|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yurtyakup@gmail.com
|
UZLAŞAMAYAN BELÇİKALILAR ARASINDA SIKIŞMIŞ SESSİZ VE ÇARESİZ
GÖÇMENLER...
Bilindiği gibi Belçika çok toplumlu, çok dilli, çok dinli,
çok etnik gruplu, karmaşık bir ülke. Böyle bir ülkede
siyaset yapmak zor, hatta çok zor, bir uğraş...
Zira uyulması gereken hassas dengeler var.
Ve sorunları çözmek ancak ve ancak şiddete başvurmaksızın,
barışçıl, müzakereci ve hukuk metnine dönüştürülmüş
uzlaşmalarla mümkün.
Başka türlü uygar bir AB ülkesi olunamıyor çünkü.
Oyunun kuralı bu ve bu kurala şu ana kadar herkes uydu.
***
İşte bu zor koşullarda Elio Di Rupo başmüzakerecilik
görevini üstlendi.
Başarsaydı başbakan olacaktı, başaramadı, istifasını Krala
sundu ve görevden azlini istedi.
Zaten görevinin başından beri uzlaşmaz görüşleri
uzlaştırmaya çalışacağını söylüyordu.
Bir yandan, N-VA’nın büyüklüğü ve ağırlığı altında ezilen ve
bütün yetkileri bölgelere aktararak Federal Devletin içini
boşaltmaya çalışan Flaman partilerinin görüşleri.
Diğer yandan, yetkiler geniş çapta bölgelere devredilse bile
güçlü bir Federal Devletin devamından yana olan Frankofon
partilerinin görüşü.
Elio Di Rupo’nun asli görevi bu iki görüş arasında bir denge
bulmaktı.
Buldu ama, bulduğu denge Bart De Wever’e uymadı.
Hayır demek tabii ki onun da hakkı.
Onun sakin bir yüz ifadesiyle, ısrarla, inatla sürekli hayır
demesi kararlı, ne istediğini bilen bir adam imajı vermesini
sağlıyor.
Yani, ayrılıkçı projesini adım adım ve tutarlılıkla
uygulayan bir adam.
Madalyonun öbür yüzünde müzakerelerde uzlaşmayan adam gibi
algılanma riskini de var. Halbuki Belçika’nın kaderi
kaçınılmaz olarak yapılacak müzakereler sonunda
belirlenecek. Hiçbir toplum hiçbir topluma görüşünü
dayatamayacak.
Bunu Bart De Wever bilmiyor mu ?
Pekala biliyor.
Ama sadece onun ve yakın çevresinin bilip te bizim
bilmediğimiz birşeyler olduğu da gün gibi aşikar.
Bu müzakerelerde Frankofonlar çok çektiler.
Bay De Wever’in kaprislerine katlandılar, korkak dilenci
rolünü oynamaktan kaçınmadılar.
Fakat sabrında bir sonu var, yeterse yeter, nefret bir
müzakere aracı olamaz dediler, diyebildiler.
***
Flamanların daha fazla özerklik talebine evet.
Bir şartla : Flamanlar da Frankofonların istikrarlı ve
tutarlı federal bir yapıyı muhafaza etmeyi kabul etsinler.
Hiçbir anlaşma bu çerçevede mümkün değilse bay De Wever
gerçek niyetini söylesin.
Bu istediği Flaman Bölgesinin bağımsızlığı da olsa...
O zaman herkes başının çaresine bakar ve belki de, istemeye
istemeye de olsa, o konuyu da görüşmeye başlar.
Zorla güzellik olmaz.
***
Brüksel’de doğup, büyüyüp, yaşayan, çalışan, vergi veren, ne
Flaman, ne Valon, kâh Frankofon, kâh Nerlandofon, bazen iki
dilli, yabancı kökenli binlerce Belçikalıdan haberiniz var
mı ?
Onların Brüksel ve dolayısı ile Belçika ekonomisine
katkılarını uzmanlar muhakkak hesaplamışlardır.
Yapmak zor, yıkmak kolaydır.
Bazı soruları şu an sorup suyu daha fazla bulandırmak
istemiyorum.
Ama bazılarının yabancı kökenli oyları çantada keklik gibi
görme alışkanlığından vazgeçmesinin zamanı hızla yaklaşıyor.
Sizin mantıksız kavgalarınız yüzünden, Brüksel Bölgesi hak
ettiği finansmana kavuşamıyor ve bu yüzden Brüksel’deki Türk
ve Fas kökenli Belçikalı çocuklar kaliteli eğitim
alamıyorlar. Sonra da utanmadan işsiz olduklarından, Belçika
sosyal sigorta sistemini sömürdüklerinden, çok suç
işlediklerinden bahsederek ırkçı beyanlar veriyorsunuz.
Güzel bahçeleri ve çiçekleri herkes sever.
Ama bahçıvanın maaşını ödeyecek ödenek yoksa, bahçe kurur ve
çiçekler solar...
Bizler de Belçika’da yaşayan bütün Belçikalılar kadar
Belçikalıyız.
***
Kökenimle, geçmişimle sorunum yok.
Kimlik krizi de yaşamıyorum.
Kendisiyle barışık, kompleksiz biriyim.
Doğuşta seçmediğim hiçbir özelliğimi üstünlük sebebi olarak
sunmuyorum.
Bu ülkede huzur ve barış içinde mutlu yaşamaktan başka
derdim yok.
İstense de istenmese de, beğenilse de beğenilmese de
buradayım, burada kalıcıyım.
Unutma ki sen beni yerden yere vururken, benim oğlum senin
kızınla veya benim kızım senin oğlunla çıkıyor, anlaşıyor,
kaynaşıyor...
Doğa kuralları gereği, olması gereken oluyor.
Vatan kolay kurulmuyor hiçbir yerde.
Herkes birilerinin yabancısı.
Önce göç ediliyor istemeye istemeye, geride bıraktıklarını
istese de unutamıyor insan.
Sonra alışılıyor yavaş yavaş...
Birkaç kelimeden oluşan ilkel bir dil öğreniliyor.
Her yabancı dilde ilk öğrenilen deyim «Seni seviyorum»
oluyor nedense...
Sevmek ve sevilmek, yemek ve içmek kadar önemli.
***
Uyum çok geniş kapsamlı bir kavram.
Tam bir sepet-kelime.
Ne koyarsan koy içine !
Mademki uygar, sanayileşmiş, gelişmiş, insan haklarına
saygılı göç alan demokratik bir toplumsun, o halde seni
direkt olarak faşizme götürecek popülizme taviz verme ve
yeni Belçikalıları eğit, nitelikli kıl, uyum sağlamalarını
kolaylaştırıcı önlemleri al !
Senden beklenen bu.
Oy avcılığını bırak, gerçek sorunlara eğil.
Bugün veya yarın bizi ayıracak ve belki de karşı karşıya
getirecek bir sürü fark(lılık) bulursun, vardır ve
olacaktır.
Çoğulcu, katılımcı, paylaşımcı ve dayanışmacı toplum
gereği.
Önemli olan insanlıkta buluşmak.
Zira insan olamadıktan sonra, ha Türk olmuşum, ha Belçikalı
; ne fark eder?
Olay, benim açımdan bu kadar kolay !
Bilmem anlatabildim mi ?
Yakup Yurt (c)
Umurbey-Gemlik, 9 Eylül 2010
yurtyakup@gmail.com
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
UZLAŞAMAYAN
BELÇİKALILAR ARASINDA SIKIŞMIŞ SESSİZ VE ÇARESİZ
GÖÇMENLER...
Laeken
komplosu gerçek mi ?
YURT’TAN
KIRIKKANAT’A YANIT...
Rüya
mı, Kabus mu? Dans mı, Düello mu?
Belçika’da
Siyasi Akrobasi...
Seçtiklerimiz
bizi nereye götürüyor?
BRÜKSEL
ADLİYESİ’NDE ÇİFTE CİNAYET…
FACEBOOK’TA
FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
19
MAYIS 1919 – 19 MAYIS 2010 : NE DEĞİŞTİ?
KİMLİK
Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN
DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE
THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM
KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski
Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN
23 NİSAN
2030’DA
BRÜKSEL …
BATI
SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ
TERCÜMANDA…
YAZMA
NEDENLERİM
GÖÇ,
HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ
Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14
ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA
İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK
FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK
HATASI MI?
YAŞAMINIZ
NE KADAR İNSANİ
MUTLULUĞUN
FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN
DERTLER
EVLİLİĞİN
RENGİ
NOBEL
Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN
YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN
MİNARE İNŞAATI…
PARA
SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH
DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA
PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM
“HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN
SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e
doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN
GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN
HOROZU
DOĞRU
TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM
Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR
SOHBETİ
Nefret
dolu birliktelikler…
NAZARETH
DAVASI
YAŞASIN
DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN
BÖYLESİ…
ÇETİN
ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA
HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR
VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ
HERMAN…
BAYRAM,
NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL
ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN
BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT
BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ
DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama
Matonge’nin Yıldızı
HEY
OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET
NE DEMEK ?
24
Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN
KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE
BURUK BİR BAYRAM GÜNÜ…
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK
SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE
DOLU 58 YIL
GEMİDE
KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968-
2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24
NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO
MOLTO ADDOLORATİ”
En
büyük terör ırkçılıktır
Doğum
günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu
mu, mayınlı tarla mı
Tarihte
bugün...
Kaptan
Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık
umutsuzluktan besleniyor...
İnanc
düşmanı özgürlük havarisi
Seyir
devleti ve Sarkozy
Rehberlik
nedir, ne değildir
Yoğurt
tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke
Şön Dazlak
Brüksel’de
durum ne?
Medya
diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|