|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yurtyakup@gmail.com
|
KİMLİK Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
Belli bir süredir, herkesin ağzında varsa yoksa tek kelime :
Kimlik te kimlik…
Önce, herşeyini kendisine borçlu olan bir bakanı ağzıyla
Sarkozy başlattı, kimlik tartışmasını.
Tartışma başladı başlamasına, ama başlar başlamaz da kendi
ellerinde patladı tabir caizse !
Zira, bu kötü niyetli sözün arkasında saklanan girişime
kanmadı.
Bu etnik temizliğin bir habercisi olabilir miydi ?
Fransa’nın böyle bir anlamsızlığa ihtiyacı olabilir miydi ?
Fransa’nın büyüklüğü tarihinde böyle bir olay yaşanmamış
olmasından kaynaklanmıyor muydu ?
***
Yoksa Avrupa’da bir ırkçılık hortlaması mı yaşanıyordu ?
Kriz ile birlikte ırkçılık salgını Fransa’ya da mı ulaşmıştı ?
Bir Fransa cumhurbaşkanına bu tür düşünce yakışıyor muydu ?
Bu saçmalığa ilk karşı çıkan ise yine küçük Belçika’nın bir
Flaman siyasetçisi olan Guy Verhofstadt oldu.
Günümüz dünyasının çok kültürlü, ve hatta daha da ileri bir
karmaşıklıkta, olduğunu ve bu saçmalığa son verilmesi
gerektiğini haykırdı.
Guy Verhofstadt’ın bu çıkışına ilk tepki Belçika’daki
milliyetçilik konusu uzmanı küçük Bart’tan (De Wever) geldi.
Kendisi bir tarih öğretmeni de olan aslan yavrusu içerledi
ve pençesini anında gösterdi…
Şaşılacak bir durum olmadığından kimse şaşırmadı, zira
kendisinden beklenen yapması gerekeni yapmıştı.
Ekonomik krizin etkilerini iyice hisseden Flamanya’da oy
avcılığı kolay yapılmıyordu…
Fişeğe mutlaka milliyetçilik barutu konulmazsa atışlar
inandırıcı gelmiyordu sanki…
***
Geçenlerde de yazdığım gibi, insanların, ve özellikle de
gençlerin, derdi iş-aş-eş.
Herkes gününü kurtarma telaşında, geleceğini hazırlama
sevdasında !
Daha önce birçok bakanlık görevleri de yapan deneyımli bir
siyaset adamı olan Macar asıllı Fransa Cumhurbaşkanı bunları
bilmiyor olamaz.
Peki o zaman, derdi, amacı, gayesi ne ?
İnsanların kutsal duygu ve inançları ile oynayarak siyaset
yapmayı neden yakıştırıyorlar kendilerine ?
Flamanlar kendilerini Flamanya’ya hapsederlerse mi daha
mutlu ve müreffeh olacaklar ?
Eğer gerçek niyetleri buysa Brüksel Bölgesini derhal
serbest, özgür bıraksınlar…
Kendi bölgelerinde çalışsınlar…
Brüksel’de çalışıp gelir vergilerini Flamanya’ya
yatırmasınlar.
***
Valon Bölgesinde büyük sürpriz ise hiç beklenmedik yerden
geldi…
O sakin, o ılımlı, o güleryüzlü sosyalist Valonya Başbakanı
Rudy Demotte da Valon kimliği üzerine eğinilmesi gerektiğini
söyleyiverdi…
Haydaaa, ayıkla pirincin taşını !
Hatta o kadar ileri gitti ki, mevcut Anayasa’da Valon
Bölgesi olarak geçen yönettiği bölgenin adının resmen
Valonya konulmasını bile istedi…
***
Nedir bu önemli şahsiyetlerin derdi ?
***
Ya ben, Türkiye’de doğan, on yedi sene Türkiye’de yaşadıktan
sonra Belçika’ya gelen, 43 senedir Belçika’da yaşayan,
Belçika’da lise ve üniversite okuyan, 30 yıldır bilffil
çalışan ve tıkır tıkır aidatlarını ve vergilerini ödeyen,
adli sicili tertemiz, hem Türk hem Belçika vatandaşı, islam
dinine mensup, Belçika’da doğmuş iki çocuk babası, mal
sahibi, mülk sahibi, Allah’a bir tek can borcu olan, Türkçe
ve Fransızca dillerini çok iyi, bazı dilleri de şöyle böyle
bilen ; Valon veya Flaman olmayıp, Brüksellilik iddiasında
olan ben kimim ?
Doğarken seçmediğim hiçbir özelliğimle öğünmüyorum.
Kendimle barışığım ve kimseyi küçük görmüyorum.
1966 yılında Belçika’ya gelen rahmetli babacığım göçmen kuş
gibi uçarak gelmedi.
Dünya kapitalist sisteminin yarattığı adaletsizlikler sonucu
savrulduk, geldik.
Ayrı düştük doğduğumuz, büyüdüğümüz ve hâlâ sevdiğimiz o
topraklara !
***
Evet, Belçika vatandaşı olmama rağmen ne Flamanım, ne de
Valon.
Brüksel’de yaşıyorum, Brüksel’i seviyorum, Brükselliyim.
Brüksel’de yaşayan, Brüksel’i seven, değişik kökenlerden
gelen tüm Brükselliler gibi.
Berlin Duvarı yıkıldı, iki tarafın Almanları birbirine
kavuştu.
Peki Belçika’daki “Dil Duvarı” ayıbına nasıl
katlanıyorsunuz ?
İnsanları konuştuğu dile göre ayırmaya utanmıyor musunuz ?
Brüksel’de öğrenciler ilkokul-ortaokul-lise çağında niye iki
dili de öğrenmeye zorlanmıyorlar ?
Aynı dili konuşmak değil, aynı niyeti taşımak önemli olan.
Sizin niyetiniz üzüm yemek mi, bağcıyı döğmek mi ?
Yapay sorunlar yaratıp, bunları çözmeye uğraşır gibi
davranmanın adı ne zamandan beri politika oldu ?
***
Anlasanız da, anlamasanız da, sevseniz de, sevmeseniz de,
herkes gibi, ben de, bir bireyim.
Anama, babam, doğduğum yer, olduğum yer, herşeyim belli…
İstatistiki bilgi olarak Devletin bilgibakasında kayıtlarım
var.
Bu ülkenin yasalarının emrettiği herşeye, beğenmesem de,
uyuyorum.
Cüzdanımda bir kimlik taşıdığıma göre, elbette bir kimlik
sahibiyim.
Ama benim kimliğim tekil, üniformalı değil ; çoğul, insancıl
ve evrensel…
Hiçbir kimlik bir dile, bir tarihe, bir dine indirgenemez.
Etkileşim süreci sonunda, istesem de istemesem de, hoşunuza
gitse de gitmese de, biraz ondan biraz bundanım.
O nedenle herkes bir değerdir, bir hazinedir.
***
Sonuç olarak, demek istediğim şu ki, cüzdanınızda
taşıdığınız kimlik belgesinin bana göre hiçbir kıymeti
harbiyesi yoktur.
O belge adli ve idari makamlar için gereklidir.
Benim için önemli olan kişiliktir.
Değişik ve değişken etkenlerin hedefi halindeki kişilik
esrarengiz süreçlerden geçer.
Ortaya çıkan ve sizin karşınızda duran sonucu seversiniz
veya sevmezsiniz.
Ama şu veya bu nedenle sevmiyorum diye insanları yok
edemezsiniz.
Allah’ın verdiği canı alamazsınız.
Alırsanız medeniyetten, insaniyetten uzaklaşırsınız.
Bir asgari müşterek olarak benzerliklerimizi belirleyip,
katılımcı bir demokrasi kapsamında ortak çözümler
üretmeliyiz.
Dil ağırlıklı kaliteli eğitimden başlayarak.
Sevgi, saygı, samimiyet içeren sohbetlerde buluşmak adına…
Yakup Yurt ©
Brüksel, 14 Mayıs 2010
yurtyakup@gmail.com
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
KİMLİK
Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN
DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE
THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM
KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski
Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN
23 NİSAN
2030’DA
BRÜKSEL …
BATI
SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ
TERCÜMANDA…
YAZMA
NEDENLERİM
GÖÇ,
HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ
Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14
ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA
İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK
FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK
HATASI MI?
YAŞAMINIZ
NE KADAR İNSANİ
MUTLULUĞUN
FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN
DERTLER
EVLİLİĞİN
RENGİ
NOBEL
Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN
YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN
MİNARE İNŞAATI…
PARA
SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH
DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA
PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM
“HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN
SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e
doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN
GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN
HOROZU
DOĞRU
TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM
Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR
SOHBETİ
Nefret
dolu birliktelikler…
NAZARETH
DAVASI
YAŞASIN
DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN
BÖYLESİ…
ÇETİN
ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA
HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR
VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ
HERMAN…
BAYRAM,
NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL
ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN
BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT
BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ
DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama
Matonge’nin Yıldızı
HEY
OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET
NE DEMEK ?
24
Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN
KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE
BURUK BİR BAYRAM GÜNÜ…
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK
SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE
DOLU 58 YIL
GEMİDE
KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968-
2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24
NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO
MOLTO ADDOLORATİ”
En
büyük terör ırkçılıktır
Doğum
günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu
mu, mayınlı tarla mı
Tarihte
bugün...
Kaptan
Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık
umutsuzluktan besleniyor...
İnanc
düşmanı özgürlük havarisi
Seyir
devleti ve Sarkozy
Rehberlik
nedir, ne değildir
Yoğurt
tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke
Şön Dazlak
Brüksel’de
durum ne?
Medya
diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|