|
AH
MUTLULUK AH!..
Bu yazımda değişik
bir konuya değinmek istiyorum. Korkuya ve korkutmaya
dayalı bir eğitim sistemi sonucunda ortaya çıkan
acıklı insan manzaraları... Şöyle
dikkatlice izleyin çevrenizi! Neler görüyorsunuz ? Söyler
misiniz? İnanarak mutluyum diyebiliyor musunuz?
Teselliyi sigara,
alkol, kumar, bahis ve piyango oyunlarında veya fanatik
ideolojilerde aramıyor musunuz ? O zaman mükemmelsiniz. Bende stres ve gerginlik olmaz, iştahım
yerinde, tansiyon ve kolesterol sorunum yok, gereksiz yere
sinirlenip çocuklarıma cennetten çıkma yöntemlerle
eziyet etmiyorum, küfürlü konuşmuyorum, yüzümden
tebessüm hiç eksik değil diyebiliyorsanız
mesele yok. Allah ziyade etsin, ne diyelim...
Ama çoğunluk
sizin gibi değil ne yazık ki !..
Dünyaya gelen her insanın bir
tek amacı olmalı bence : Mutlu olmak. Fakat sadece
maddi açıdan değil, manevi ve gönülsel açıdan.
Yani hem midesel, hem de beyinsel. Bana göre sadece midesini
doldurmayı düşünen toplumlardan gelen insanlar,
yaygın bilimsel ve sanatsal eğitim yatırımlarının
meyvelerini toplayan öne geçmiş ülkeler veya ülke kümelerinin
sosyo-ekonomik sistemi tarafından acımasızca sömürülürler.
Güçlüler güçsüzleri ezer, bilenler bilmeyenleri aldatır...
Avrupa'ya Türk göçünün
40. yıl etkinliklerini birlikte izledik. Resmî kuruluşlar
ve sivil toplum örgütlerimizin güzel çalışmaları
sonucunda nerelerden nerelere geldiğimizi anlamaya çalıştık.
İyimser olanlar mutlu oldular, benim de dahil olduğum
kötümserlerse pek mutlu olamadılar...
Bardak yarıya
kadar dolu mu boş mu? Bana göre maddi yarısı
dolu, bilimsel yarısı boş. Yani paramız
var, ama yine de (tam anlamıyla) mutlu olamıyoruz.
Çünkü para herkese gerekli, ama her şeye çare değil.
Önceleri, yani paramız yokken, daha mutluyduk gibi
geliyor bana. Ya şimdi ? Paralı mutsuzlar olduk ! Gücümüzü
aşan yatırımlara gömdük alın terlerimizi.
Evler, arsalar aldık ; toprağa gömdük. Hem Türkiye
topraklarına, hem Avrupa topraklarına. Bölündük
iki ülke arasında. Türkiye'mizde doğduk, buralarda
doyduk. Gövdemiz burada, gönlümüz orada. Kaldık iki
arada, bir derede ; çözümsüz ikilemler yaşıyoruz
ve acı çekiyoruz. Çocuklarımız kimlik bunalımında.
Ne suçu var ilgisizlikten mağdur çocuklarımızın.
Velilerin ilgisizliği ve ayrımcı eğitim
sistemi sonucunda dışlandılar ve niteliksiz
birer insan oldular.
Amacım kimseyi suçlamak değil. İleriye bakma
zamanı bundan böyle. Buradaki insanlarımızın
sorunlarını çözmek amacı ile neler yapılmalı
? Olmazsa olmaz ilk koşul karşılıklı
sevgi ve saygıyı yeniden yaratmak ! Bunun için yapılması
gerekli ilk şey sivil toplum örgütleri arasında
samimi ve düzeyli bir diyalog başlatmak ve asgari müşterekleri
bulup onların etrafında birleşmek olmalıdır.
Zaten kısıtlı olan maddi ve insan kaynaklarımızdan
tasarruf etmeli ve daha düzeyli yarınlara yönelik bir
sinerji yaratmalıyız. Hiç vakit geçirmeden. Bizi
bizden daha iyi tanımasına imkan olmayanların
yazdığı reçetelerin Avrupa Türk Toplumunu
iyileştirmesi beklenmemelidir. M.K.Atatürk'ün bizlere işaret
ettiği hedef çağdaş uygarlıktır.
Aptalca Batı taklitçiliği değildir! Ve o
uygarlığa nasıl gidileceği ise bellidir :
yüksek bilim, ahlak ve sanattan oluşan bir karışım.
Fikirlerin çatışmasından gerçekler doğar..
Hepinize sevgi ve
saygılarımla.
Brüksel, 28 Ekim 2005
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|