·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
 
     Tanrım ne kadar çabuk geçiyor zaman! Ömrümüzden dakikalar azalıyor, yolculuğumuzun son durağına yaklaşıyoruz aheste aheste… Bayramdı, yılbaşıydı derken, koca ocak ayı da sona erdi ve girdik şubata. Ve yarın 2 Şubat 2007. Beni en az elli yıl geriye götüren bir yıldönümü geldi çattı.

    
Ben size Bursa desem aklınıza ilk gelen nedir? İskender kebap mı, Hacivat ile Karagöz mü, Uludağ mı, Yeşil Türbe mi, Ulu Cami mi, Muradiye mi, otomotiv mi, ipek mi, havlu mu, bıçak mı, Emir Sultan mı, kestane şekeri mi, kılıç-kalkan mı, kaplıcalar mı, şeftali mi, Çelik Palas mı, Zeki Müren mi, Yeşil Timsahlar mı, Merinos mu?

     Çok kişi bunların hemen hemen hepsini bilir veya duymuştur en azından. Ama ya sonuncu kelime, yani Merinos'un ne anlama geldiğini pek az kişi bilir.

     Merinos öncelikle kaliteli yün veren kıvırcık bir koyun türüdür. Bu yünden dokunan kumaşlar çok değerlidir. İşte bu nedenle 28 Kasım 1935 tarihinde İsmet İnönü tarafından Bursa'da temeli atılmış ve 2 Şubat 1938 günü Atatürk tarafından işletmeye açılmış bir fabrikanın da adıdır. Sümerbank Merinos Yünlü Sanayi Dokuma Fabrikası Türk ekonomi tarihinin simgelerinden birisi haline gelmiş tekstil fabrikasıdır. Türkiye tekstilinde Merinos'a "yünlü fakültesi" yakıştırması yapılmıştır. 

     Kapatılana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri için giysi üretimi yapmış ve 2004 yılında Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) tarafından kapatılmıştır. 2004 yılında fabrikanın arazisi ve üzerindeki taşınmazlar ücretsiz olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne tahsis edilmiştir. Günümüzde Merinos Kentsel Dönüşüm Projesi adı verilen bir proje kapsamında Merinos tesislerini yeniden kente kazandırmak için çalışmalar sürmektedir. Bu proje açık arazinin Merinos Kültür Parkı adıyla yeşil saha oarak düzenlenmesini; Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi adıyla İstanbul Lütfü Kırdar Kongre Sarayı'ndan daha büyük bir kongre merkezi inşasını; bölgede Ulusal Tekstil Müzesi, Modern Sanat Müzesi ve Spor Müzesi oluşturulmasını içeriyor. Yine projeye göre Merinos Tesislerini'nin müdür evi, iplik işletmesi, tabldot salonu, su kulesi, soğutma kulesi ve puantörlük yapıları korunacakmış.

     Merinos bir zamanlar Balkanların ve Ortadoğu'nun en büyük tesktil tesisi diye övünürdük. Onun ayrıca simgesel değeri de ziyadesiyle fazlaydı. Çünkü 1933-1937 yılları arasında uygulanan ve de ilk sanayi tesislerimizin kuruluşunun yolunu açan Birinci 5 Yıllık Kalkınma Planı kapsamında kurulmuştu.

     Bu fabrikanın kuruluşu ile Türkiye'de Merinos cinsi koyun yetiştirilmeye başlandı. Bu koyunların tüyü ile dokunan yün kumaşlar dünya piyasalarının en çok aranan kumaşları arasına girdiler. Çocukluğumda duymuştum. Zengin veya diplomat bir Türk Paris veya Londra'da lüks mal satan bir kumaş dükkanına girer. Çok uzun incelemeden sonra epeyce pahalı ve kaliteli bir kumaş beğenir. Kumaşın kenarına bakınca ne görsün : Merinos, Made in Turkey!

     Fabrikada 6 bin kişi çalışıyor, aileleri ile birlikte 30 bin kişi bu fabrikadan geçimini sağlıyordu. ÖYK önce fabrikadaki üretimin durdurulmasına ve işletmenin kapatılmasına karar verdi. Kapasitesini artıracak ve modernleştirecek bir sermaye grubuna satılması beklenirken 318 dönüm fabrika arsası Bursa Belediyesi'ne "bila bedel" devredildi.

     Milliyet ekonomi yazarı Güngör Uras üstad 21 Eylül 2005 tarihli "Merinos'un makinelerini söktük hurdacıya sattık" başlıklı makalesinde "sattığımızı "öyle" satıyoruz, satamadığımızı "böyle" kapatıyoruz. Sonra da bunun adına "özelleştirme" diyoruz…" "Baba baba satanlar" sanki kendi babalarının malını satıyorlar… Ne günlere kaldık yarabbi!

     Özerk yapıya kavuşmuş rasyonel çalışan bir Devlet Planlama Teşkilatının hazırladığı beş yıllık kalkınma planlarına, yani Atatürk felsefesinin özüne, dönmenin tam zamanı diye düşünmekten kendimi alamıyorum bir türlü. Benim gibi statükocu cahil bir dinozor başka ne düşünebilir ki zaten. Eski güzelliklerin korunmasını savunan bir muhafazakarım galiba… Hem de eski Bursa'sını geri isteyen bir ütopyacı mıyım acaba? Eğer duş almak ilericilikse, Eski Kaplıca'nın göbek taşına yatmayı, kese yaptırmayı seven, natırının hatırını sayarak bahşişini bol veren bir gericiyim ben. Ama en azından ne olduğunu bilen. Kendisiyle barışık, yerel ile evrensel arasında denge kurmayı başaran bir insan. Peki, ya siz kimsiniz?

     Tarihine sahip çıkmayanların geleceğini başkaları belirler…

Brüksel, 01 Şubat 2007

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Yurt
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Mahmut Aşkar
Rusya Müslümanlaşıyor mu?
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Nuran Yelkenci
Utangaçlığın yeni adı sosyal fobi
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Hayrettin Çakmak
Memleketimden vehim manzaraları
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
M. Ali Aladağ
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Sebahattin Çelebi
zifirî
Orhan Aras
Çok acıtıyor değil mi?
Ozan Yusuf Polatoğlu
Vicdan Testi
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç