|
SINIFTAN
ATILAN "İNKARCI"…
Tolga çok
uzun zamandır dost olduğumuz bir ailenin oğlu.
Kendileri Trakyalı. Hiçbir sivriliği olmayan, kendi
halinde, çalışkan, dürüst insanlar. Belçika'ya
uyumlu, görmüş-geçirmiş, uygar ve medeni cesaret
sahibi. Nerede ne söyleneceğini, ne yapılacağını
gayet iyi bilen, dünya ile barışık bir aile.
Tolga Belçika
doğumlu, terbiyeli, zeki, çalışkan, pırıl
pırıl, 18 yaşında, yakışıklı
bir delikanlı. Kendisini doğduğu günden beri
tanır ve severiz. Brüksel'in çok tanınmış
bir cizvit katolik kolejinde okuyor. Lise son sınıf
öğrencisi. Okul seçici, kaliteli ve disiplinli. Öğretmenler
ve okul yönetimi her konuda, her zaman haklı. Öğrenciler
ve aileleri "evet
efendim, haklısınız efendim, teşekkür
ederim efendim" diyerek başlarını
mahcup bir şekilde hafifçe önlerine eğerek yapılan
açıklamalara -tabii ki çocukların iyiliği için-
onay vermek zorundalar. Bu okuldan mezun olanların üniversitede
başarı oranı çok yüksek; yüzde doksan beşlerde.
Bu okula girip başarı ile bitiren yabancı kökenli
çocuklar istisna teşkil ederler.
Okulun kendisine ait ilkokul bölümü de var. Ortaokul
ve lise bölümlerine ise başka okulların en başarılı
öğrencileri çok sıkı bir mülakattan sonra alınırlar.
Böyle olduğunu yaşadığım için
biliyorum. Şöyle ki, şimdi yirmi iki yaşında
olan büyük oğlum Cavit
ilkokulu üstün başarı ile bitirdiğinde,
kaliteli bir eğitim alabilmesi için okul arayışına
koyuldum. Bir milyonluk koskoca Brüksel'de
bizim beklentilerimize uygun dört ilâ beş okul
belirledik. Başarılı olmasına rağmen,
Türk kökenli olmamızdan dolayı kabul edilmeme
korkusu ile, ilk kabul eden okula kayıt bile yaptırdık.
Sonradan bu okulun zihniyetinin çok kötü olduğunu, öğrenciler
arasında acımasız bir rekabet olduğu, başarıya
ulaşmak için en yakın arkadaşını
bile ezmek gerektiğini duyunca tüylerimiz ürperdi. Pişman
olduk. Kaydını sildirdik, kayıt parasını
geri aldık. Müdür şaşırdı. Garip
garip baktı kaldı yüzümüze.
Cavit'i sonuç olarak Tolga'nın şu an gittiği
okula kaydettirdim. Mülakatta müdür bana okullarının
"kültürlü
katolik burjuvalara" hitap eden bir özelliğe
sahip olduğunu ima etti. Müslüman kökenliler olarak
onlara uyum konusunda zorlanabileceğimizi kibarca hatırlattı.
Kendisine Louvain
Katolik Üniversitesi'nde yedi yıl okuduğum
halde katolikleşmediğimi, iletişim lisans
diploması aldığımı ve yeminli tercümanlık
yaparak rızık savaşı verdiğimi söyleyince
tavrı değişti. Şüpheli bakışlarının
yerini samimi bir tebessüm aldı. Cavit başarılı
olunca, kardeşi Onur'u
da kabul ettiler. Ama Onur sisteme uyum sağlayamadı
ve okul değiştirdi. Zeliha hanım ise oğlu
Tolga'yı Cavit'in kuzeni olarak tanıttı ve
kaydettirdi.
Kısacası "havalı" insanların
"havalı" çocuklarının "havalı"
öğretmenlerden eğitim aldığı bu
okulda temizlik personeli bile "havalı".
Temizlik personelinde birkaç Türk bayan çalışıyor.
Ve bu bayanlar tesadüfen gördükleri tek tük Türk kökenli
öğrenci karşısında, sanki ay-yıldızlı
formayı temsil ediyorlarmışçasına,
heyecanlanıyor ve iftihar ediyorlar.
Beni bu yazıyı yazmaya mecbur eden olay işte
bu okulda geçen hafta yaşanmış.Tolga Cavit'e
anlatmış; o da bana anlattı. Cavit sinirlenmiş;
hani bu ülkede hoşgörü, demokrasi, insan hakları,
fikir ve ifade özgürlüğü vardı, olur mu böyle
şey yahu baba!... diye isyanını hissettiriyordu.
Mezun olduğu okul müdürlüğüne dokunaklı bir
tepkiname göndereceğini söyledi. Ben de "yaz
oğlum yaz, başımıza ne geldiyse hep konuşmaktan,
ama yazmamaktan geldi" dedim. Yanılıyor
muyum?
Olay özetle şöyle gelişmiş. Tolga coğrafya
dersinde. Coğrafya öğretmeni mösyö X genişleme
sürecinde AB-Türkiye ilişkilerinden bahsediyor. Hoca
olaya olumsuz bakıyor. Belli ki Türkiye'yi ve Türkleri
pek hazetmiyor. "Ermeni
Soykırımı" konusuna değiniyor coğrafya
dersinde. Tolga'nın canı sıkılıyor.
Dikkati dağılıyor, dalıyor ve hocanın
anlattıklarını not etmiyor. Kimseyi rahatsız
etmeden başka bir şeyle meşgul olmaya başlıyor.
Hoca durumu farkedince sinirleniyor ve Tolga'yı anlattıklarını
not etmesi konusunda uyarıyor. Tolga ise "not almıyorum, çünkü görüşlerinize
katılmıyorum" türünden bir yanıt veriyor
efendice. Bunun üzerine hoca kontrolünü kaybediyor ve
"Bıktık
siz Türkler'den. Aşırı gururlu ve kibirlisiniz.
Tarihinizle yüzleşmeyi reddediyorsunuz. Hem soykırım
yaparsınız, hem de tanımayı reddedersiniz.
Sizi inkarcılar sizi!" türünden bir konuşma
yapıyor, Tolga'yı sınıftan atıyor…
Aman hocam sakın Edebiyat Nobel ödülü alması
muhtemel, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, meşhur
bir yazardan etkilenmiş olmayasın! Ayıp hocam
ayıp, kopya çekmek hiç yakışmadı size.
Brüksel, 07 Ekim
2005
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|