|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yurtyakup@gmail.com
|
TACİZ Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
Vah
yavrum vah !
Yok yok katiyen olmaz ; ben tedbirimi alayım da sen ne
dersen de…
Sen eşşeğini sağlam kazığa bağla, sonra da kaybettim diye
ağlama…
Erkeğin içgüdüsel doğası vahşidir…
Arı gibidir, bir çiçekle yetinmez, çiçek çiçek dolaşmak
ister…
Kıyamam, acırım ben sana.
Her taraf kötü niyetli erkek dolu, kızım taciz ederler seni,
ham yaparlar valla.
Her taksi durağında, her taksi direksiyonunda icra memuru
gibi bekliyorlar sanki…
Ne olduğunu bile anlayamazsın valla.
***
Bu sabah bir haber gözüme ilişti.
Gözüm balık gibi anında takıldı habere.
Başlık şöyleydi : “Mısır’da tacizi önlemek için kadınlar
için özel taksi”…
Yani kadınlar için şoförü de kadın olan bir otomobil !
Yıllar önce Bursa - Heykelönü’ndeki dolmuş taksi durağında
beklerken yaşadığım bir olay aklıma geldi.
Önümde annem yaşında tipik bir Anadolu kadını vardı.
Mantolu ve başörtülü…
Aynı annem gibi, babaannem gibi…
Sıra bize gelince şansımıza büyük bir İmpala geldi
yaylanarak.
Arka koltuğa şişman bile olsa üç kişi rahat sığar, arada
yine de boşluk kalır cinsten…
Kadın arka sağ kapıyı açtı, girdi, kapattı ve şoföre “çek
oğlum” komutunu verdi.
Kadın “taciz edilmemek” adına taksideki beş kişilik
yeri birden satın alma niyetindeydi.
Öyle ya “namusunu benden koruyacak kadar” parası
vardı…
Ben de uslanmaz bir “eylemci” olduğumdan ön kapıdan
dalış yaparak şoför mahalline oturdum ve kesinlikle
inmeyeceğimi ifade ettim.
Kadın sonunda mırın kırın etmiş ve istemiye istemiye (önde
olduğum için) razı olmuştu…
Belki de bu arada beni süzerek incelemiş ve tehlikesiz bir
arı olduğuma kanaat getirmişti…
***
Bu sabah okuduğum olay Mısır’da geçiyor.
Habere göre taksi durağında arabasıyla sıra bekleyen
başörtülü bir bayan sürücü elinde bir bez ha bire arabasını,
yani ekmek teknesini, parlatıyor.
Çünkü erkek sürücülerin tacizinden illallah demiş Mısırlı
kadınlar bayan şoför şart koşmaya başlamışlar.
Daha önceleri de Kahire metrosunda bayan vagonu uygulaması
yapılmış.
Bu uygulamalar cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele edenleri
harekete geçirmiş.
İslamiyetin belli bir yorumu sonucu “haremlik-selamlık”
uygulaması Osmanlı tarihinde de var.
Harem ile haram kelimeleri arasında tek harf farkı tesadüfi
mi acaba ?
Hanım ile hadım kelimeleri arasında da tek harf farkı var
zira…
***
Cairo Cab şirketinin taksilerinin çoğu bayanlara tahsis
edilmiş.
Çağrı merkezinde çalışan memur “günde yaklaşık 300 arama”
olduğunu belirtiyor.
Bunların da yaklaşık % 80 i şoförün bayan olmasını şart
koşuyormuş.
Meclis başkan yardımcısı bayan milletvekili Zeinab Radwan
geçen yıl kadınları “vahşi” tacizden korumak amacıyla
bir yasa tasarısı sunmuş.
Kısa adı ECWR olan Mısır Kadın Hakları Merkezi’nin
incelemesi “sosyal kanserden” söz ediyor ve Mısır’da
yaşayan Mısırlı kadınların % 83 ünün, yabancı kadınların %
98 inin tacize maruz kaldıklarını belirtiyor.
Merkezin müdiresi olan avukat bayan Nihad Aboul Qomsane
kamusal alanda gitgide artan bu cinsiyete dayalı
ayrımcılığın kadınları tecrit ederek sosyal yaşamın dışına
ittiğini söylüyor.
Ona göre bu uygulama şu durumu peşinen kabullenme anlamına
geliyor : “Kadın kırılgan doğası itibarıyla korumaya
muhtaçtır”.
Bu fikir kabul edildiği takdirde ise bayanların istihdam
edilmeleri zorlaşacak ve toplumda rol oynama olanakları
azalacaktır.
Toplumda ise görüşler farklı.
Karşı çıkan kadınlar da var, destekleyen erkekler de…
Taksi şoförlüğü bir erkek mesleğidir diyenler de, kızım için
bir taksi çağırdığında şoförün bayan olması beni
rahatlatıyor diyen anneler de…
Her halükarda, bugünkü hayat şartlarında taksi yolculuğu
yapabilmek Mısırlı kadınların ezici bir çoğunluğu için
büyük bir lüks olmaya devam ediyor.
Sürücüsü erkek te olsa, kadın da…
Bu lüksün bir tek alternatifi var bu fakirler ülkesinde :
İtiş kakış, balık istifi seyahat edilen dolmuş minibüsler.
Ve her tercihin bir maliyeti var…
Tüketim toplumunda yaşıyoruz sonuçta !
Herşey tüketiliyor ve ömürler tükeniyor tüketim yarışında !
Kendi ailelerinin bayanlarının namus bekçiliğine soyunan
doyumsuz “erkekler” başkalarının ailelerini oluşturan
bayanların namusunu hiçe sayabiliyorlar.
İnsanlıkla elde edemediklerine icra memuru edasıyla el
koyabilme cüretini gösteriyorlar.
Olmazsa vücutları gasp ediyorlar ve bunu da “erkeklik”
diye yutturuyorlar…
Büyük bir marifetmiş gibi kasıla kasıla anlatıyorlar maço
sohbetlerinde…
Erkeklik taslıyorlar zavallı doyumsuzlar !
Vahşi, ilkel, doyumsuz, medeniyet yoksunu, hayvani ve
gayriinsani bir yaklaşım sonucu…
Değilmi ama, baylar, bayanlar ?
***
Oteller bile 5 yıldıza kadar…
Yıldız sayısı arttıkça fiyatlar da artıyor.
Hiç paranız yoksa bile üzülmeyin…
Allah kerim ve gökteki bütün yıldızlar sizin…
Yakup Yurt ©
Brüksel, 10 Mart 2010
yurtyakup@gmail.com
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
TACİZ
Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14
ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA
İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK
FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK
HATASI MI?
YAŞAMINIZ
NE KADAR İNSANİ
MUTLULUĞUN
FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN
DERTLER
EVLİLİĞİN
RENGİ
NOBEL
Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN
YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN
MİNARE İNŞAATI…
PARA
SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH
DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA
PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM
“HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN
SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e
doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN
GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN
HOROZU
DOĞRU
TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM
Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR
SOHBETİ
Nefret
dolu birliktelikler…
NAZARETH
DAVASI
YAŞASIN
DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN
BÖYLESİ…
ÇETİN
ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA
HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR
VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ
HERMAN…
BAYRAM,
NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL
ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN
BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT
BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ
DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama
Matonge’nin Yıldızı
HEY
OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET
NE DEMEK ?
24
Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN
KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE
BURUK BİR BAYRAM GÜNÜ…
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK
SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE
DOLU 58 YIL
GEMİDE
KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968-
2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24
NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO
MOLTO ADDOLORATİ”
En
büyük terör ırkçılıktır
Doğum
günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu
mu, mayınlı tarla mı
Tarihte
bugün...
Kaptan
Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık
umutsuzluktan besleniyor...
İnanc
düşmanı özgürlük havarisi
Seyir
devleti ve Sarkozy
Rehberlik
nedir, ne değildir
Yoğurt
tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke
Şön Dazlak
Brüksel’de
durum ne?
Medya
diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|