·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


1950’den Mektup Var…


       Bu gün e-posta kutumda bir yazı buldum. Okudum. Çok hoşuma gitti. Sizlerle paylaşma ihtiyacını hissettim. Doğum yılım 1950 olduğuna göre, demek ki adamlar en azından benim doğduğum yıldan beri bizi bizden iyi tanıyorlar... Sözü fazla uzatmadan mektubu aynen koyuyorum.

       1950’de TCDD’de (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları) açılan “Management” (İşletme) kurslarını yöneten uzmanların başkanı Amerikalı Taliafero’nun konuşmasından bir bölüm :

        “Dünyada her ulusun iyi ve kötü tarafları da vardır. Örneğin biz Amerikalılar hoşgörüyü seven insanlarız, insanlara iyilik  etmesini severiz. İyilik etmesini ve gerekirse insanlara yardım etmesini de severiz. Fakat bir kötü tarafımız, her şeyi para ile ölçmemiz, ona çok değer vermemizdir.

       İngilizler çok değerli devlet adamları yetiştirirler. Bunu en zor zamanlarda bile gösterebilmişlerdir. Disraeli, Churchill, vs... Bence kusurları, bir parça, hatta fazlasıyla kendilerini beğenirler ve başkalarına yukardan bakarlar.

       Fransızlara gelince çok güzel dilleri vardır. Edebiyatta en ileri uluslardandır. Sanatta da öyle. Bir defa Paris’e giden bunu bilir. Fakat maalesef sözlerine pek güvenilmez.

       Siz Türklere gelince, Türklere nasıl ölüneceğini kimse öğretemez. Onu çok iyi bilirler. Yalnız bu dünya yaşamak içindir ve insanların iyi yaşayabilme sanatını da bilmeleri gerekir. İki yıllık İşletme Kurslarında tanıdığıma göre siz bonkör, merhametli, kendi yiyecek ekmeğini bile başkasına seve seve verebilen, yolda otomobilinin benzini biten ve aynı zamanda parasız kalan yabancılara hiçbir çıkar beklemeden benzin deposunu dolduran insanlarsınız. Kore Savaşı ne kadar cesur olduğunuzu da dünyaya kanıtlamıştır. Yalnız benim acizane görüşüme göre sizin genellikle bir kusurunuz var. Maalesef bunun sebebini kesin olarak araştırmaya imkân bulamadım. Siz kollektif yaşamayı sevmeyen, kıskanç insanlarsınız, bu da takım halinde çalışmanıza engel olmaktadır. Bence bu, sizin gibi insanların ilerlemesini geciktiren en büyük faktördür.”

       Fazla söze gerek yok ama, Amerikalının ortaya koyduğu fotoğraf ana hatları ile doğru gibi görünse de, sebep-sonuç ilişkisi gereği bu durumun bir sorumlusu olması gerekmez mi ? Halkı cahillikle suçlayan sözde aydınların hiç mi suçu yok ? 

       Bu tür “aydın”, değerli düşünür sayın Ergun Özgen’in o güzel anlatımı ile,  bilgi ile malûmatı sürekli olarak birbirine karıştırmış, slogan kolaycılığı içinde kendine göre çözüm aramış, olayların içinde kendisi yoksa o işi mutlaka yanlış kabul etmiş, bir şeyin yanlış olduğunu iddia ettiğinde o yanlışın karşıtı olan doğruyu söylemek iradesini gösterememiş ve bunun gibi kendi mantık paradoksu içinde, kendisini görmeden, başkalarından farklı olduğuna kendisini inandırmış ve fikir hareketlerinde çözümleyici sonuçlar üretmek yerine sürekli kavram kargaşalarına malzeme üretmiştir.

       Batı toplumlarının aydınları bugün ulaştıkları fikri ve fiili düzeylerini bilimsel temele dayalı, felsefi seviyesini evrensel değerleri çıkarları yönünde arayan bir gerçekçilik içinde, kendi kültür çizgisinde ve kendine özgü olarak, kopyalamaktan uzak bir şekilde, yine kendi gerçeğini yakalayarak ve bir kimlik oluşturarak şekillendirmiştir.

       Türkiye’de aydın olarak kabul edilen kadrolar, Tanzimattan bu yana, tercüme değerler üzerinden modeller oluşturma kolaycılığına yönelmişlerdir. Değişen modalara uyarak yükselen değerlere kuyruk olmuşlardır. Ve bu diyalektik sürmektedir. Muhtemelen çeyrek asır sonra, Çin ağırlıklı bir güç gösterisinin dünya siyaset sahnesinde yer almasından sonra, bu muhteşem aydınlarımızın Çin modasına uyduklarını görmek şaşırtıcı olmayacaktır !..Kısaca her modaya uymuşlar, bir tek kendileri olamamışlardır. Onlar için kopya olmak kişilik sahibi olmaktan çok daha önemlidir. Doğal olarak istisnalar hariç, bu tür kopyacıların toplum önünde inandırıcılıkları her geçen gün azalmaktadır...

       Gördüğünüz gibi, değerli okuyucular, bir mektuptan yola çıktık ve söz nerelere uzandı...Hayatın kendisi de öyle değil mi zaten ? Kıssadan hisse : Başkalarını sevelim, ama kendimize dönelim, biz başka güzeliz... 

       Hakkınızı helâl edin ; zira gidipte dönmemek var, dönüpte görmemek var... Herkese iyi tatiller...


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Yurt
1950’den Mektup Var…
Üzeyir Lokman  Çaycı
Nasırlı Eller
M. Ali Aladağ
Kendisiyle Yüzleşmek
Yılmaz Kuzucu
Son kalemiz „Aile“„out“ mu oluyor?
Mahmut Aşkar
İdealizmle Modernizm Arasındaki İnsan
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Ayten Kılıçarslan
Göçelim, ancak göçen olmayalım!
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-5
Sebahattin Çelebi
Ben İstanbul’dum
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Orhan Aras
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Nuran Yelkenci
Tarihten Günümüze Sahte Dindarlar
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç