|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yakup.yurt@skynet.be
|
ÇAĞDAŞ
UYGARLIK YOLLARI
MAYIN DÖŞELİ!
Bendeniz naçizane daha çok iyimser mizaçlı
olarak bilinen biriyimdir. Kolay kolay panik veya strese kapılmam.
Amma velâkin inanmadığım bir duaya da kuzu
kuzu amin dememe gibi kötü bir huyum da vardır. Hemen söyleyeyim
ki hiç iyi görmüyorum memleketin halini, ne yazık!
Mustafa
Kemal Atatürk'ün "Türk!
Öğün, Çalış, Güven!"
veciz
sözünü
7 den 70 e herkes bilir. Öğünmek için başarmak,
başarmak için çalışmak, çalışmak için
güvenmek gerekir. Üçü de günümüz Türk insanında
yok kim ne derse desin! Ne başarı, ne iş, ne güven…
Gençler bunalımda, işsizlik, parasızlık,
lüks tüketim kıskacında kıvranıp duruyor.
Kimileri puan tutturup okuma sevdasında çırpınırken,
kimileriyse diplomalı işsizler ordusuna eklenmenin
mutsuzluğunu yaşıyor. 400 YTL maaş alıp,
işi olduğu için Tanrı'ya şükreden gıda
mühendisleri var memlekette. Deniz otobüsünde bir bardak
portakal suyu 5 YTL olmuş. C vitamini içeriyor diye ilaç
niyetine satıyor olabilirlermi acaba? İstanbul'da
bir sokak simitçisi ayda ortalama 2.000
YTL kazanıyormuş, bir iktisat profesörünün
ifadesine göre. Büyüklerimizin ifadesiyle her kötülüğün
“sorumlusu” medyanın yalancısıyım ben!..
O zaman niye okunsun ki kardeşim… Globalleşen dünyada
masraf edip onca yıl dirsek çürüt, mürekkep yala
sonra git, kendi ülkende emperyalist holdinglere ırgat
ol. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın çivisi çıktı.
Millet eğitim, kültür,
sanatın faso fiso olduğunu çoktan anladı. Niye
binbir zahmet ve fedakarlıkla okutsun çocuğunu? Hem
kolay mı gerekli puanı tutturmak, garantisi mi var?
Her televizyon kanalında bir yarışma. İnsancıklar
yarışmakolik oldu, ailece, sülalece, mahallece! 80
yaşındaki dedem bile dans yarışmasına
katılarak jüri üyesi Yonca Evcimik hanımı hüngür
hüngür ağlatmadı mı? Kafanı
kullan topçu ol, cazibeni
kullan dansçı ol. TV kanalları sanki birer yıldız
üretme çiftliği. Herkes sanıyor ki 10-15 yıla
kadar AB üyesi olacağız ve bolluk-bereket yağacak,
bütün sorunlar sona erecek!
Bu duruma nasıl
gelindi? Sorumlu kim? Rivayet muhtelif. Herkes işine
geldiği gibi kendi takımına uyan yorumları
tercih ediyor. Cahiller konuşuyor, bilenleri etkisiz hale
getiriyorlar. Benim kişisel görüşüme göre,
bilerek veya bilmeyerek, isteyerek ve istemeyerek, 1938 yılından
günümüze Türkiye'nin yönetiminde söz sahibi olan herkes
işlenen suça ortaktır. Büyük Atatürk'ün
cenazesi kalkarken yıkım çalışmalarına
başlamışlar bazıları. Belki de hastalığının
son döneminde bile… Ben senden kendi adıma özür
diliyorum rahmetli Atam; Cumhuriyeti emanet ettiğin Türk
Gençliği olarak senin düşüncelerine layık
olamadık. Tembellik ettik, işin kolayına kaçtık,
borçla hovardalık yaptık, darbecilerden demokrasi
beklemek zorunda bırakıldık.
Newsweek Dergisi Türkiye'nin kırk yıllık
AB serüvenini şöyle özetlemiş : “Türkiye
tam modern bir toplum olsa, AB üyeliğine ihtiyacı
olmazdı!” BYT katılımcısı sayın
Akar Duru, bunu çok yerinde ve anlamlı bir yorumla “Türkiye… yerine, Atatürk'
ün gösterdiği yoldan gitmeye devam etseydi AB ye
ihtiyacı olmazdı” diye yorumlamış. “Kafasına
göre Atatürk'çülük
yaratmayan, Atatürk ve hayatını çok iyi okuyup,
tahlil edip anladıktan sonra, olaylarla karşılaşınca
Mustafa Kemal böyle
hareket ederdi deyip, o davranışı, bütün
imkânlarını kullanarak, çekinmeden ve gerektiğinde
faturasını da ödemeye hazır olarak uygulayan
herkes Atatürk'çüdür” değerlendirmesi ile “dinozor”
veya “marjinal”
yakıştırmalarının bir kompliman veya
bir onur madalyası gibi
algılanmaları gerektiğini vurguluyor
adeta. Atatürkçülük yapılmaz, Atatürkçülük yaşanır!
Atam sen 1881 doğumluydun, 1938 de 57 yaşında
vefat ettin. Yakın mesai arkadaşın Celal Bayar
1883 doğumluydu, 22 Ağustos 1986 da 103 yaşında
vefat etti. Ahhh…ne olurdu sanki, o kadar kahretmesen, o
kadar içmesen, erkenden ölmesen, 25-30 sene daha yaşasan,
Türkiye çağdaş uygarlığa senin orkestra
şefliğinde taşınsa, ulus-devlet pekişse,
sanayileşme gerçekleşse, başı dağların
başındaki dumanlara değen, öğünen, çalışan
ve güvenen yurtsever, bağımsızlıkçı
bir nesil ortaya çıksa… Yemin billah AB Türkiye'den müzakere
tarihi beklerdi…Ve yarın Şişli Adliyesi'nde
başlayacak "Pamuk"
davası da olmazdı.
Güneşin ufuktan doğması engellenebilir
mi? Ne yapalım, düşe kalka ilerliyoruz çizdiğin
çağdaş uygarlık yollarında…Ve daha yeni
senin yanına gelen Attila İlhan ağabey Bursa'da
bir imza gününde gençlerle konuşurken "dip dalgası"
hissetmiş! Bunun da üstesinden geliriz değil mi
Atam?
Brüksel, 15 Aralık
2005
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık
Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|