|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yakup.yurt@skynet.be
|
BAYRAM GELDİ NEYİME !
Akrep yelkovanı, günler geceleri kovaladı, bir Ramazan
Bayramına daha ulaştık sağ salim.
Şükürler olsun. Bütün Türk ve İslam aleminin bayramını
candan kutlarım. Tüm sevdiklerinizle herşey gönlünüzce olsun.
***
Ben bu bayrama çok buruk giriyorum. İçimden gülmek gelmiyor.
İstemediğimden değil, çok istiyorum ama gülemiyorum.
Televizyon izlemekten korkar oldum. Bir bakan “Sözün bittiği
noktadayız” dedi geçen gün. Gerçekten öyle! Sözler anlamını
yitirdi gibi. Ölenleri yaşayanlardan daha çok sever hale
geldik. Ağlamak çare değil. Şehit Mehmetçikler sorumluluğa
davet ediyor yurtseverleri.
***
Fakirliğin gözü kör olsun. Manzara içler acısı : Ölen masum
insanlar, ağlayan masum insanlar ve dünyanın egemen süper
gücüne teslim olmuş çaresiz mazlum devletler... Borçlu,
bağımsızlığını yitirmiş, kendi kararını kendisi veremeyen...
Sanayi devrimini gerçekleştirmeden tüketim toplumu olmanın
bedeli mi acaba?
***
Bunun adı global dünya, küreselleşme, evrensellik, çağdaş
uygarlık, vs…vs… Yiyebilenlere afiyet olsun, ben almayayım
izninizle! Dolarmış, Avroymuş, şuymuş, buymuş, sonuçta
maddeye, paraya teslim olan ve maneviyatçı geçinenler
utanmıyor musunuz çelişkilerinizden? Herşeyin makroekonomik
istatistiklerle açıklanmaya çalışıldığı bir dünyaya mahkûm
edildik hepimiz. Adam aranmıyor, adam olunmuyor. Kaç paralık
adamsın deniliyor. Herşey pazarlık konusu… Çok yazık!
***
Büyüklerimiz bize öyle öğretmemişti. Küçüğe sevgi, büyüğe
saygı, vatandaşlık onur ve gururu, laik dindarlık, azı
paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma seferberliği sayesinde
kazanılan bağımsız bir vatan, yaratılan mağrur bir millet ve
dalgalanan ay-yıldızlı bayrak : Bizim kutsallarımız bu
değerlerdi. Söyler misiniz bunlardan geriye ne kaldı ?
***
Türkiye’miz, kan revan içinde… Her gün gencecik
delikanlılarımız teröre kurban veriliyor. Belçika’da başka
bir genç ırkçılık güdüsüyle cinayet işlemekten yargılanıyor.
Başsavcı müebbet hapis talebinde bulundu bugün. Çanak
antenlerimiz taşan gözyaşları eşliğinde kaldırılan şehit
cenazeleri taşıyor gurbetteki ekranlarımıza. Gövdemiz burada,
gönlümüz orada. İnsan hakları ve demokrasi savunucusu
geçinen uygar dünya silah ticaretine acımasızca devam ediyor
bu arada. Satanlar onlar, alanlar bizler.
Ve
gıkı bile çıkmıyor entel dantel köşe kalemşörlerinin.
***
İnternet sitelerinde tartışma öbekleri var. Ağlamakla gülmek
arasında gidip gelerek sessiz sedasız izliyorum. Meğer ne
bilgili, birikimli, deneyimli, ulema, edip, gazeteci,
yorumcu insanımız varmış ta benim haberim yokmuş. Herkes her
konuda haklı olduğu iddiasında. Herkes kendi mutlaklarını
savunup, mutlak gerçeğin kendisinde ve kurtuluşun sadece ve
sadece kendi reçetesinde olduğu iddiasında. İki grup mevcut.
Üniter ve laik Türkiye leyhtarları ve aleyhtarları. Ve
istisnalar dışında takiyye yapan, lafı eveleyip
geveleyenler çoğunlukta. Ama hiçbir konuda anlaşamıyorlar.
Komplo teorileri, tarih genel kültürü, nutuktan alıntılarla
süslenmiş Atatürkçülük gösterileri, taktik ve strateji
uzmanları, vb… Sonuçta doğaçlama yaparak birbirini taşlayan
halk ozanları gibi ben dahiyim sen aptalsın tartışmaları.
***
Tamam kardeşim sen haklısın, sen kazandın. Eeee n’olucak
şimdi? Avrupa Türk Toplumunun 40 yıl sonra geldiği nokta
seni mutlu ediyor mu ? Beni etmiyor. Sen bardak yarısına
kadar dolu diyorsun, ben hayır boş diyorum. Evet maddi
yarısı dolu, manevi ve kültürel-sanatsal yarısı boş.
***
Biz
birbirimizi sevmiyoruz. Yarımlığı tamlık sanıyoruz. Pohpohlanmaya
bayılıyoruz. Büyük bir çoğunluk için olmak değil, gibi
görünmek çok çok çok önemli. Herkes popüler olma sevdasında.
Topçular, popçular ve onlarla kırıştıranlar revaçta.
Eleştiriye tamamen kapalıyız. Çünkü kendimize güvenmiyoruz.
O yüzden de kolayca bölünüyor ve başkalarının oyununa
geliyoruz. Filozof “akılsız dostum olacağına, akıllı
düşmanım olsun” diyor. Düşmanlardan, yani bizi bu hallere
getirmeyi başaranlardan öğrenecek çok şeyimiz var bence.
***
Kurtuluş cehalet ile mücadeleden ve kendimizi eğitmekten -
öncelikle kadınlarımızı - geçiyor. Unutmayalım ki 40 yıldır
Avrupa ülkelerinde yaşayan bizler çağdaş uygarlık düzeyine
henüz ulaşamadık. Bu yüzden ikinci sınıf insan muamelesi
görüyoruz ve hep ehven’i şerlerle, hiç yoktan iyidirlerle
avunuyoruz. Ve bu başarısızlık sadece fakirlikle açıklanamaz.
Kendimize gelmemiz şart ; çocuklarımıza haksızlık ederek
onların geleceğini de karartmayalım.
***
Dedim ya burukluk var üzerimde. Moralim bozuk. Hem de çok.
Yeter artık.
***
Hepinize daha güzel yarınlar ve daha aydınlık bir gelecek
dilerim!
Brüksel, 11 Ekim 2007
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık
Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|