|
SİSLİ HAVADA SİYASET
Siyasal
anlamda 2007 Belçika’da berbat bir yıldı.
2008 ise birçok belirsizliklere gebe olarak başlıyor.
Fırtına öncesi sessizlik hakim…
Siyasal gerginlikler şimdilik küllendirildi.
Bir sonraki krizin tarihi şimdiden belli.
Paskalya fırtınalı geçecek…
Yani kala kala üç ay kaldı büyük fırtınanın kopmasına.
Peki 2008’de siyasal anlamda neler olabilir ?
İyimser bir tahmin yaparak “aman canım 2007’ye benzemesin
yeter diyebilirsiniz.”
10 haziran 2007 akşamı herkes durumun hassas ve gergin
olacağını hissedebiliyordu.
Fakat gerçek sanılanı çok fazla aştı. Böylesini hiç kimse
beklemiyordu.
Neden böyle oldu diye tartışmanın pek bir önemi yok bence.
Nasreddin Hoca hesabı herkes kendince haklı.
Kazananların deneyimsizliği, küstahlığı, bilgisizliği,
sertliğine kaybedenlerin kurnazlığı eklenince Belçika
tarihinin en uzun krizi çıktı ortaya.
Siyaset bilimcilere araştırma malzemesi çıktı bol bol.
Flaman akil adam Herman De Croo’nun ifadesiyle Belçika’nın
kurumsal yapısının gidişatı hakkında çok yazıldı çizildi, “mürekkep
harcandı, ama bir damla kan akmadı”.
Çok şükür…
Dünyada siyasetçi enflasyonu yaşanıyor kanımca.
Fakat eskilerin tabiriyle devlet adamı pek çıkmıyor.
Valonuyla, Flamanıyla, yabancısıyla bütün çocukları
kucaklayan Noel Baba gibi güven veren baba politikacılar
kalmadı gibi birşey günümüz Belçikasında !
Neyse kavga şimdilik durdu. Üç aylığına. Geçici, ara hükümet
kuruldu.
Normal şartlarda 23 mart 2008 tarihinde gitmesi gerekiyor.
Daha doğarken ölüm tarihi bilinen bir hükümet kurmayı
başardı Verhofstadt, üçüncü kez !
Doğum zamanı da kutsal, ölüm zamanı da. Biri Noel, biri
Paskalya.
Tam da insanların yemeye, içmeye, ibadete daldıkları duygu
yoğun dönemler…
Bakalım Paskalya’da çanlar kimin için çalacak ?
Peki o güne kadar, yani üç ay boyunca, ne gibi gerilimler
yaşanacak bu asimetrik hükümet bünyesinde ?
Başbakan Verhofstadt’ın belirlediği öncelikli on noktaya ne
kadar uyulacak ?
Amaçlar belli, ama uygulamada ne gibi sorunlarla ve
dirençlerle karşılaşılacak ?
Herkesi ilgilendiren sosyo-ekonomik sorunlar birinci
önceliği olacak geçici hükümetin.
Hükümet bünyesinde kim sağı, kim solu, kim merkezi temsil
ediyor ?
Alınacak sosyal ve mali kararlarda kimin ağırlığı
hissedilecek ?
Herşey öylesine bulanık ki tek kutuplu dünyada. Medyatik
coplama yöntemi ile ideolojilerin öldüğü, sağ-sol diye bir
kavram kalmadığı, yutturmacası uygulanıyor yaklaşık 20
yıldır. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldığında sermaye ve emek
altında kalarak Kayseri pastırması olmuşlar, İnsan Hakları
ve Demokrasi kavramları kaçıp zor kurtarmışlar canlarını…
İster yut, ister yutma, Nobelli mobelli koca koca adamlar
öyle diyorlar… Eski kavramları savunanlar statükocu, tu kaka !
Sermaye temsilcisi MR’li liberaller (benim gözümde bütün
siyasi partiler liberal sistemin değişik nüanslarını
savunuyorlar) büyük bir vergi reformu isterken, CDH ve PS
sözverilen sosyal iyileştirme önlemlerini gerçekleştirme
çabasında.
İki görüş çarpışıyor : Flaman liberallere göre Turuncu-Mavi
müzakerelerinde varılan anlaşmalar hâlâ güncelliğini koruyor.
Halbuki bu anlaşmalara o zaman muhalefette olan PS şiddetle
karşı çıkmıştı. Şimdiyse iktidar ortağı.
Hassas başka bir dosya ise devlet reformu ile ilgili
kurumsal dosya.
Tam bir mayın tarlası.
Başbakan daha bu geçici hükümetin başında kendisini ve
herkesi zora sokacak bir açıklama yaptı. Devlet reformları
konusu üç aylık dönem sonunda sunacağım taslak çerçevesinde
tartışılacak dedi. Yani sunacağı taslak bağlayıcı olacak.
Pehlivanlar olarak altı ay boyunca peşrev yaptınız. Bunca
peşrev yeter, daha uzun süre didişmenin bir anlamı yok,
şimdi düşünme ve tartışma zamanı ; hadi bakalım herkes
işbaşı dedi Kaptan Guy.
Bu tavır kendisinden sonra kaptan köşküne oturacak olan CD&V’li
Yves Leterme’in hiç hoşuna gitmedi tabii ki… Her halükarda
devlet reformları konusunu görüşecek olan 12’ler grubu 23
mart tarihine kadar genel bir mutabakat metni hazırlamak
zorunda.
Peki bu mümkün mü ?
Hükümet ortakları arasında gerçek bir siyasi irade, gerçek
bir saygı ve gerçek bir güven varsa evet ! Yani seçimlerden
beri altı aydan beri olmayan değerler…
Aksi takdirde ne olur ?
Yani 23 mart 2008 tarihinden sonraki manzara-i umumiye nasıl
görünüyor ?
Tamamen sisli.
Birincisi gideceğim diyen Verhofstadt gerçekten gidecek mi ?
Göreceğiz. Siyasette üç ay çok uzun bir zaman dilimi.
Ya devlet reformu müzakereleri sonuçlanmazsa, o zaman ne
olacak ?
Farzedelim ki anlaşma hasıl oldu ve Verhofstadt ayrıldı.
İyi güzel, ama bu basit bir devir-teslim işlemi olmayacak.
Yeni hükümeti kurmak için Yves Leterme yönetiminde nerdeyse
sıfırdan müzakerelere başlanacak. Yves Leterme’in gücü ve
zaafları belli.
Yeni kurulacak hükümete yeni bir hükümet programı gerekecek.
Bu programın devlet reformu bölümünü kendisi, sosyo-ekonomik
bölümünü ise MR’li Didier Reynders müzakere etmiş olacaklar.
Çok iyimser bir yaklaşımla bu iki konunun mart sonunda
hallolacaklarını düşünelim.
Peki ama kurulacak hükümetin ortakları kimler olacak ?
Frankofon sosyalist parti PS Flaman kuzeni SP.A’nın hükümete
girmesini isteyecek.
Liberaller ise buna şiddetle karşı çıkıyorlar.
Bakanlarda da değişiklikler olacak.
Mesela CDH’lı Çalışma ve İstihdam Bakanı Josly Piette
ayrılacak ve yerini başkasına bırakacak. Flamanların “Madame
Non” adını taktıkları Joëlle Milquet’nin tavrı ne olacak ?
Eninde sonunda kurulacak olan Paskalya hükümeti ülkeyi 2009
bölge seçimlerine kadar mı yönetecek, yoksa daha uzun ömürlü
mü olacak ?
Size bir tavsiye de bulunayım mı ?
Birinci Yves Leterme hükümetinin ömrü konusunda bahislere
para yatırarak kumar oynamayın.
Tabii hasbelkader kurulabilirse…
“Buna sisli havada avlanma veya bulanık suda balık avlama”
derdi büyüklerimiz.
Şeffaflık olmayan yerde avlananın karşısına ayı da çıkar
dayı da, balık ta çıkar alık ta…
Hadi bakalım rasgele !
Brüksel, 02.01.2008
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|