·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


Tarihte ve gelecekte kadının yeri

13 Nisan 1933.
Yani bundan 73 yıl önce annemin doğduğu yıl.
Yüksek Mühendislik Mektebi'ni yani bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi'ni bitiren Sabiha ve Melek Hanımlar diplomalarını aldılar. Her iki kadın mühendis de, kura sonucu Ankara ve Bursa Nafıa (Bayındırlık) İdaresi'ne atandılar.

12 Nisan 2006.
Dünyaca ünlü Reader´s Digest dergisinin 14 Avrupa ülkesinde 26 bin okur üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre Avrupa’nın yüzde 68´i Türkiye’nin Avrupa Birliği´ne katılmasını istemiyor(larmış).

Bir toplumun uygarlaşma düzeyi o toplumda kadına somut olarak gösterilen değerle, yerle, saygıyla, sevgiyle, fırsat eşitliği ile ölçülür. Çağdaşlaşma, çağdaş uygarlık düzeyini yakalama ise bilim, eğitim ve genel anlamda sanatın beslediği sağlam maneviyat ile olur. Bu hedefe varmak yarı aç, yarı cahil bırakılan insanları, özellikle de kadınları, sömürerek varılması mümkün değildir. Onun içindir ki uygarlaşma karşıtı totaliter ideolojiler, her yerde ve her daim, kadını erkeğin emrine amade dört duvar arasına kapatma yoluna gitmişlerdir.

Birkaç göstermelik istisna dışında, çeşitli baskılar sonucunda kadınlarımız okuldan, sanat ve iş dünyasından, siyasetten uzak tutulmuşlardır. Ekonomik bağımsızlığına kavuşamayan kadınlar, dünyanın her yerinde, iki lokma ekmek getireceği sanılarak beklenen ve kutsallaştırılan, kocaya-babaya-erkeğe bağımlı kılınmışlardır. Gelinen nokta ortada, gözler önündedir. Kadının işi gerçekten zor. Erkeğinki bir kere, kadınınki iki kere zor.

Ahh… benim ilk öğretmenim cahil, tatlı anam. Sütünü emdiğim, ninnisini dinlediğim. Ve onun herşeyi bilmek zorunda bırakılan "zavallı" kocası, yani sevgili babam. Erkek adam. Suç ne sende, ne de sende. Size yürütülen yol yanlış olunca, varacağınız hedef zaten daha farklı olamazdı. Tek suçunuz sizi yanlış yolda yürütenlere karşı çıkmamanız. Midelerinize kolayca teslim olmanız. Kesinlikle iyi niyetle, hiç şüphem yok. Belki de farkında bile olamadınız! Olamazdınız… Bir güle kandırıldınız. Hoş sözlere inandınız. "Cennetten çıkma" dayağı yemediğiniz günler şanslıydınız. Çünkü yaygın inanca göre "Sırtınızdan sopa, karnınızdan sıpa" eksik olmamalıydı. "Kızını dövmeyen, dizini döver", "Kızını serbest bırakırsan, ya davulcuya, ya zurnacıya kaçardı". Töreye ve racona uymazdı. Pederşahi, erkek egemen toplumda, kadın birey olmamalıydı.

Halbuki, kadın veya erkek, hiç fark etmez, hedef insanlık olmalıydı.
Kadınlar kadın gibi kadın, erkekler erkek gibi erkek, ama sonuçta herkes insan gibi insan olmalıydı. Olamadı. Zira olması, yine ve hâlâ, belli ideolojilerin işine gelmiyor. Bir toplumun gelişmesini, kalkınmasını, ilerlemesini, kısacası uygarlaşmasını geciktirmek, engellemek veya geriletmek istiyorsan, deha olmana gerek yok. O toplumun kadınını engelleyeceksin. Erkeklerin koyduğu kurallarla, yasalarla. Verdikleri fetvalarla. Hem de riyakarca övgüler düzerek. Onlar bizim anamız, bacımız, yarimiz, namusumuz, her şeyimiz nutukları atarak. Fiiliyatta tam tersini yaparken.

Doğru söylemiş şair Nazım Hikmet : "
Ve kadınlar/bizim kadınlarımız:/korkunç ve mübarek elleri/ince küçük çeneleri, kocaman gözleriyle/anamız, avradımız, yârimiz, /ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen/ve sofradaki yeri/öküzümüzden sonra gelen,/ ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız,/ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki,/ ve karabasana koşulan/ve ağıllarda/ışıltısında yere saplı bıçakların /oynak ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan/kadınlar/bizim kadınlarımız." "Şu Çılgın Türklerin" analarının cefakarlığı sayesinde kazanılan bağımsızlık ve ardından kurulan Cumhuriyet. Mühendis Sabiha ve Melek hanımların belki annesi, ablası, teyzesi, halası, köylüsü, uzak-yakın akrabası…Kim bilir?

13 Nisan 2006
Kırk yılı aşkın bir zamandan beri milyonlarca Türk insanı Avrupa'da yaşıyor. Avrupalıyı döner kebaba, dürüme, göbek dansına, Akdeniz sahillerinde her şey dahil beleş turizmine alıştırdık, ama kendimize alıştıramadık.

Dediğim gibi istisnalar kaideyi bozmaz. Tek tük başarı örnekleriyle beni yalanlama yoluna gitmeyin hemen. Ben herşeye rağmen yapılanlardan bahsetmiyorum. Yapılmayanların hesabını soruyorum. Miktarı yeterli bulmuyorum. Ben para konuşmuyorum. Uydurmuyorum : Yaşadıklarımı kendi duygularımla aktarmaya çalışıyorum. Özeleştiri yapıyorum. Hesap veriyorum. Herkesi biraz samimi, dürüst ve gerçekçi olmaya çağırıyorum.

Çok iyi bilmektesiniz ki, günümüz Avrupa’sı kırk yıl önceki Avrupa değil. Niteliksiz insana iş ve yer yok acımasız küreselleşme sürecinde. "Kestane kebap, ya da yandı gülüm keten helva." Manzara hiç iç açıcı değil. Gel de çık bakalım işin içinden. Yanlış hesap Bağdat'tan döndü. Utanmazlar adına ben senden özür diliyorum Atam. Gerçekten, suçum varsa affet!

Brüksel, 12 Nisan 2006

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Yurt
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mahmut Aşkar
Kapak Olmayın Yeter!
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Nuran Yelkenci
Sen de Haklısın, Sen de Haklısın, Sen de!
M. Ali Aladağ
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Yeltsin’in Rusyası ve Erdoğan’ın Türkiyesi
Haldun Çancı
İsyanın Garip Gerçekleri
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Ali Kılıçarslan
Made in Germany
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Sebahattin Çelebi
zifirî
Fikret Ekin
Oyun İçinde Oyun mu?
Orhan Aras
Çok acıtıyor değil mi?
Ozan Yusuf Polatoğlu
Vicdan Testi
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç