|
|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yurtyakup@gmail.com
|
FACEBOOK’TA FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
Facebook sosyalleşme ağında ismi bende saklı bir bayana
bugün arkadaşlık önerdim.
Daha iki dakika geçmeden kabul edildiğimin bildirisi geldi.
Demek ki ekran başında sanal bir arkadaşlık önerisinden
çıkması muhtemel mutluluk beklentisi içinde yalnızlık
gideriyor veya yalnızlığına çare arıyordu.
Sanki ona arkadaşlık önerenler de onun gibi yalnız değildi…
Yeni arkadaşım beni o denli çabuk onayladığına göre benim
onun kriterlerine uygun bir insan olduğuma karar vermişti.
Veya beni önceden ismen tanıyordu.
Ve yahutta ortak arkadaşlarımızın sayısı onu bana güvenmeye
itmişti.
Bilemem ve günahına giremem…
***
Girdim ve sadece güvenilir dostlara sunulan bilgilere ve
fotoğraflara ulaştım.
Arkadaşım duvar sayfasına güzel bir fotoğrafını koymuş ve
hoşuna gitmiş olmalı ki şu cümleyi ekleyerek arkadaşlarının
beğenisine sunmuştu : “Herkes
"ilk" olmak ister. "ilk aşk","ilk öpücük". Oysa "ilk"
geçicidir. Sahip olduğunuz hangi "ilk" halâ sizin ya da
sizinle düşündünüz mü? Oysa kimsenin beğenmediği "son"da
durum farklıdır. Ondan ötesi yoktur... Durup tekrar
düşündüğünüzde; "ilk" olup yok olmak mı? "son" olup sonsuz
olmak mı istersiniz?”
İyice anlamak adına birkaç kez okudum ve bu yazıyı yazmaya
karar verdim.
Biraz daha inceleyince, yeni arkadaşımın eklediği güzel ve
şiirsel ikinci bir cümle daha dikkatimi çekti.
“Terazisi olmayan yollara çıktım, artık kimseyi
tartmıyorum. Yanıma yakışanı yanıma, yakışmayanı yollara
bırakıyorum..” diyerek gözdağı vermeyi de ihmal
etmiyordu.
Yani kaliteliyim, kaliteli arkadaş arıyorum, elimde terazi
yok ama, yanıma yakışmazsan indiririm seni ha diyordu bir
anlama, mizahi bir dille...
***
Şu internet herkesi şair, yazar, entellektüel, sanatsever ve
filozof yaptı valla…
Bunu kesinlikle küçümseme anlamına demiyorum, yanlış
anlaşılmasın.
Öyle bir düşünce haddim değildir ve hiçbiz zaman da
olmamıştır.
Zira bendeniz halkçı bir halk adamıyımdır, ama asla halk
kuyrukçusu olmadım…
Değişen aralıklarla aynı sözleri değişik arkadaşların
paylaşımıyla yeniden – sanki ilk kezmiş gibi – görerek
kültür tazeliyoruz.
Üretim yok denecek kadar az, paylaşım haddinden fazla…
Yeni arkadaşım merakımı depreştirdi.
Araştırmamı derinleştirdim.
Ve sayesinde (kendisine müteşekkirim) hakikate bir adım daha
yaklaşmış oldum.
Sayfasının “Notlar” bölümünde şu dörtlüğü bırakmış :
“
Bilmeyen ve bilmediğini bilen çocuktur, ona öğretin.
Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır, onu uyandırın.
Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, ondan sakının.
Bilen ve bildiğini bilen öncüdür, onu izleyin.”
Ve “3 Şey” başlıklı bir notu eklemiş ki arkadaşım bir
ömre bedel!
“Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı.Bütün köy ahalisi
toplandı. İçlerinden sadece biri yanına şemsiye almıştı : Bu
inançtır!
Babalar bebeklerini havaya hoplatır,çocuklar gülmekten
bayılır. Hiçbirisi düşmekten korkmaz, düşeceklerini
akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onları
tutacaktır :
Bu güvendir!
Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize
dair bir garanti yoktur. Ancak yine de yarına dair planlar
yaparız : Bu ümittir!
Ve eğer bu üçü varsa hayat güzeldir!”
***
Arkadaşımın geçici “ilk” ile kalıcı “son”
arasında tercih yapmaya zorlayan ilk alıntının etkisinden
çabuk sıyrıldım diyebilirim.
Felsefe sayesinde.
Ve bence unuttuğu temel bir olgu vardı, filozofik anlamda...
Ne ilk ol, ne de son benim güzel arkadaşım.
Sen sen ol olabildiğince bu ölümlü dünyada.
Çünkü “Ben” deme hastalığına yakalanmış
ağaçlardan “Bizlik” ormanı yaratılamadı halâ.
Ve somutlaşmadı henüz soyut resimler.
Bencil sistem ve benci genetik izin vermiyor.
Dayanışma ve paylaşma duyguları sadece birkaç “fıttırık”
duygusalın gönlünde yatıyor.
Sen gibi, ben gibi...
İnşallah buluruz beklentilerimizin yanıtını...
Sanallığa kapanarak değil, insanlaşarak...
Mutluluk kırıntıları aramaya devam ederek...
Serçeler gibi...
Yakup Yurt (c)
Brüksel, 24 Mayıs 2010
yurtyakup@gmail.com
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
FACEBOOK’TA
FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
19
MAYIS 1919 – 19 MAYIS 2010 : NE DEĞİŞTİ?
KİMLİK
Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN
DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE
THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM
KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski
Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN
23 NİSAN
2030’DA
BRÜKSEL …
BATI
SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ
TERCÜMANDA…
YAZMA
NEDENLERİM
GÖÇ,
HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ
Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14
ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA
İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK
FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK
HATASI MI?
YAŞAMINIZ
NE KADAR İNSANİ
MUTLULUĞUN
FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN
DERTLER
EVLİLİĞİN
RENGİ
NOBEL
Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN
YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN
MİNARE İNŞAATI…
PARA
SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH
DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA
PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM
“HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN
SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e
doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN
GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN
HOROZU
DOĞRU
TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM
Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR
SOHBETİ
Nefret
dolu birliktelikler…
NAZARETH
DAVASI
YAŞASIN
DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN
BÖYLESİ…
ÇETİN
ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA
HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR
VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ
HERMAN…
BAYRAM,
NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL
ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN
BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT
BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ
DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama
Matonge’nin Yıldızı
HEY
OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET
NE DEMEK ?
24
Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN
KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE
BURUK BİR BAYRAM GÜNÜ…
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK
SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE
DOLU 58 YIL
GEMİDE
KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968-
2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24
NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO
MOLTO ADDOLORATİ”
En
büyük terör ırkçılıktır
Doğum
günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu
mu, mayınlı tarla mı
Tarihte
bugün...
Kaptan
Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık
umutsuzluktan besleniyor...
İnanc
düşmanı özgürlük havarisi
Seyir
devleti ve Sarkozy
Rehberlik
nedir, ne değildir
Yoğurt
tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke
Şön Dazlak
Brüksel’de
durum ne?
Medya
diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|
|

|
Mahmut Aşkar
|
Dinime Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
“Bizden Biri”ne hayret etmek üzereyken, zavallı kızın
üzerine neredeyse Haçlı Seferleri düzenleneceğini görünce
küçük dilimizi de yutuverdik.
Devam |
|
Hidayet Kayaalp
|
ATIB KURULTAYI
ATIB’in merkez ve yan kadroları bırakın bir kurumu, ülke
idare edecek kadar donanımlı ve ahlaklı kadrolardır.
Devam |
|
Yakup Yurt
|
HALKIN DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
Belçika “uzlaşma kültürü” ile övünen dünyanın en karmaşık,
en sık seçim yapılan, dışarıdan bakılınca istikrarlı gibi
görünen, ama esasen istikrarsız, yüksek tansiyon hastası bir
ülke.
Devam |
|
Prof. Dr. Hacı Duran
|
Akademinin Gölgesinde Psikolojik Şiddet
Ancak amaç psikolojik şiddet uygulama olunca, muhatapla
dalga geçme, onu mantıksız sorularla ezmeye çalışma, bir
teknik olarak her zaman uygulanır. Devam |
|
Ali Kılıçarslan
|
“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle
müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya
Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı
mutlaka okumalılar.
Devam |
|
Leman Kuzu
|
YURTSEVERLER, SÖZÜM SİZE!
Son
zamanlarda ülkemizde yaşanan olayları ne şekilde kaleme
alacağımı şaşırmış durumdayım ve hatta yazmaya başladıkça
içim yanmaktan öteye geçiyor.
Devam |
|
Yakup Tufan
|
NRW SEÇİMLERİ VE TÜRKLER’İN ÖNEMİ
Almanya’da yaşayan Türkler’in varlığından gerçekten de
haberdar mı olundu? Türkler artık kıymetlendi mi?...
Devam |
|
Şefik Kantar
|
Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman
İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme
düşüncesi yatıyor.
Devam |
|
Prof. Dr. Ramazan Demir
|
Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan
örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam
bulmuştur.
Devam |
|
Nuran Yelkenci
|
8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının
Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli
bir kadın neden ülkeyi
yönetemesin?
Devam |
|
Ozan Yusuf Polatoğlu
|
Bitlis’de 5 Minare İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden
yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi
çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi…
Devam |
|
Muhsin Ceylan
|
Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut
kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi?
Devam |
|
Üzeyir Lokman Çaycı
|
Çocuklar bizim!
Gerekirse suç işlenen bölgelere psikologlar, spor
öğretmenleri, antrönerler, spor salonları, kütüphaneler,
götürülmelidir...
Devam |
|
Umut Bulut
|
Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca
yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz.
Devam |
|
Orhan Aras
|
KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki?
Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam |
|
Mehmet Ali Aladağ
|
Kötüler ve
İyiler
Adam
doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü.
Devam |
|
Ayten Kılıçarslan
|
Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında
tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam |
|
Nurdoğan Aktaş
|
|
Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur |
|
Tofiq Abidin
|
RAŞİT DEMİRTAŞ a UĞURLU YOL
|
|
İsmail Tüysüz
|
|
BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ |
|
Doğan Tufan
|
Bizans Oyunlarına dikkat
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|