·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


DÜŞÜNÜYORUM, ÖYLEYSE VARIM (Descartes)

     Ben siyaset bilimci değilim. Siyasetçi hiç değilim; olmadım, olamam. Lâkin siyaseti yakından izlerim ve siyaset genel kültürüm vasatın üzerindedir. Paranın bilgi ve beceriye egemen olduğu dünyamızın siyaset otobüsünde, direksiyonda oturan kaptanın nereye götürdüğünü bilmeden ayakta yolculuk etmeye razı onca insan arasında olmayı kendime yakıştıramam. Kendi yolumda kendimce yürürüm. Oturanlar ve ayaktakiler ayrımı kimsenin haketmediği bir aşağılama içerir bence. Oturanlar niçin oturur, ayaktakiler niçin oturamaz? Niçin sofrada yer yoktur herkese? 

     Anlamaya çalışmak gerekir! Bu amaçla okumak, gezmek, görmek, dinlemek, araştırmak, incelemek, karşılaştırmak gerekir kanısındayım. Yoksa şu partiyi bu partiyi, futbol takımı gibi bağnazca tutarsınız, üç-beş sloganı sürekli tekrarlarsınız, bilmem kaç yılda bir oyunuzu ölene kadar değişmeyecek partinize verirsiniz… Sonra da gelinen başarısız noktayı açıklamak amacıyla geçmişten suçlular arar ve bulursunuz. Ve en büyük ………. siz oluverirsiniz! Gönlünüz ve vicdanınız rahatlar! Birileri malı götürür, it ürür kervan yürür, malı alan Üsküdar'ı geçer, minareyi çalan kılıfını hazırlar, yavuz hırsız ev sahibini bastırır, dün dündür bugün bugündür derken birden bir dostunuzla karşılaşınca koyu bir muhabbete dalarsınız! İlk sorunuz ise "Ne olacak bu memleketin hali?" dir… 

     Düşünen siz olmadığınıza göre,  sizin iyiliğinizi sizden daha iyi düşünen birileri çıkar hep. Zira "siz siyasetle ilgilenmeseniz bile, siyaset sizinle ilgilenir" der bir Fransız yayınevinin sloganı. Sizin fikriniz, görüşünüz, kanaatiniz sorulmaz çoğunlukla. Hasbelkader sorulduğunda ise sizden beklenilen yanıtı vermezseniz bozulurlar ve kızarlar size. AB Anayasası için yapılan halkoylamasında Fransa'da ve Hollanda'da olduğu gibi… 

     Bir de "kanaat önderleri" türedi son zamanlarda.
Kanaat bende, ama önder hep başkası nedense. Vay beyin hırsızları vay! Hangi hakla sahip çıkarsınız benim henüz oluşma fırsatı bulamamış, oluşma sürecinde Kopenhag kriterlerine uygun olarak, "ucu açık bir şekilde" hızla gelişen kanaatlerime. Hadi kibarca "tribün önderi" tabir edilen amigom maçlarda istediği gibi yönlendiriyor ifade özgürlüğümü. Ağzımdan taşan ve niyetini aşan sözlerimin düdüklü muhatabının üç kez anons yaptırma yetkisi olduğunu bilmiyorsunuzdur muhakkak? Yetkisini kullansın efendim; "elinde düdük, dediği dedik"! Yorum meselesi…

     İşin içine yorum girdimi, kavga başlıyor. Çünkü herkes, herşeyi, kendine göre, işine geldiği gibi yorumluyor. Kavramlar sağından solundan çekilip sakız gibi uzatılıyor; sonra da "bu budur" denilip son nokta konuluyor, sonra yerlere atılıyor, üzerine basanların tabanlarına yapışıyor. Sonra "ayıkla pirincin taşını" Bursalı aşçı Mahmut!

     Sonuçta
farklı göz(lük)lerle de baksak, nerdeyse aynı şeyleri görmüyoruz. Yelkovan akrebi peşinden acımasızca sürüklüyor ve akrep hiçbir zaman onu sokma zevkine erişemeyeceğini düşünmek bile istemiyor. Dünya dünüyor, şafak ve tan yarışıyor, mevsimler renklerini sergiliyor, fakirler "ince ince" üşüyerek ölüyor (maalesef), insanlığın ortak acılarına karşı hayal tacirleri soyut duygular pazarlamaya devam ediyor; izafi ile mutlak çatışmaya devam ediyor. Herkes kendi bireysel tarihinin ürünüdür bir anlamda. Ve doğarken seçmediğimiz bir sürü özelliğimizle öğünüyoruz utanmadan! 

     Bizi bizden ayıran / Bizi aramızda savaştıran / Tüm dil, din, köken ve renk / Farklılıklarına rağmen / Hepimiz mutlu olmak için / Fani dünyaya gelmiş / Sürekli arayan / Ve çoğu kez bulamayan / Paylaşmayı öğrenmedikçe / Savaşarak birer birer ölecek / Barış türküleri ile avunan / Zavallılarız…demişim 2000 yılının sonunda yazdığım "Sorgulayan İnsan, Sorguladığı İnsanlık" başlıklı bir şiirimin bir bölümünde.

     Ahh…bir de insan gibi insan olabilsek!

Brüksel-31.12.2005 

 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Yurt
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Seyyid Ahmet Arvasi'nin Anısına
Mahmut Aşkar
Asrın İdrakine İslâm’ı Söyletmek
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
M. Ali Aladağ
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Yılmaz Kuzucu
Aküyü doldurmak
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Üzeyir Lokman  Çaycı
Sana " Bir Gecede Kal" Demem
Nuran Yelkenci
Hayal Gücü Sınırlarının Ötesinde...
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç