|
DÜŞÜNÜYORUM,
ÖYLEYSE VARIM (Descartes)
Ben siyaset bilimci değilim. Siyasetçi hiç değilim;
olmadım, olamam. Lâkin siyaseti yakından izlerim ve
siyaset genel kültürüm vasatın üzerindedir. Paranın
bilgi ve beceriye egemen olduğu dünyamızın
siyaset otobüsünde, direksiyonda oturan kaptanın nereye
götürdüğünü bilmeden ayakta yolculuk etmeye razı
onca insan arasında olmayı kendime yakıştıramam.
Kendi yolumda kendimce yürürüm. Oturanlar ve ayaktakiler
ayrımı kimsenin haketmediği bir aşağılama
içerir bence. Oturanlar niçin oturur, ayaktakiler niçin
oturamaz? Niçin sofrada yer yoktur herkese?
Anlamaya
çalışmak gerekir! Bu amaçla okumak, gezmek, görmek,
dinlemek, araştırmak, incelemek, karşılaştırmak
gerekir kanısındayım. Yoksa şu partiyi bu
partiyi, futbol takımı gibi bağnazca tutarsınız,
üç-beş sloganı sürekli tekrarlarsınız,
bilmem kaç yılda bir oyunuzu ölene kadar değişmeyecek
partinize verirsiniz… Sonra da gelinen başarısız
noktayı açıklamak amacıyla geçmişten suçlular
arar ve bulursunuz. Ve en büyük ………. siz oluverirsiniz!
Gönlünüz ve vicdanınız rahatlar! Birileri malı götürür, it
ürür kervan yürür, malı alan Üsküdar'ı geçer,
minareyi çalan kılıfını hazırlar,
yavuz hırsız ev sahibini bastırır, dün dündür
bugün bugündür derken birden bir dostunuzla karşılaşınca
koyu bir muhabbete dalarsınız! İlk sorunuz ise
"Ne olacak bu memleketin hali?" dir…
Düşünen
siz olmadığınıza göre,
sizin iyiliğinizi sizden daha iyi düşünen
birileri çıkar hep. Zira "siz
siyasetle ilgilenmeseniz bile, siyaset sizinle ilgilenir"
der bir Fransız yayınevinin sloganı. Sizin
fikriniz, görüşünüz, kanaatiniz sorulmaz çoğunlukla.
Hasbelkader sorulduğunda ise sizden beklenilen yanıtı
vermezseniz bozulurlar ve kızarlar size. AB Anayasası
için yapılan halkoylamasında Fransa'da ve
Hollanda'da olduğu gibi…
Bir
de "kanaat önderleri" türedi
son zamanlarda. Kanaat bende, ama önder hep başkası nedense.
Vay beyin hırsızları vay! Hangi hakla sahip çıkarsınız
benim henüz oluşma fırsatı bulamamış,
oluşma sürecinde Kopenhag
kriterlerine uygun olarak, "ucu
açık bir şekilde" hızla gelişen
kanaatlerime. Hadi kibarca "tribün önderi"
tabir edilen amigom maçlarda istediği gibi yönlendiriyor
ifade özgürlüğümü. Ağzımdan taşan ve
niyetini aşan sözlerimin düdüklü muhatabının
üç kez anons yaptırma yetkisi olduğunu
bilmiyorsunuzdur muhakkak? Yetkisini kullansın efendim;
"elinde
düdük, dediği dedik"!
Yorum meselesi…
İşin içine yorum girdimi, kavga başlıyor.
Çünkü herkes, herşeyi, kendine göre, işine geldiği
gibi yorumluyor. Kavramlar sağından solundan çekilip
sakız gibi uzatılıyor; sonra da "bu
budur" denilip son nokta konuluyor, sonra yerlere
atılıyor, üzerine basanların tabanlarına
yapışıyor. Sonra "ayıkla pirincin taşını"
Bursalı aşçı Mahmut!
Sonuçta
farklı göz(lük)lerle
de baksak, nerdeyse aynı şeyleri görmüyoruz.
Yelkovan akrebi peşinden acımasızca sürüklüyor
ve akrep hiçbir zaman onu sokma zevkine erişemeyeceğini
düşünmek bile istemiyor. Dünya dünüyor, şafak
ve tan yarışıyor, mevsimler renklerini
sergiliyor, fakirler "ince
ince" üşüyerek ölüyor (maalesef), insanlığın
ortak acılarına karşı hayal tacirleri
soyut duygular pazarlamaya devam ediyor; izafi ile mutlak çatışmaya
devam ediyor. Herkes kendi bireysel tarihinin ürünüdür bir
anlamda. Ve doğarken seçmediğimiz bir sürü özelliğimizle
öğünüyoruz utanmadan!
Bizi bizden ayıran / Bizi aramızda savaştıran
/ Tüm dil, din, köken ve renk / Farklılıklarına
rağmen / Hepimiz mutlu olmak için / Fani dünyaya gelmiş
/ Sürekli arayan / Ve çoğu kez bulamayan / Paylaşmayı
öğrenmedikçe / Savaşarak birer birer ölecek / Barış
türküleri ile avunan / Zavallılarız…demişim 2000 yılının sonunda yazdığım
"Sorgulayan İnsan, Sorguladığı
İnsanlık" başlıklı bir
şiirimin bir bölümünde.
Ahh…bir
de insan gibi insan olabilsek!
Brüksel-31.12.2005
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık
Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|