·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


EDİSON LAMBAYA PÜF DEDİ!

    Bin mi, bin beş yüz mü, iki bin mi? Thomas Edison'a ait brövelerin sayısı tam olarak bilinmese de, inanılmaz bir rakam olduğu kesin. Hem de alabildiğine değişik alanlarda. Elektrikten telefona, ve bu arada sinema, bu dahi mucidin ilgilenmediği şey yok gibi. Halbuki bu denli başarılı olacağına hiç kimse en ufak bir şans tanımıyordu. Ama insanüstü bir irade sergiledi ve azmin zaferini simgeleyen "self made man" olma başarısını gösterdi. Karanlık dünyamızı ağarttı.

    Mütevazı bir ailenin yedinci ve son çocuğu olan Thomas Alva Edison 11 Şubat 1847'de dünyaya geldi. Müthiş meraklı ve hiperaktif bir çocuktu. Daha yedi yaşında iken ve okula başlayalı henüz üç ay olmuşken, öğretmenlerinden biri ona "dengesiz-istikrarsız" yaftasını yapıştırıyor. Böylece ve dönmemek üzere eğitim sisteminin dışında buluyor kendisini. Eski bir ilkokul öğretmeni olan annesi üstleniyor oğlunun eğitimini. Temelleri annesi atıyor; kalanını yutarcasına okuduğu kitaplardan o tamamlıyor.

    On iki yaşında, kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılamak için trenlerde gazete satmaya başlıyor. Bununla da yetinmeyip, elden düşme bir baskı makinası satın alıp Weekly Herald başlığıyla kendi gazetesini çıkarıyor. Bu haftalık gazeteden kazandığı para ile evlerinin bodrumunda bir kimya laboratuarı kuruyor. Başlangıç acemi kimyagere çok zor geliyor. Bir tren vagonunda sakladığı tehlikeli kimyasal maddeler ateş alıyor ve bunun sonucunda Edison işten atılıyor. Weekly Herald tarihe karışıyor. Aynı dönemde kızıl hastalığına yakalanıyor. Hastalığı atlatıyor, ama işitme yetisini, nerdeyse tamamen, yitiriyor. Bu handikap, sonradan, onun yapacağı çalışmaların yönünü büyük ölçüde etkiliyor.

    Bir çocuğun hayatını kurtarmak amacıyla yaptığı kahramanlığa mükafat olarak kendisine tanınan imkan sayesinde mors alfebesini ve telgrafçılığı öğreniyor. Bunun üzerine, 1862 yılında, Edison Port Buron telgrafhanesinde istihdam ediliyor. Bu görevi sayesinde ülkeyi gezgin operatör olarak dolaşıyor. Edindiği deneyimler sayesinde ilk buluşunu geliştiriyor : aynı kablo üzerinde aynı anda ve ters yönde iki ayrı mesaj iletme olanağı sunan düpleks telgraf. 1868 yılında, ebeveynlerinin maddi durumu iyice bozulunca, Edison sabit bir iş aramaya koyuluyor ve Boston'da Western Union Company şirketinde çalışmaya başlıyor. İşine koşut olarak, birçok buluş projesine devam ediyor. Otomatik oy kullanma makinesi, piyasası olmadığından, beklediği ilgiyi görmüyor. Paraya olan acil ihtiyacı nedeniyle, Edison bu olaydan unutamayacağı bir ders çıkartıyor : "insanların satın almayacakları şeyler bulmaya çalışarak asla zaman kaybetme".

    New York kentinin sunduğu imkanlardan yararlanmak amacıyla 1869 yılında bu kente yerleşiyor. İlk zamanlar çok zor geçiyor; açlıktan ölünebilecek anlar yaşıyor. İşte tam bu sıralar şansı ona inanılmaz bir kapı açıyor. Wall Street Borsa'sı yakınlarında dolaşırken, Edison altın kurlarını iletmek için kullanılan telgrafı tamir etmekte zorlanan bir teknisyenle karşılaşıyor. Bu fırsatı kaçırmayan Edison makineyi tamir etmeyi başarınca hemen başmühendis yardımcısı olarak göreve başlıyor. Bir anda sefaletten konfora terfi ediyor. O günden sonra ise başarıdan başarıya koşuyor.

    Borsada kote edilen değerlerin kurlarını ileten ve yazdıran mültipleks telgrafı bulmasıyla birlikte Edison Universal Stock Printer adında ilk şirketini kuruyor ve devrediyor. Elde ettiği para ile, 1874 yılında, Newark'ta (New Jersey) kendi araştırma laboratuarını açıyor. Karbon kartuşlu mikrofonu geliştiriyor. Bunun sonucunda Graham Bell'in meşhur telefonunun ses kalitesinde büyük yükselme oluyor. 1876 yılında, laboratuarını Menlo Park'a (New Jersey) taşıyor ve ses kayıt ve dinleme teknikleriyle ilgilenmeye başlıyor. Ve, buluşunu Fransız Bilimler Akademisi'ne tescil ettiren Charles Cros'ten birkaç ay sonra, Amerikalı mucit ilk gerçek fonografı ortaya koyuyor. Ve bunu zaman içinde daha da geliştiriyor.

    1879 yılında, telefon yarışında Bell tarafından geçilmeyi hazmedemeyen Edison bütün gücünü elektrik ampulüne yönlendiriyor. O dönemde insanlar gaz veya mum ile aydınlanıyorlar. Elektrik biliniyor, ama onu taşıyacak ideal aygıt henüz bulunmuş değil. 21 Ekim günü, muhtelif deneylerden sonra, Edison U şeklinde büktüğü ve iki iletken platin tele bağladığı hafif voltajda yanarken aydınlatan Japon bambusunu kullanma fikrini uyguluyor. Bu buluş müthiş bir yankı uyandırıyor. Buluş 1889 Paris Evrensel Fuarı'nda güvenlik ve modern konfor simgesi olarak lanse ediliyor. Uyanık bir işadamı olduğunu kanıtlarcasına, Edison ampul üretimi için Edison Electric Light Company fabrikasını kuruyor.

    1880'li yılların sonunda, Lumières kardeşlerin sinemayı bulmalarından önce, bireysel görüntüleri peşpeşe göstererek film haline getiren ilk makineyi, yani kinetoskopu, buluyor. 1913 yılında bu buluşuna fonografını da ekleyince, dünyanın ilk sesli filmi ortaya çıkıyor. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde kendisinin lakabı "Menlo Park'ın sihirbazı". 1928 yılında Amerikan Kongresi onu uygarlığa katkılarından dolayı Altın Madalya ile onore ediyor. Ve Edison çalışmalarına devam ediyor. Son brövesini 18 Ekim 1931 tarihindeki ölümünden bir yıl önce tescil ettiriyor.

    Bazı kimseler onun entellektüel bir bilim adamının tam tersi olduğunu söyleyebilirler. Evet o bir pragmatistti. Fakat 19.ncu yüzyılın sonlarında yaşayan sanayi ve teknik devrim ortamında, Edison en üretken mucitlerden biriydi. Ve herşeyden önemlisi yaptığı buluşlarla milyarlarca insanın yaşamını olumlu etkiledi.

    İnsanlığın karanlıktan kurtulmasını sağladın. Tüm güzel insanlar gibi kendini ölümsüzleştirdin.

Yakup YURT © Brüksel, 11 Şubat 2006

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Yurt
Edison lambaya püf dedi!
Hidayet Kayaalp
Eşeklerin Gizemli Dünyası
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Mahmut Aşkar
Karikatürle Başlayan Medeniyetler Savaşı
Nuran Yelkenci
Peygamberleri Rahat Bırakın
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Saldırılan Polis
Üzeyir Lokman  Çaycı
Yolcular
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Yılmaz Kuzucu
Hacda nefsi Kurban edebilmek 
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç