|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yurtyakup@gmail.com
|
SUÇ TERCÜMANDA…
Dün öğleden sonra, saat 15.55 !
Büromda çalışmaktayım.
Telefonum çaldı.
Arayan numarasını gizlemiş.
Telefonun öbür ucunda düzgün Fransızca konuşan genç bir Türk
bayan vardı.
Belçika doğumlu olduğu hemen anlaşılıyordu.
Görmüyor, tanımıyor , ama hissediyordum.
Mesleğin ne sorusuna “insan sarrafı ses uzmanı yeminli
tercüman” desem yalan olmaz !
Eee, tam tamına 30 sene…
Dile kolay !
Yakup Yurt olduğumdan emin olmak ve boşa konuşmak
istemiyordu…
Çünkü
elindeki belgenin en üstünde bana ait mesleki bilgiler
vardı.
“Brüksel Asliye Mahkemesi nezdinde Türkçe-Fransızca
dillerinde yeminli tercüman. T.C.Brüksel Başkonsolosluğunca
resmen tanınmıştır” yazıyordu.
Benim, Yakup Yurt, buyrun, ne için aramıştınız dedim !
Tehditler savurmaya başladı.
Bir saniye, siz kimsiniz, kendinizi tanıtır mısınız, diyecek
oldum…
Çevirdiğin dolapları çok iyi biliyorum, yakında başına ne
işler açacağım, zamanı gelince görürsün babında esti
gürledi.
Sakin olun, kimsiniz, ne dolabı, lütfen açıklar mısınız
ısrarım boşa çıktı.
Ve telefonu suratına kapattım…
***
Moralim bozuldu.
Sonra kim olabileceğini tahmin etmeye çalıştım.
Profesyonel bir kriminolog edasıyla.
“Suçumu” anlamıştım.
Olay toplumsal bir yaranın mesleğini icra eden bir tercümana
yansımasından ibaretti.
Brüksel’in bir yerinde yeni evli, ama ayrılma veya boşanma
sürecinde olan, çocuklu veya çocuksuz, birbirinden nefret
eden, tanımadığım bir çift vardı.
Taraflardan biri Türkiye’den Belçika’ya gelin veya damat
gelmişti.
Ve çoğu zaman olduğu gibi, Belçika’ya gelen, çoğu zaman
olduğu gibi, hayal kırıklığı yaratmıştı.
Çünkü dikkafalı, dediğim dedikçi, bildiğini okuyor ve
Belçika’dakilerin tahakkümü altına girmeyi reddediyordu.
O halde geldiği yere postalanmayı hak ediyordu.
Ve kendisine sayemizde geldin, geldiğin yere dön, defol git,
deniliyordu.
Dönmemek için direnen tarafın tercüme işlerini yapmak son
derece tehlikeli bir işti…
Çünkü yapılan tercüme mahkemede kanıt olarak kullanılıyor ve
işler sarpa sarıyordu…
Hukuk fakiri, kuş beyinli, ceplerinde birkaç avro görünce
kendilerini fasulye gibi nimetten sayanlar yeminli
tercümanın idari hukukta bir “auxiliaire de la Justice”,
yani adli sistem yardımcısı olduğunu tabii ki bilemezlerdi…
Korkutulabilen veya parayla satın alınabilen biri sanıyor
olmalıydılar.
İşleri güçleri kurnazlık, görgüsüzlük, kalleşlik, taciz ve
tehdit olan bu tür zavallılar belli ki, dur durak
bilmeksizin otuz yıldan beri çoğunluğu Emirdağ’lı olan
Brüksel Türk toplumunu oluşturan insanlara, hiçbir ayrım
gözetmeksizin, en üst düzey hizmet veren ve bundan da kıvanç
duyan “Yakup Baba”yı henüz tanımıyorlardı.
***
Evet, doğru söylüyordu, telefondaki bayan.
Birileri dolap çeviriyorlardı.
Sokağı kirletenler işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve
namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet
sanıyorlardı.
Vah zavallı bacım vah !
Bildiğin on kelime Fransızca ile cehalet hastalığınıza savaş
açmış bir halk aydınını sindiriceğini sandın demek…
Hele bu yaştan sonra…
Sende bu cüret ve paralar oldukça kocasız kalmazsın, hiç
merak etme !
Ali gider, Veli gelir !
Ayşe gider, Fatma gelir !
Sizler boşanmayı bırakın, açlıktan ölürüm valla…
Yakup Yurt ©
Brüksel, 31 Mart 2010
yurtyakup@gmail.com
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SUÇ
TERCÜMANDA…
YAZMA
NEDENLERİM
GÖÇ,
HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ
Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14
ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA
İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK
FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK
HATASI MI?
YAŞAMINIZ
NE KADAR İNSANİ
MUTLULUĞUN
FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN
DERTLER
EVLİLİĞİN
RENGİ
NOBEL
Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN
YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN
MİNARE İNŞAATI…
PARA
SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH
DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA
PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM
“HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN
SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e
doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN
GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN
HOROZU
DOĞRU
TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM
Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR
SOHBETİ
Nefret
dolu birliktelikler…
NAZARETH
DAVASI
YAŞASIN
DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN
BÖYLESİ…
ÇETİN
ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA
HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR
VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ
HERMAN…
BAYRAM,
NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL
ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN
BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT
BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ
DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama
Matonge’nin Yıldızı
HEY
OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET
NE DEMEK ?
24
Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN
KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE
BURUK BİR BAYRAM GÜNÜ…
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK
SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE
DOLU 58 YIL
GEMİDE
KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968-
2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24
NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO
MOLTO ADDOLORATİ”
En
büyük terör ırkçılıktır
Doğum
günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu
mu, mayınlı tarla mı
Tarihte
bugün...
Kaptan
Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık
umutsuzluktan besleniyor...
İnanc
düşmanı özgürlük havarisi
Seyir
devleti ve Sarkozy
Rehberlik
nedir, ne değildir
Yoğurt
tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke
Şön Dazlak
Brüksel’de
durum ne?
Medya
diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|