
ikili ortak yönetim istiyorlar. Yani Brüksel’in Anayasanın
öngördüğü şekilde kendi başına, müstakil ve özerk bir bölge
olmasına izin vermiyorlar. Fransızca konuşanlar yetkilerin
bölgelere devredilmesini savunurken Flamanlar sözkonusu
yetkilerin toplumlara (Flamanlar veya Fransızca konuşanlar)
verilmesinden yana. Brüksel Bölgesinin sorunlarını çözmek
için ihtiyaç duyduğu kaynak transferi Flamanlar tarafından
engelleniyor. Kaynak yetersizliği nedeniyle çözülemeyen
sorunlar yüzünden artış gösteren olumsuzlaklardan
yabancıları sorumlu tutarak yabancı düşmanı ve ırki
siyasetlerine malzeme üremesine çanak tutuyorlar. Bu
anlamda, Brüksel’deki olumsuzlukları daha çok Flaman Bölgesi
siyasetçilerinin istismar etmesi son derece manidar. Brüksel
hapşırınca Flamanya grip oluyor...
Ülke tam bir açmazda. Boşanmak isteyen çifte, çocuğun
nafakası ve velayeti engel. Yani çift sevmediği ve tam
aksine istismar ettiği çocuk yüzünden boşanamıyor. Çünkü
Brüksel adındaki çocuk çok değerli kocaman bir delikanlı. Ve
aslında çocuğun bir an önce huzura kavuşması anne-babayı da
son derece rahatlatacak. N-VA’nın hayal ettiği ikiki ortak
yönetim hapını Fransızca konuşanlara yutturmak imkansız !
Olacak şey değil. Ufak tefek istinsnalar hariç hepsi sağa
kaymış bir Flamanya ile sosyal demokrat solun egemen olduğu
Valonya arasında hiçbir konuda fikir birliği sağlanamıyor.
Her konuda iki ayrı politik görüş sergileniyor. Brüksel’de
herkes tarafını seçsin oyun havasını çalmaya başladı Flaman
çalgıcılar... Yakında büyük gürültü koparsa kimse
şaşırmasın ! İnşallah yakın bir gelecekte Brükselliler
ikinci bir kimlik seçmek zorunda bırakılmazlar. Dünyaya
rezil oluruz valla... İtalyan asılı bir Başbakanın yönettiği
Federal (veya Konfederal) Belçika’da, Türk kökenli iki
Brükselli Belçikalıdan biri Flaman, diğeri de Frankofon
kanadı seçerse, iki Türk Brüksel’de karşı karşıya gelebilir.
Düşünebiliyor musunuz ?
Hayal gücüm geniştir, ama beni tanıyanlar uçuk bir insan
olmadığımı bilirler. Uçma, kes sesini, gürültü yapma,
adamlar ciddi ciddi müzakere ediyorlar diyenler olabilir.
Olabilir. Ben gidişatı iyi görmüyorum ve bunu açık açık
söylüyorum. Durum tam bir muallakta. Diyeceksiniz ki
siyasette herşey mümkün. Belki gün gelir, Flamanlar
Brüksel’den vaz geçebilirler. Tabii canım niye olmasın ?
Halbuki ben, Brüksel’de yaşayan herkesi seviyorum ve çözümün
yöneticisi de bulunduğum iki dilli Pro Bruxsel partisinin
önderiği programdan geçtiğine inanıyorum. Ütopyacı
mıyım neyim, anlayamadım gitti...
Akrobat ya düşüp rezil olacak, yada başarıp alkış alacak...
Yakup Yurt (c)
Umurbey, 13.08.2010
yurtyakup@gmail.com
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Belçika’da
Siyasi Akrobasi...
Seçtiklerimiz
bizi nereye götürüyor?
BRÜKSEL
ADLİYESİ’NDE ÇİFTE CİNAYET…
FACEBOOK’TA
FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
19
MAYIS 1919 – 19 MAYIS 2010 : NE DEĞİŞTİ?
KİMLİK
Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN
DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE
THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM
KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski
Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN
23 NİSAN
2030’DA
BRÜKSEL …
BATI
SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ
TERCÜMANDA…
YAZMA
NEDENLERİM
GÖÇ,
HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ
Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14
ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA
İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK
FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK
HATASI MI?
YAŞAMINIZ
NE KADAR İNSANİ
MUTLULUĞUN
FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN
DERTLER
EVLİLİĞİN
RENGİ
NOBEL
Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN
YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN
MİNARE İNŞAATI…
PARA
SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH
DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA
PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM
“HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN
SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e
doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN
GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN
HOROZU
DOĞRU
TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM
Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR
SOHBETİ
Nefret
dolu birliktelikler…
NAZARETH
DAVASI
YAŞASIN
DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN
BÖYLESİ…
ÇETİN
ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA
HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR
VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ
HERMAN…
BAYRAM,
NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL
ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN
BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT
BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ
DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama
Matonge’nin Yıldızı
HEY
OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET
NE DEMEK ?
24
Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN
KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE
BURUK BİR BAYRAM GÜNÜ…
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK
SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE
DOLU 58 YIL
GEMİDE
KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968-
2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24
NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO
MOLTO ADDOLORATİ”
En
büyük terör ırkçılıktır
Doğum
günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu
mu, mayınlı tarla mı
Tarihte
bugün...
Kaptan
Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık
umutsuzluktan besleniyor...
İnanc
düşmanı özgürlük havarisi
Seyir
devleti ve Sarkozy
Rehberlik
nedir, ne değildir
Yoğurt
tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke
Şön Dazlak
Brüksel’de
durum ne?
Medya
diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|